AMASYALI HAFIZ SEBATİ DİVANI

SEBÂTÎ
(HÂFIZ MEHMED SEBÂTEDDÎN)
DÎVÂNI
(İnceleme-Metin)

Hazırlayan
Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

2018

HÂFIZ MEHMED SEBÂTE’D-DÎN DÎVÂNI

Eser
Hâfız Mehmed Sebâte’d-dîn

Me‘ârif Vezâret-i Celîlesinin Ruhsatıyla Tab‘ Olunmuşdur

Dersa‘âdet

(Mahmûd Bey) Matba‘ası- Bâb-ı ‘Âlî Civârında Ebu’s-Su‘ûd
Caddesinde Numara 37
1307

İçindekiler
SEBÂTÎ’NİN HAYATI 6
SEBÂTÎ’NİN EDEBÎ YÖNÜ 17
MİR HAMZA NİGÂRÎ ETKİSİ 22
SEBÂTÎ’NİN MİR HAMZA NİGÂRÎ’YE NAZİRELERİ 22
SEBÂTÎ’NİN ŞİİRLERİNDE İÇERİK VE SANATLI SÖYLEYİŞLER 27
DİVAN HAKKINDA 43
METİN 47
KAYNAKÇA 229
EKLER 232

SEBÂTÎ’NİN HAYATI

Doğumu 1264(1848) Azerbaycan/Kutkaşın , Ölümü 1320(1901)Amasya.
Doğum yeri hakkında üç rivayet mevcuttur. Amasya Tarihi’nde Hüseyin Hüsameddin, 1264 (1848)’te “Azerbaycan’ın Şirvan bölgesi, Şeki kazası, Kutkaşın nahiyesinden Abdulkerim Efendi bin Hacı Mikail’in oğludur. Babası Mir Hamza Nigârî ile Şirvan’dan kalkıp Erzurum’a geldiği ve burada bir süre ikamet ettiği sırada doğmuştur” , demektedir. Fahreddin Ağabali ise onun Kutkaşın’da doğduğunu, ailesiyle Erzurum’a göç ettiğini yazmaktadır. İbnülemin Mahmud Kemal İnal ise bu hususta Hüseyin Hüsameddin’i doğrulamaktadır; ancak doğum yerini Kars olarak belirtmektedir: “Hicri 1266/Miladi 1850’de Rus mezaliminden kaçarak Kars’a hicret ederler.” Görüldüğü gibi doğum tarihi de kaynaktan kaynağa farklılık göstermektedir; 1264/1848 veya 1262/1846 gibi. Ağabali onun doğum tarihini vermezken Amasya Tarihi’nde, Hüseyin Hüsameddin 1264/1848 tarihinden bahsetmekte, Vasfi Mahir Kocatürk de onu destekler mahiyette 1264/1848 tarihini kabul etmektedir. İnal’ın 1262/1846 tespiti açıklamaya muhtaçtır. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi de 1262/1846 tarihini ortaya atmaktadır. Bizim bu konudaki görüşümüz Amasya Tarihi yazarı Hüseyin Hüsameddin Yasar’a tâbi olmanın en doğru karar olacağı yönündedir; çünkü Yasar, Sebâtî ile aynı şehirden olmanın verdiği bir avantaja ve yaklaşık aynı yıllarda yaşama gibi bir fırsata sahipti.
Bu durumda Sebâtî’nin doğumu ile ilgili şu yargıya varmamız mümkündür:
Sebâtî, günümüzdeki adı Gabala/Kebele olan Azerbaycan’nın kuzeyindeki Şeki şehrine bağlı Kutkaşın kentinde 1264/1848’de dünyaya gelmiştir.
Azerbaycan’dan ayrıldıktan sonra önce Kars’a sonra Erzurum’a hicret ettiklerine dair bilgi de kaynaklarda farklılık göstermektedir.
İnal, onun Kars’ta doğup ailesiyle, 1846-1850 yılları arasında orada kaldığını 1248/1850’de Erzurum’a geçtiğini ve oradan da 1867’de Amasya’ya gittiğini belirtir. Ailesinin Kars’ta bir süre kaldığına dair Ağabali’de ve Hüseyin Hüsameddin’de bir kayıt yoktur. İki yıllık doğum tarihi farkı da zannımızca bundan kaynaklanmaktadır.
Rusların Azerbaycan’ı işgali üzerine, özellikle Kuzey Azerbaycan’daki Müslüman ahali bir karar vermek zorunda kalmıştır. Ya vatanlarında kalıp çocuklarının Rus ordusunda, Osmanlı’ya karşı savaşmasına razı olacak ya da sonuna kadar direnip en son Osmanlı’ya hicret edeceklerdi. Mir Hamza gibi millî ve dinî hassasiyeti yüksek insanların etrafında toplanan insanlar ikinci yolu seçmiştir. Bu direnişle ilgili yine Ağabali, Mir Hamza Nigârî Kuzey Azerbaycan’da Ruslara karşı direnişi teşkilatlandırırken, “Ben burada Cuma namazı kılmam, çünkü burası Hıristiyan işgali altındadır ya bu işgali bitirin ya da hicret edin.”dediğini belirtir.
Aynı dönemde Anadolu’ya aynı sebepten göçmüş olan Sefer Efendi de şöyle demektedir: “Ben bu altı oğlumu Rus ordusuna katıp Osmanlıyla harp etsin diye büyütmedim.” Tâlibî adlı bir şairin babası olan Sefer Efendi, devrin en temel ikilemini böylece ifade etmiştir.
Bu yıllarda Kutkaşın’da kalıp Ruslarla mücadele yerine anlaşmayı tercih eden bir örnek vermek istersek her halde en çarpıcısı Kutkaşınlı İsmail Bey’dir. İsmail Bey bu seçimi sonrası Rus ordusunda Osmanlı’ya karşı savaşmış bir general olmuştur. Son yıllarında istifa edip yurduna dönmesi ve büyük bir hikâye yazarı olması onun bu ikilemi hayatı boyunca yaşadığını göstermektedir.
Bu göçün temel sebebi Azerbaycan’daki Rus baskısıdır. Azerbaycan’dan baskı yüzünden binlerce Azerbaycan Türk’ü hicret etmek zorunda kalmıştır. İlk göçler İsmail Siraceddin Şirvânî zamanında gerçekleşmiştir.
Azerbaycan’dan Amasya’ya, genel olarak da Anadolu’ya, üç ana göç akımı olmuştur. Bunlar,
İsmail Şirvânî ile başlayan göçler (1828-1848),
Mir Hamza Nigârî ile başlayan göçler (1840-1885),
Hacı Mahmut Efendi ile başlayan göçlerdir (1874-1891).
1820’lerde İsmail Şirvânî ile başlayan, 1850’lerde Mir Hamza ile hızlanan ve 1870’lerde Hacı Mahmut Efendi ile son akını gerçekleşen bu göç macerası, temelde Rus işgalinin neticesidir. Bu işgal, 1813’te gerçekleşen Türkmençay anlaşması ile kesinleşmiştir. Anlaşma gereği Azerbaycan’ın kuzeyi Ruslara, güneyi İran’a paylaştırılmıştır. Anlaşmaya itiraz eden her hareket ve kişi düşman ilan edilmiş ve Azerbaycan’da yaşaması imkânsız kılınmıştır. Bu durum 1920’lere kadar Azerbaycan’dan Anadolu’ya göçlere neden olmuştur.
Bu durumda, Sebâtî de bu göçlerin Mir Hamza Nigârî döneminde gerçekleşenlerine katılmış olmaktadır.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi Sebâtî, Erzurum doğumlu kabul edilir. Fahreddin Ağabali ise, onun Kutkaşın kentinde doğduğunu ve ailesi ile Erzurum’a hicret ettiğini belirtir. Orada bir süre yaşamış ve ilim tahsil etmiştir. Hafızlığını burada tamamlamıştır. Amasya’ya büyük kardeşi İlhamî ile geldiğini Fahreddin Ağabali’nin eserinden anlayabilmekteyiz. “Hakikatleri gönül gözü ile bilen Mir Hamza’nın ne içinse hatırına değmiş ve onun ‘Seni bu bâbda rüsvâ-yı cihân ederdim; lakin şimdi seni İlhâmî’ye kurban ettim.’ haberdarlığına karşı özür istemiş…” ifadesinden bunu çıkarabilmekteyiz. Ağabali, dipnotta “İlhâmî, Sebâtî’nin büyük kardeşidir. Mahviyetkâr, diyânetli, hoş sohbet, meclislerin süsü bir zat idi.” der.
Gençlik yıllarının sonunda Amasya’ya gelmiş ve o sırada İsmail Siraceddin Şirvânî’nin türbesi, camiye dönüştürüldüğü için bu caminin imamı olarak görev verilmiş ve yine bu cami ve türbe civarında ikamet etmiştir. Bu türbe, Yukarı Türbe olarak bilinmektedir ve Şamlar Mahallesi nin üstünde Amasya Kalesi’ne doğru yerleşmiştir. Bu türbe halk tarafından o dönemde yoğun şekilde ziyaret edilmekteydi. “Bu sebepten kendisine Türbeli Hafız denmiştir. 1314 (1897)’te Amasya mekteb-i idâdîsi Farsça öğretmeni olmuş ve daha sonra Türbe’de güzel sesi ile müezzinlik yaparak hayatını devam ettrimiştir. On yıl kadar türbedarlık görevini sürdüren Sebâtî, 1321(1902)’de vefat etmiştir.”
Âlim, halim selim, şair, edip, güzel konuşan, gayet latifeli, yakışıklı, kerem sahibi, yardım sever bir kişi olarak bilinir. “Kendisine Hafız Sebateddin Mehmed Efendi denirdi.” Ağabali de onun özelliklerini benzer şekilde aktarır: “Fıtrî istidadı sayesinde kendisini göstermiş olan bu zat orta boya yakın, dolgun denebilecek bir vücuda sahip idi. Ak ve sık sakallı, gözleri büyük, kaşları gözlerinin üzerine kadar dökülmüş ve kalın, başı büyük, şuh meşrep, latife sever, güler yüzlü, açık simalı bir zat idi. Sebâtî her zaman güler yüzlü olup tebessüm ederdi. Onun yüzünü hiç kimseye ekşittiği görülmemiştir. En müteessir olduğu zamanda bile ‘hay külhanî’ sözünden başka bir söz sarf etmediğini bizzat müşahede ettim.”
Ağabali’nin Hüma-yı Arş adlı eserinde Sebâtî’nin talebelik ve gençlik dönemine ait şu hatıralar dikkat çekmektedir:
“Talebeliği esnasında Çankırılı Salih Efendi adlı birisi Dürr-i Muhtar okuturmuş. Sebâtî ya zaruretten ya tesadüfen bu hocanın bir dersine iştirak etmiş. Hoca yeni başlattığı kitabın mukaddimesini okurken müellifin ‘Birinci cüzü tebyiz etti mi temize çıkardım.’ manasını ifade ederek ‘Beyyaztü’l-cüze’l-evvele’ ibaresini ‘Bıdeti’l-cüzü’l-evvele’ (Birici cüz yumurtladı) okuduğunu görmüş. Dersten çıktığında yoldaşlarına hitaben ‘Bu hoca birinci cüzü yumurtlatdı sabahki dersteki ‘illâ mâ nudire’ kelimesini de (illamandır) diye okuyacaktır. Ben de o zaman cevabında ‘Aha sana bir koca nadır’ diyeceğim, diye kolu ile göstermesi muhterem zatlar arasında darb-ı mesel hükmüne girmiştir. Birisi yanlış mübalağalı bir ifade söylediğinde ‘Cüz-i evveli yumurtlattı’ birisine kinayeli mükâfat takdim etmek lazım geldiğinde ‘Aha sana bir koca andır’ demek çok yayılmıştı.”
Sebâtî’nin gençliğinde söylediği, darb-ı mesel haline gelen ilginç sözlerinden biri de şudur: “Sebâtî’den nefret bildiren bir şiir söylemesini istemişler. Sebâtî ‘kara’ sıfatı ilave edilerek adları yadedilen bazı kişileri göz ününe getirerek;
Kar yagdı kara kargaların kara günüdür
Ger kargalar ölse kamu halkın dügünüdür
demiştir.”
Onun dürüstlüğünün bir göstergesi olarak şu anısı da Ağabali tarafından kaydedilmiştir:
“Sebâtî birkaç yoldaşı ile aşar (öşür vergisi) toplamaktaymış. Talihleri öyle bir hale düşürmüş ki zarar etmişler. Ortaya çıkan zarar bunların ödeyebilecekleri miktarın çok üzerinde imiş. O zaman mevcut servetlerini vermekle birlikte büyük miktarda borçları kalmış. Yoldaşları bu borcun ona ait olduğunu resmen kabul etmesini istemişler. Bunun da sebeb olarak diğer yoldaşların memurluğuna zarar gelmesi ihtimali ileri sürülmüş. Sebâtî kabul etmiş. Yapılan haberleşme sonucunda Sivas’a istenilmiş, defterdarlık tarafından geçirilen sorgu neticesinde bu borçların bütünün ona ait olduğunu ve ortaklarının hiçbir borcu olmadığını söylemiş. Sebâtî’nin samimi itirafı karşısında defterdar biraz düşünerek ‘Haydi git be, başkasının hayrı için kendisini tehlikeden korumayan bir adama ilk kez tesadüf ediyorum. Meselenin gidişatı bence gayri resmi surette tamamen anlaşılmıştır. Fakat ne yapayım ki itirafın karşısında elim kolum bağlıdır. Devlet senden alacağı pul için senin mahkumluğuna yüz tutmaktan uzaktır.’demiş ve Sebâtî’yi serbest bırakmış. Sivas’tan geri dönüş masrafı da bazı memurlar tarafından karşılansa da yol harçlığı Tokat’ta tükenmiş, elinde kalan son pulla o zamanki Sivas valisine:
Ey âlî kerem gönder bize nakd-i necâtı
Müstagrak-ı deryâ-yı duyûn oldı Sebâtî
diye bir telgraf çekmiş. Valinin de bu telgrafa mükâfat olarak 30 lira göndermiş olduğu rivayet olunur.”
Sebâtî’nin doğruyu eğip bükmeden söylediğine dair şu anekdot da ilginçtir: “Bir gün Hazret-i Mevlânâ’nın (İsmail Şirvanî) türbesinde ikamet etmekte olan Hacı İsa Efendi’nin yanına Amasya mutasarrıfı (vali) ile şeyhi- ki Helvacı Şeyh adı ile meşhur idi- gelmişler. Hacı İsa Efendi ile mutasarrıf vahdet-i vücuda dair sohbet ederken şeyh, sohbet ettiği kişinin hangi derecede olduğundan habersiz olması yüzünden birdenbire aceleci bir ifade ile (bu meselede iş kesin küfre çıkar) diye haberdar etmiş. Mutasarrıf kendisine yönelen küfür meselesinden mütessir olmuş ama bir şey söylememiştir. Yaşça küçük ve mecliste hizmetçi vazifesi icra eden Sebâtî, derhal bir şeyler karalayıp Hacı İsa Efendi’ye vermiş, İsa Efendi’nin tebessümünden şüphelenen mutasarrıf kâğıdı isteyerek almış. Kâğıtta;
Vücûd-ı mutlakın sırrın ne bilsin merd-i helvacı
Anı mahv-ı vücûd olmış fenâfillâhlardan sor
nazmını görmüş. Sebâtî’nin bu manzumesi tesirsiz kalmamış ki mutasarrıf ondan sonra şeyhine karşı evvelki teslimiyetten uzaklaşmış.”
Fahreddin Ağabali, Hüma-yı Arş adlı eserinin Sebâtî’ye ayırdığı bölümünde bir de Mir Hamza’nın İsmail Şirvânî Türbesinde dua hadisesine yer verir. Bu dua bir anlamda Mir Hamza’nın İsmail Şirvânî’den himmet dilenmesidir. İlginç olanı ise bu himmetin yine İsmail Şirvânî’nin oğlu Mehmed Rüştü Paşa için olmasıdır.
Sebâtî, Mir Hamza’nın türbeye geldiğini ve şeyhin mezarının yanına girmeden önce semaveri yakmasını istediğini, söyler. Ancak Sebâtî iki, üç defa közü biten semavere rağmen şeyhin çıkmamasından şüphelenir ve Mir Hamza’nın olduğu türbeye girer. Burada Mir Hamza’yı şeyhi İsmail Şirvânî’nin sandukası karşısında terlemiş bir halde ayakta dua eder şekilde görür. Hemen dışarı çıkıp beklemeye devam eder. Mir Hamza çıkınca “Elhamdülillah, eş-şükrülillah” der. Bu da duasının kabul olduğunu hissetteği anlamına yorumlanır. Gerçekten de Rüştü Paşa bir süre sonra en büyük sıkıntısı olan azil işinden kurtulur.
Eğitiminin ilk safhasını Erzurum’da tamanlayan şair, yirmili yaşlarında Amasya’ya hafız olarak gelmiş ve burada Şeyh Seyyid Hamza Nigârî, Seyyid Mir Hasan Efendi ve İsa Ruhî Efendilerden ders almıştır.
Adem Çalışkan, Sebâtî ve Divanı’ndan Seçmeler adlı çalışmasında onun şiirlerinden yola çıkarak şu tespiti ortaya koymaktadır: “Öbür yandan otuz yedi sene türbedarlığını ve mescidinin imametlik görevini sürdürdüğü Mevlânâ İsmail Sirâceddîn Şirvânî’nin ve önüne diz çöküp ders aldığı, marifet ilimi öğrendiği hocası Mir Hamza Nigârî’nin Nakşıbendî tarikatının Halidiye koluna müntesip olmaları, yine 15. asırdan önce yaşamış sufilerin hayat ve menkıbelerini konu alan tasavvufî eserlerden Molla Câmî’nin Nefehat’ını ve daha çok Nakşıbendî tarikatının esaslarını açıklayan Reşehat’ı okuduğunu bildiğimiz Sebâtî’nin İslamî ilimlerin yanında tarikat ve tasavvufî hayatın potasında şekillendiğini gösterir.”
Sebâtî doğal olarak şeyhi Mir Hamza Nigârî gibi bir Nakşi-Halidî müntesibi idi. Bu tarikat İslam coğrafyasındaki baskı ve zulümler çoğaldıkça daha bir etkili olmaya ve adeta direnişlerin önderi olmaya başlamış liderler yetiştirmiştir. İsmail Şirvânî bu bağlamda Kafkasyanın direnişinin sembolü olmuştur. “İslam coğrafyasında en etkin ve yaygın tasavvuf ekolü olan Nakşıbendiye, İmam Rabbânî’den sonra Şeyh Abdullah Dehlevî’den icâzet alan Kuzey Iraklı meşhur sûfî lider Mevlânâ Halid-i Bağdâdî (1753-1837) ile Halidiye olarak yeni bir kola kavuşmuştur. Nakşıbendîliğe dinamizm aşılayan Bağdadî, İmam Rabbânî gibi, ekolüne klasik tarikat çizgisinin dışında sosyal ve siyasal bir misyon yüklemiştir. İslam tasavvufu, İmam Rabbânî’nin getirdiği yeniliklerin tabii sonucu olarak etrafında olup bitenlerle ilgilenmeye, hatta bunun da ötesinde işgallere karşı sosyal-siyasal teşkilatlanmanın başını çekmeye başlamıştır. Emperyalizmin getirdiği acılarla uyanan yeni bir öze dönüş hareketi biçiminde Kafkaslarda Şeyh Mansur ve İmam Şamil gibi Nakşıbendî liderlerinin önderliğindeki dergahlar direnişe geçmiş, bilhassa Libya’da Avrupa istilasına karşı direniş önderliğini yapan Senûsiye hareketini misyonunu Nakişiliğin Halidiye kolu Kafkasyada Ruslara karşı üstlenmiştir.”
Sebâtî de bu tarikatın en önemli temsilcilerinden ve Kafkasyanın manevi lideri İsmail Şirvânî’nin yolunda gitmiş bir şahsiyettir. Özellikle Şirvânî’nin halifesi Mir Hamza’ya olan derin sevgisi onu, Azerbaycan’ın Rus işgalinden kurtuluşu konusunda hassaslaştırmıştır.
Ancak şu da bir gerçektir şair, İsmail Şirvânî ve Mir Hamza Nigârî kadar üst seviyede bir liderlik gösterememiş, daha çok bu iki kişiye olan sevgisi ve hizmeti ile bu mücadeleye katkı sunmuştur.
Mazbut bir aile hayatı yaşayan Sebâtî iki defa evlenmiş ve bu evliliklerden altı çocuğu olmuştur.
Çocuklarının Ali Hâver, Ahmet Tâhir Efendiler olduğunu Amasya Tarihi yazarı Hüseyin Hüsameddin belirtmektedir; ancak onun iki tane daha oğlu ve iki de kızı olduğu bilinmektedir. Memduh Sebâtî (Bilge) ve Muhittin Sebâtî diğer oğullarıdır. Kızları ise Asiye ve Sıdıka Hanımlardır.
Sebâtî’nin ilk eşinden bir oğlu iki kızı olmuştur. Kızları Sıdıka ve Asiye’dir; oğlu ise Ali Hâver’dir. Bu eşi ölünce evlendiği ikinci eşinden üç oğlu dünyaya gelmiştir: Tâhir, Muhiddin ve Memduh. Sebâtî’nin ölümü üzerine bu ikinci eşi çocuklarını bırakıp Iğdır’a akrabalarının yanına dönmek zorunda kalmıştır. Geride kalan üç erkek çocuğa üveyi ablaları Asiye Hanım bakmıştır. Sıdıka Hanım da yine Azerbaycan göçmeni olan Karan ailesine gelin gitmiş, Hacı Veysi Karan ile evlenmiştir.
(Fotografda) Ali Haver Sebâtî (Oturan- Sebâtî’nin ilk eşinden büyük oğlu), Tahir Sebâtî Toprak (Ayakta sağda), Memduh Sebâtî Bilge (Ayakta Sağda Önde En Küçük), Muhiddin Sebâtî (Solda) (Kaynak: Dengiz Toprak)
Bu fotoğrafta bulunan üç küçük kardeşin acıklı hikâyeleri soyadı kanunu ile “Toprak” soyadını alan ailede hala anlatılmaktadır. Özellikle Sebâtî’ni ikinci eşinden ilk oğlu Tahir Toprak, Sebâtî’nin soyunu devam ettirmesi yönünden önemlidir.
Tahir Toprak’ın oğlu Dengiz Toprak, Sebâtî sonrası ailenin durumu hakkında şu bilgileri verebilmektedir:
“Ali Haver amcam, Askerî Tıbbiye’nin ilk mezunlarındandır. 1881’de doğmuştur. Ölümü Balkan Harbinde 1913’te Yanya’da olabilir. Babam Tahir 1897’de doğmuş, 1939’da vefat etti. Bursa Ziraat Mektebi son sınıfından mezun edilmiş ve 1914’te Birinci Dünya Savaşı çıkıtığında yedek subay olarak Doğu Cephesine gönderilmiş. 1921-22 tarihine kadar Kazım Karabekir Paşa’nın karargâhında askerlik yapmıştır. Ruslarla antlaşmadan sonra bir süre askeriyede görev yapmış, savaş başladığında ise Rusya’ya sürülenlerin dönüşünde sayım işinde çalışmıştır. Annemin ailesi de bu göçle gelenler içindeymiş, onunla bu vesile ile tanışmış. Annem on altı yaşındaymış. Askerlikten terhis olunca Kars’ta, Selim adlı kasabada öğretmenliğe tayin olunmuş. Annemin ailesi ile görüşmeleri devam etmiş ve iki yıl sonra evlenmişler. 1926’da ablam Tomris Oruç doğmuş. Sonrasında biz, iki erkek kardeş doğmuşuz ve 1939 depreminde Sebâtî’nin ikinci eşinden büyük oğlunu, yani babam Tahir Toprak’ı Zığala’da (Aydınca) kaybettik.
Muhittin amcam 1901’de doğmuş. Cumhuriyetin kurulmasıyla Atatürk’ün gençleri Avrupa’ya öğrenime göndermesi ile ilgili program dâhilinde Paris’e resim tahsiline gönderilmiş. 1924-28 yılları arasında yurda dönmüş ve Ankara Gazi Lisesinde öğretmen olarak çalışmış. Sağlık sorunları nedeniyle İstanbul’a nakledilmiş. Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliğinin kurucularından olmuştur. Genç yaşta 1932’de vefat etmiştir.
En küçük amcam Memduh Sebâtî Bilge ise önce teknik sanatta okumuş, sonra İtalya’ya gönderilmiş. Burada bir yıl elektrikle ilgili tahsil görmüş. Dönüşünde bir süre Atatürk’ün çevresinde bulunmuş, teknik işlerle görevlendirilmiş. Daha sonra İstanbul’da serbest çalışmıştı, çocuğu yoktu; 1969’da vefat etti.”
Tahir Toprak’ın eşi Sabire Hanım’dan iki oğlu bir kızı dünyaya gelmiştir: Dengiz Toprak, Engiz Toprak ve Tomris Oruç. Tahir Toprak, yukarıda belirtildiği gibi, öğretmen olarak Anadolu’nun çeşitli yerlerinde görev yapmış, en son Amasya’nın Zığala (Aydınca) kasabasında görev yaptığı sırada 1939 depreminde hayatını kaybetmiştir.
(Fotograf) Hafız Sebâtî’nin gelini Sâbire ve torunları Dengiz Toprak ile Engiz Toprak (Kaynak: Deniz Toprak)
Sebâtî’nin kızı Tomris hakkında bir roman yazan ve ailenin hayat hikâyesini kayda geçiren, Tomris Oruç’un oğlu Prof. Dr. Ahmet Yavuz Oruç, eserinde önemli bilgiler veremektedir. Hafız Sebâtî’nin güzel bir sese sahip olduğunu ve tüm Amasya’nın onu dinlemeye Yukarı Türbe’ye geldiğini bu romandan çıkarabilmekteyiz. Ayrıca Ahmet Yavuz Oruç, İkinci Peron (İngilizce baskısı: “Tomris” adıyla yayımlanmıştır.) adlı bu eserinde, dedesi Tahir’in annesiz büyüme acısını ustaca anlatmıştır.
Sebâtî hakkında Nagehan Koç ’un Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde yapılmış bir çalışması mevcuttur. Bu çalışma esnasında şair hakkında pek fazla bilgi elde edilememiştir. Yakın zamanda yayınlanan Mir-zâde Mustafa Fahreddin Ağabali’nin Hüma-yı Arş-Karabağlı Şeyh Mir Hamza Nigârî’nin Menâkıp-nâmesi adlı eserle, Mir Hamza Nigârî Sempozyumları ve Hüseyin Hüsameddin’in Amasya Tarihi’nin incelenmesi ile şair hakkında yukarıda belirtilen yeni bilgilere ulaşılmıştır.
Şair hakkında en derli toplu çalışmayı Adem Çalışkan yapmıştır. Sebâtî ve Divânı’ndan Seçmeler adlı çalışmada şair ve divanı incelenmiştir. Bu çalışmanın da divanın tüm şiirlerini ihtiva etmemesi ve tam bir transkripsiyonlu metin ortaya koymaması bizi bu çalışmayı yapmaya itmiştir.

Otuz yılı aşkın İsmail Şirvânî Türbesinde (Fotograf) imamlık yapan Sebâtî, kabrini İsmail Şirvânî’nin türbesinin giriş kapısından on-on beş metre ileriye kazdırmış ve öldüğünde buraya gömülmek istediğini söylemiştir.
“Mezarı kazılırken evin penceresinden seyr etmekte idi. Garip tesadüftür ki o hastalıktan şifa bulamayıp vefat etmiş ve sağlığında kazdırdığı mezarında ebedî uykuya dalmıştır.”
Sebâtî’nin divanındaki künyesi şöyledir: “Amasya’da Kâ’in Şeyh İsmâ‘îl Şirvânî Hazretleri Türbe-i Şerîfi İmâmı ve Türbe-dârı Hâfız Mehmed Sebâte’d-dîn Şekivî.”
(Fotograf: Sebâtî’nin Mezarı) Sebâtî’nin hayatı hakkında halen yaşamakta olan akrabalarından şu hatıraları nakledebiliriz:
“Sebâtî dedem çok yakışıklı bir kişi imiş. İsmail Şirvânî’nin türbesinin etrafına diktiği güllerle ilgilenmeyi çok severmiş. Bir gün, bu gülleri budarken bahçe kapısının hemen yanında iki bayanın güllerin arkasından kendisini seyrettiğini fark etmiş. Muhtemelen kendisinin gül budarken söylediği ilahileri hayranlıkla dinlemektelermiş. Onlara hissettirmeden bir beyaz bir de kırmızı gül kesip oraya yaklaşmış. Bu saklanan iki bayanın önüne çıkıp gülleri uzatmış ve şöyle demiş: “Sen bekârsın sana beyaz gül yakışır; sen nişanlısın sana da kırmızı gül yakışır.” Bu hadiseyi yaşayan iki bayanla yıllar sonra karşılaştım. Dedem çoktan rahmetlik olmuştu; ama onların bu anısı daha hâlâ taze idi. Benim Sebâtî’nin torunu olduğumu öğrenince bu sırlarını açtılar. En ilginci, bu bayanları, Sebâtî dedemin hiç tanımıyor olması. Nasıl olmuş da birinin bekâr birinin nişanlı olduğunu anlamıştı? Bunu iki bayan hiç öğrenememişler. Ancak bir şeyi itiraf ettiler, çok yakışıklı olduğu için onu seyremeye o bahçeye gitmişlerdi.”
Sebâtî’nin etkilediği ve ilham verdiği bir şairi Zile’de tespit edebildik. Tâlibî adlı bu şair de bir Azerbaycan göçmeni ailedendir ve Mir Hamza Nigârî etkisiyle şiirler yazmıştır. Divanında Sebâtî’nin isminin geçmesi, onu okuduğunu ve ondan ilham aldığını göstermektedir. “Gâh ol Mîr-i Nigârî şerifin söyle tamâm
Gâh ḥâfıẓ-i Şekî ẕikr-i Sebâtî ile”

SEBÂTÎ’NİN EDEBÎ YÖNÜ

Mir Hamza Nigârî, Sebâtî’nin hayatında en büyük etkiye sahip olan şahsiyettir. Onun müridi olan ve ona sonsuz sevgi besleyen şair, sanat çizgisini de ona bakarak belirlemiştir.
Sebâtî; gazel şairi olmak yerine, ki kendisinden çok daha başarılı bir şeyhe sahipken buna gerek görmemiş olabilir, tarih manzumeleri sahasında ilerlemeyi tercih etmiştir. Bunda da şeyhinin şu tarih manzumesinin ilham kaynağı olma ihtimali yüksektir:

“Ey büt yüzüñe baḳdım ġamzeñ gözüme degdi
Bildim ki şehîd olam ẖoş geldi baña fâlum”

اى بت يوزوگه باقدم غمزگ كوزومه دكدى
بلدم كه شهيد اولام خوش كلدى بكا فالم
۱۳۰۳

Köprülü Yahya Efendi’nin tahminine göre bu beyt (Mir Hamza’nın kendi) vefat tarihini göstermektedir. Ebced hesâbı ile
Şehîd olam ẖoş شهيد اولام خوش
kelimeleri rumî ayı ile vefat tarihini göstermiştir.
Kelimlerin ebced karşılıkları ve sonuç şudur:
Şehîd: şın (300)+ he (5)+ ye (10) + dal(4) = 319
Olam: elif (1) + vav (6)+ lam (30)+ elif (1) + mim (40) = 78
ẖoş: ẖ (600)+ vav(6) + şın(300) = 906
Toplam: 1303
Bin üç yüz üç tarihinde şehadet makamını kazanacağını ve bu yolla âlî mertebeye kavuşacağını keşfen söylemiştir. Daha ilginci, bu beytin son dizesinin noktalı harfleri toplandığında da aynı tarih bulunmaktadır. Yani bu beyitte aynı zamanda cevherî tarih de gizlidir, şöyle ki:
Bildim (özellikle ye’siz yazılmış): noktalı harf be (2) +
Şehîd: noktalı harfler şın (300), ye (10)+
ẖoş: noktalı harfler ẖa (600), şın (300) +
geldi: noktalı harf ye(10) +
baña: noktalı harf be (2)+
falım: noktalı harf fe (80) = 1304
İşte bu mükemmel tarih örneği Sebâtî’yi etkilemiş olmalıdır. Bu tip iç içe tarihler, divan şiirinde çok önem verilen örneklerlerdendir. Bu güzel örnek bir anlamda Sebâtî’ye şeyhinin bir işareti olmuş ve kendisini tarih manzumeleri yazmaya vakfetmiştir. Amasya’da pek çok yerin kitabesinde onun imzası vardır.
Mesela aşağıdaki tablo İsa Ruhî Efendi’nin ölümüne düştüğü tarihin güzel bir örneğidir. İsâ Ruhî Efendi, İsmail Şirvânî’nin damadıdır ve şair kendisinden tefsir, hadis ve usul dersleri almıştır. (Divan 183. şiir)
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün
1 Dirîgâ baḥr-i ‘ilmüñ bâd-bânı
Vücûd-i zevrakuñ gark itdi nâ-gâh
2 Felâtûn-ı zamân ü bahr-i hikmet
Ma‘ârif memba‘ı bir merd-i âgâh
3 Budur dâmâd-i Mevlânâ-yı Şirvân
Odur kutb-i mukaddes pîr-i dergâh
4 Dirîgâ hasretâ vü haybetâ kim
Ecel peykine nâ-gâh oldı hem-râh
5 Olup hem-nâm-i ‘Îsâ ibn-i Meryem
Kılup terk-i cihân eyvâh ṣad âh
6 Mesîhü’l-vakt idi mutlak kim anı
Semâ‘-i râbi‘e ref‘ itdi Allâh
7 Sebâtî hüzn müstevlî olunca
Didüm târîh-i bâ âh-ı seher-gâh (303)
با آه سحركاه
Bu tarih 1303’tür; şair, malumu ilam olacak “bin” tarihini hesaplamamıştır.
Sebâtî’nin divanında da bulunan en önemli tarihlerden birisi, Halvetî tarikatının en önemli şeyhlerinden birisi Habib-i Karamanî Hazretlerinin yenilenen kabir taşına yazdığı şiirdir. Bu şiir de “kabz” kelimesi ile Habib-i Karamanî’nin ölüm tarihini düşmüştür. (Fotograf)
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
1 ‘Ârif-i bi’l-llâh şeyh-i Halvetî
Bu Habîb-i Karamânî hazreti
2 Bak Şakayık şerh ider evsâfını
Hazret-i şeyhine vardur nisbeti
3 Molla Câmî Nefehât içre yazar
Lafz-ı kabz olmışdur anuñ rıhleti (902)
قبض
4 Kabrinüñ tecdîdine sa‘y eyleyüp
Hem Mehemmed Beg de aldı himmeti
5 Ey Sebâtî kim aña bir fâtihâ
Okuya bulsun cihânda ‘izzeti (1306)
Sebâtî, şeyhi olan Mir Hamza Nigârî’ye ve onun erken yaşta ölen oğlu Siraceddin’e tarih manzumesi şeklinde birer mersiye de yazmıştır.
Mir Hamza için yazdığı ebcedli tarih manzumesi şudur:
Bu dahi Bayezid Paşa Mahallesinde Cami‘i ve Türbe-i Mahsûsâsında Medfûn Şeyh Hamza Nigârî el-Karabagî Hażretlerinüñ Vefâtı Târîhidür
Fâ‘ilâtün / Fâ’ilâtün / Fâ‘ilâtün / Fâ‘ilün
1 İrtiḥâl itdi dirîġâ ‘ârif-i bi-llahımız
Ey göñül min ba‘d çıksun göklere dek âhımız
2 Ey dirîġâ ḥasretâ vü firkatâ kim nâgehân
Gitdi emr-i irci‘ ile mürşid-i âgâhımız
3 Şems-i burc-ı evliyâ vü şem‘-i bezm-i ‘âşıḳân
Vaḳıf-ı esrâr-ı Ḥaḳ ol pîr Ḥamza şâhımız
4 Aẖter-i baẖtım n’ola düşse zemîne ba‘de-zîn
Âsümân-ı ‘aşḳdan çün kim ṭolandı mâhımız
5 Ser-nigûn ẖalḳ olmuşuñ ey sırça-saḳf-ı vâjgün
Kim yazılsun cevfüñe her dem bizim eyvâhımız
6 Ba‘de haẕâ ey Sebâti âyet-i ṣabrı oḳu
Tâ hidâyetler ḳılub tevfîḳ vire Allahımız
7 Hâtif-i gaybî götürdi söyledüm târîhini
Gitti hayfâh dil cihândan mürşid-i âgâhımuz (1303)
كتدى حيفاه دل جهاندن مرشد آكاهز
Bu beytitte ikinci dizenin tüm harfleri toplandığında 1303 tarihi bulunur ki bu tarih Mir Hamza’nın ölüm tarihidir.
Mir Hamza’nın biricik oğlu Siraceddîn için Sebâtî’nin yazdığı tarih manzumesi ise şudur:
Müşârün-ileyhüñ Mahdûm-ı Siyâdet Melzûm-ı ‘Âlîleri Muhammed Sirâceddîn Efendi’nin Vefâtına Mersiye Târihidür.
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
1 Âh kim söndi sirâc-ı bezm-i irfân ey dirîg
Kaldılar ehl-i muhabbet sîne sûzân ey dirîg
2 Geldi emr-i irci‘i çün gitdi ol peyk-i vefâ
Tâbi‘-i hikmet meşiyyet emr ü fermân ey dirîg
3 Hâne-i ‘işret harâb oldı kırıldı şîşeler
Sâki-i gül-çehre kaldı mest ü hayrân ey dirîg
4 Düşdi mutribler elinden târ ü çeng ü ûd ü nây
Mecma‘ı yârâna düşdi âh u efgân ey dirîg
5 Ol żiyâ-yı çeşm kim cân u dil-i ‘uşşâk idi
Gitdi hayfâ kaldı bunlar bî-dil ü cân ey dirîg
6 Görmemişken kimseler rûyında âsâr-ı melâl
Hażret-i Seyyid Nigârî kıldı efgân ey dirîg
7 Ey dil-i mâtem-serâ bir âh çek kim derd-nâk
Düşsüñ iklim-i vücûda nâr-ı hırmân ey dirîg
8 Ârzû-yı mevt ider göñlüm kanı câm-ı ecel
Kim bu derde yokdur andan gayri dermân ey dirîg
9 Râhat-ı cân ü dilüñ gitdi Sebâtî ba‘de-zin
Cây-ı âsâyiş saña olmaz mı nîrân ey dirîg
10 İstedim tab‘ı Sebâtîden ânuñ târihini
Âh-ı hasret çekdi ol ân didi bî-cân ey dirîg”
آه حسرت چكدي اول آن ديدي بيجان اي دريغ
۱۲٩۱
Bu beyitte “didi” ifadesinden sonrası “bî-cân ey diriġ” toplandığında 1291 tarihi bulunur ki bu tarih Siraceddîn’in ölüm tarihidir.
İkinci şiir de Sirâceddin hakkında bir mersiyesidir.
Müşârün-ileyh Hakkında Söylenilen Mersiyedür
Fe‘ilâtün / Fe‘ilâtün / Fe‘ilâtün / Fe‘ilün
1 ‘Âşıkân kûy-ı Nigâre yine aglar çekilür
Korkaram aglamadan gözlere aglar çekilür
2 Mâhi-i matlabı bulmañ a gözüm aglamadan
Âb-ı çeşmüm döküvir gör nice aglar çekilür
3 Ey göñül aç gözüñüñ birce karabâgını gör
Ki Karabâglı mehe biñ kara baglar çekilür
4 Mâtemiyle yine mât oldı cünûn tek ‘uşşâk
Anları baglamaga çok kara baglar çekilür
5 Girye-i ebr-i gamum bâd-ı belâ birle bugün
Cûy-ı eşküm sanemâ gör nice çaglar çekilür
6 Tâb kılmaz bu gama tâg u şecer seng ü meder
El-amân söylemeyüñ sîneme daglar çekilür
MİR HAMZA NİGÂRÎ ETKİSİ
Sebâtî pek çok şiirinde, Nigârî’nin kullandığı kalıp, kafiye ve redifi tercih etmiştir. Bazı şiirinde ise kalıp veya redif farklılıkları vardır. Ancak bu şiirlerde de Nigârî etkisi açıkça hissedilmektedir.
Sebâtî’nin gazellerinde şeyhinden ayrıldığı en temel nokta, keskin bir dili tercih etmemesidir. Onun şiirlerinde Muaviye, Yezid ve Mervan gibilere hakaret bulmak imkânsızdır. Bu bağlamda yukarıda Mir Hamza’nın, Şeyhülislama söylediği cümleyi hayata geçirdiğini ve sadece kendi düşmanı olarak bu şahısları gördüğünü söyleyebiliriz. Müridi olan Sebâtî’nin aynı tonda bir lanetlemeye gitmemesi bunun en açık delilidir.
“Ceddimin aleyhine kıyâm iden adamlara buğz ü la’net itmek bana âid bir vazîfe-i nübüvvetdir. Bu husûsda halkın bana mutâba’at itmesi doğru değildir.” sözünün samimi bir ifade olduğu Sebâtî Divanı ile ortaya çıkmaktadır.
Aşağıda, Mir Hamza Nigârî’nin hangi şiirlerine şair tarafından nazire yazıldığını tespit ettik.

SEBÂTÎ’NİN MİR HAMZA NİGÂRÎ’YE NAZİRELERİ
NİGÂRÎ, 251. Gazel, s. 82
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
1. Her kimin çeşmi dür ü peymâne Leylâya düşer
Kûhı ser-geşte gezer yâdıma peymâne düşer

SEBÂTÎ, (41. Gazel)
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Sâkiyâ ‘aks-ı ruẖuñ câm-ı pür-envâre düşer
Bu sebebden dilimiz saġar-ı ser-şâre düşer

NİGÂRÎ, 53. Gazel, s. 21
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Âteş-i hasretle bağrım der kebâb-ender-kebâb
Merhamet hengâmıdır ey mug kücâ câm-ı şarâb

SEBÂTÎ, 11. Gazel
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Dilberâ düşnâm ile olsun gel eyle bir ẖitâb
Bir ẖiṭâb eyle dilerseñ eyle gel biñ kez ‘ıtâb

NİGÂRÎ, 57. Gazel, s. 22
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Devr kılgil dem-be-dem ey mug şarâb-ender-şarâb
Lutf kıl zîrâ ki bağrımdır kebâb-ender-kebâb

SEBÂTÎ, 12. Gazel
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Çünki ey dil yâr ile oldı meyânıñ şekker-âb
Ekl ü şürbi terk ḳıl görmez gözüñ min ba‘d ẖâb

NİGÂRÎ, 82. Gazel, s. 64
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün
Şehdâb-ı leb-i la‘lini ihsân eyle ey dost
Müştâk-ı ciger-sûzımı reyyân eyle ey dost

SEBÂTÎ, 18. Gazel
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün
Yâd itmedüñ el-ḥaḳḳ bizi yâd eyledüñ ey dost
Aġyâr-ı sitemkârı da şâd eyledüñ ey dost

NİGÂRÎ, 218. Gazel, s. 144
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Sende Yûsufdan füzûn-ter ḥûbluġun iḥlâṣı var
Bir şirînsin sen mücerred Yûsufun da‘vâsı var

SEBÂTÎ, 31. Gazel
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Ol güzel kim şehr içinde ḥüsn-i ânı nâmı var
Bâde-i mihrüñ ṣunar her ‘âşıḳa in‘âmı var

NİGÂRÎ, 202. Gazel, s. 133
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Didim âyâ bu gelen kimdir o cândır didiler
‘Âşık-ı haste-dile özge revândır didiler

SEBÂTÎ, 35. Gazel
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Serverâ kâmetüñe serv ü sanavber didiler
Kimi şimşâd-ı safâ ger kimi ‘ar‘ar didiler

NİGÂRÎ, 227. Gazel, s. 148
Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün
Men ‘âşık-ı sevdâyam gönlüm ne şarâb ister
Ne zemzeme-i mutrib ne çeng ü rebâb ister

SEBÂTÎ, 36. Gazel
Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün
Ey âfet-i devrânum her dem seni cân ister
Müştâk-ı cemâlüñdür her lahza vü an ister

NİGÂRÎ, 270. Gazel, s. 173
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün
Ciger dâğ oldığın feryâd-ı âteş-bârlardan sor
Sînem nâr oldığın yanmış yanık eş‘ârlardan sor

SEBÂTÎ, 39. Gazel
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün
Nesîm-i zülf-i yâri ey göñül bâd-ı sabâdan sor
äakın râh-ı hatâ tutma anı şehr-i Hıtâdan sor

NİGÂRÎ, 234. Gazel, s. 152
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün
‘Aceb hâtır-nişân olmaz mı dem-saz olduğum günler
Ser-i kûyunda gülbangıla hem-râz olduğum günler

SEBÂTÎ, 56. Gazel
Kanı mihriyle dil-dâruñ seher-hîz oldugum günler
Gedâ-yı ‘aşk iken mânend-i Pervîz oldugum günler

NİGÂRÎ, 216. Gazel, s. 142
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Her gevende nâvekin her lahza bin cânım çıkar
Ün virür gönlüm sînemden ‘arşa peykânım çıkar

SEBÂTÎ, 60. Gazel, s. 92
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Her du‘â düş-nâm kim ol gonce-veş femden çıkar
Gûyiyâ âb-ı Hızırdur çâh-ı zemzemden çıkar

NİGÂRÎ, 336. Gazel, s. 231
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün
Ham-ender-ham telinde ey sanem cânım mekân tutmuş
Ki ol bir mürg-ı zîrekdir ki mahfî âşiyân tutmuş

SEBÂTÎ, 71. Gazel
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün
Ruhuñda halkalanmış mâr-ı zülfüñ âşiyân tutmış
Bu genc-i hüsni ey dilber ne hoş ef‘â yılân tutmış

NİGÂRÎ, 556. Gazel, s. 334
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Görmesem hâk-i peyin dutmasam ol yâr etegin
Yine terk eylemezem dutmazam agyâr etegin

SEBÂTÎ, 111. Gazel
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Yüri dil kûy-ı nigâre tutagör yâr etegin
İltimâs eyle aña terk ide agyâr etegin

NİGÂRÎ, Terci’, 10. Bend, s. 544
Müfte‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün
Bahş-i Hudâ reşk-i Mesîhâdır ‘aşk
Mâye-i mu‘cize-i Mûsâdır ‘aşk
Lafz degül ma‘ni-i zîbâdır ‘aşk
Özge degül sâye-i Mevlâdır ‘aşk
Mahfi degül şems-i hüveydâdır ‘aşk
Lîk bilinmez ne mu‘ammâdır ‘aşk
Âh mine’l-‘aşkı ve hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî

SEBÂTÎ, Terci’ 159, I. bend
Müfte‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün
Sâye salup başuma sevdâ-yı ‘aşk
Rahneler açdı dilüme nây-ı ‘aşk
Tutdı bütün ‘âlemi gavgâ-yı ‘aşk
Şeş-ciheti kapladı hûy-hây-ı ‘aşk
Tîrin atup sîneme şol yây-ı ‘aşk
äaldı ayakdan beni ey-vây-ı ‘aşk
Âh mine’l-‘aşkı vü hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî

SEBÂTÎ’NİN ŞİİRLERİNDE İÇERİK VE SANATLI SÖYLEYİŞLER
Divan şiirinin son güzel esintilerini hissedebildiğimiz Sebâtî Divanı’nda pek çok ifade gönlümüze dokunur. Divanda, aşk coşkunluğu yanında, nükteleri ile akla hitap eden şiirler adeta birbirini kovalar. Gazelleri birer oya gibi işleyen şair, sıkmadan kalbe ve akla hitap etmenin her türlü inceliğini ortaya koymuştur. Onun acıları, zekice gülümseyen aklıyla birleşince adeta kelimeler birer atasözü gibi değer kazanmıştır. Şiirlerinde en önemli sanat, zekice ifade edilen hayat felesefesi ve ince bir sızıyla söylenen hayat acılarıdır. Teknik yönden de hataları en aza indirmiş olan şair, kısa ömründe uzun bir hayat tahlili yapmıştır. Tüm duygularını ve hayat felsefesini adeta, kısa olacağını hissettiği hayatından kalemine akıtmıştır. Gazellerinde lirizmin zirvelerinde dolanan ve tasavuvufi aşkı terennüm eden şair, tarih manzumelerinde daha realist olmuştur. Ölümün acısı yerine gidenin hak ettiği cenneti müjdelemiştir.
Sebâtî, şiirlerinde aruzun Remel, Hezec, Recez, Muzâri, Münserih ve Mütekârib bahirlerinin kalıplarını kullanmayı tercih etmiştir.
Övünmeyi pek sevmeyen Sebâtî, kendisini İsmail Şirvânî’nin türbedârı olması hasebiyle övdüğü bir beytinde şöyle demektedir:
Ben ki sekbân-ı ser-i kûy-ı şeh-i Şirvânem
Lutf-ı Hakdur baña iş bu harekât ü sekenât (Gazel 20/6)

Ey Sebâtî kanmazam her âyine ruhsâra kim
Men gubâr-ı hâk-i kûy-ı şâhid-i Şirvâniyem (Gazel 104/7)

Bir diğerinde kendisini taze şiir söylemekle övmektedir,
Şîrâne gezer ‘arsa-i şi‘r içre Sebâtî
Bu turfa edâ öyle sühan-dâne düşer mi (Gazel 136/7)

Güzel sesli bir hafız olduğunu şu beytinde îmâ etmektedir:
Tilâvet eyle Kur’ânı gelüp şol ‘andelîb-âsâ
Ki ‘âlem vecde gelsün tâ işitsün hoş-sadâ hâfız

äadâ-yı hoş-edâlarla gelüp Kur’âna başlarken
Seni görgeç olur hayrân bütün bây u gedâ hâfız (Gazel 78/3-4)

Ferhat ile kendisini karşılaştıran şair, o Şirin için Bî-sutûn dağında canını feda eder, ben de İsmail Şirvânî için, türbesinin bulunduğu Harşena Dağında canımı feda ederim, der:
İki Ferhâduz leb-i şîrinlere cân beõl ider
Bî-sütûn tagında Ferhâd türbenüñ tagında ben (Gazel 116/2)

Daha çok şeyhi Mir Hamza’yı övmeyi seven şair, bir beytinde bu duygusunu şöyle ifade etmektedir:
Turma yetiş ey dil-fikâr tut dâmen-i yâr-i Nigâr
Kutb-ı zamândur âşikâr irşâde bah irşâde bah (Gazel 24/2)

Şair bazen vezin gereği mahlasını “Sebât şeklinde kısaltmaktadır:
Sen de bir gavta kıl ey himmet-i vâlâ-yı Sebât
Kandedür gevher-i maksûduñı bir ara meded (Gazel 26/10)

Bazan da mahlasını Hafız Sebâtî şeklinde kullanmaktadır:
Rişte-i nazma çekince dürr-i lafzı dem-be-dem
Cümleden Hâfız Sebâtî ma‘ni-i eşmel çeker (Gazel 38/7)

Sebâtî birkaç şiirinde sevgilinin özelliklerini toplu halde ifade etmeyi tercih etmiştir. Aşağıdaki şiir bunlardan biridir:
1 Serverâ kâmetüñe serv ü sanavber didiler
Kimi şimşâd-ı safâ ger kimi ‘ar‘ar didiler
2 Geldi reftâre çün ol kadd-i kıyâmet kopdı
Kimisi fitne-i âhir kimi mahşer didiler
3 Ruh-ı tâbânuñı görgeç didiler bedr-i tamâm
Kimi hurşîd kamer-tâb zühal-fer didiler
4 Hele zülfüñde hıtâ kıldı nesîm ile sabâ
Birisi nâfe-i çîn birisi ‘anber didiler
5 Ba‘zılar zühre-cebîn kaşı hilâl itdi hayâl
Ba‘zılar kavs-ı kazayâ-yı mükerrer didiler
6 ‘Âşıkân her biri bir dilbere dil vermiş idi
Baña da sen güzelüñ yoluna ser ver didiler
7 Hânümân u dil ü cân ser ser-i kûyuñda fedâ
Eyledüm bir nazare bu dahı kemter didiler
8 ‘Arsa-i şi‘rde şîrâne gezer idi göñül
Gördüler ehl-i sühân yürü gazanfer didiler
9 İntizâruñla gören çeşm-i terüm çeşmelerüñ
Birisi cûy-ı Aras birisi Terter didiler
10 Oldı sekbân-ı ser-i kûyı Sebâtî yârüñ
Cümle tebrîke gelüp pâye-i ber-ter didiler (Gazel 35)

Aşağıdaki şiirinde ise sevgilinin saçını ayrıntılı şekilde tavsif etmektedir:
1 Bu nice mûy-ı latîf kâkül-i şeb-bûdur bu
Nice kâkül nice mû sünbül-i hoş-bûdur bu
2 Bükülür âteş-i ruhsâre düşüp ef‘i misâl
Yohsa âteşde gezen sâhir-i câdûdur bu
3 Sere sevdâ getüren hâbımı gözden götüren
Tâb ile tâkat alan turre-i gîsûdur bu
4 Bahs-i kâkül ki teselsüldür aña düşdi kalem
Gitdi kıl kavline hayfâ ki ne kaygûdur bu
5 Ey Sebâtî diseler kimdi saña cevr kılan
Gösterüp kâkül-i yâri diyerem budur bu (Gazel 119)

Sevgilinin kaşı için de şu güzel hayali kullanmaktadır:
Tîr-i müjeñi kavs-i dü-ebrûya çekince
At sîneme gör kim hedef-i câna düşer mi (Gazel 136/6)

Bu gazelde de sevgilinin tüm özellikleri bir arada zikredilmiştir:
1 Kaşlaruñ tek bilmez ey meh gurre garrâlanmagı
Gözlerüñ tek görmedi nergis de şehlâlanmagı
2 Baga kim girse aña mutlak tarâvet ‘arz ider
Sünbüle zülfüñ mi emr itdi mutarrâlanmagı
3 Gül yüzüñden ref‘ idüp burka‘ gülistân seyrin it
Tâ ki tahsîl eylesün gül-gonce ra‘nâlanmagı
4 Bülbüle şeydâlık isnâd eylemezdüm ey perî
Görmeseydi ‘âşıkuñdan ba‘zı şeydâlanmagı
5 Kaysı Mecnûn eyleyen mihr-i ruhuñdur lâ-cerem
‘Akd-i zülfüñ çöz ki görsün leyli Leylâlanmagı
6 Bir şeb-i yeldâ-yı muzlîmdür disem hecrüñ n’ola
Kâkülüñ târından almışdur bu yeldâlanmagı
7 Devr cevrinden şikâyet ‘âdetin yokdı henüz
Kimden ögrendüñ Sebâtî böyle şekvâlanmagı (Gazel 153)

Gönlü genç olmak değiminin ilginç bir ifade ediliş tarzını şu beytinde görebilmekteyiz:
Hûb-rûlar sevmede yokdur elümde ihtiyâr
Nev-civândur göñlüm ammâ pîr şeklin gösterür (Gazel 37/4)

Şiirlerinde atasözlerini de sık sık kullanmaktadır:
Mânend-i hâl-i fülfül Hindûsitânda bitmez
Meşhûr bir meseldür cân bostânda bitmez (Gazel 66/1)

Adeta, sorularla bazı hususları şiirinde açıklamak istemektedir:
1 äûfiyâ sûretde kalduñ bilmedün ma‘nâ nedür
‘Âşıkuñ ‘aşkı nedür yâ dilber-i ra‘nâ nedür
2 Dâr-ı hulduñ terkini kıldı niçün Âdem safî
Yâ sa‘âdetlü başında tâc-ı kerremnâ nedür
3 Ne içün tutdı tecerrüd ‘âlemin ‘Îsâ nebî
Ne idi Mûsâ ‘asâsı yâ yed-i beyzâ nedür
4 Cem kime dirler nedür câm-ı Cemüñ keyfiyyeti
Bâde vü mînâ nedür yâ sâgar u sahbâ nedür
5 Sendedür gîtî-nümâ âyîne-i İskenderî
Lîk bilemezsüñ bu tende mülket-i Dârâ nedür
6 ‘Âlem-i kübrâ ki dirler sendedür ey bî-haber
Men ‘aref dirsün oku gör mekteb-i ma‘nâ nedür
7 Münkir-i ‘aşk olma zinhâr eyleme bî-hûde lâf
Kim güneş inkâr olunmaz bu kurı gavga nedür
8 ‘Aşkdandur mutlakâ bed’-i zuhûr-ı kâ’inât
Küntü kenzen sırrını bilmez misüñ hâlâ nedür
9 ‘Aşkdandur Leyle-i İsrâda mi‘râc-ı Nebî
Bilmedüñ mi kâb-ı kavseyn yâ ki ev-ednâ nedür
10 Sen gibi sofrâvi bilmez şehd ü şekker leõõetin
Õevk-i kâmil ehli añlar dehrde eşhâ nedür
11 ‘Aşk õevkin õevk-i ‘aşkı vara sordum söyledi
Ey Sebâtî dü cihânda ‘aşkdan ahlâ nedür (Gazel 43)

Bütün âşıklar gibi onun sevdiği herkesinkinden güzeldir:
Kanı Ferhâd kanı Mecnûn kanı Vâmık kanı Varka
Kamûsı yâr tutmışlar gelüp bu yâri görsünler (Gazel 46/6)

Hazret-i Peygamberi öven Na‘t-ı Şerîfi, Mir Hamza etkisiyle ve Mir Hamza’nın sıkça kullandığı “Dilâ” ifadesi ile başlamaktadır.(85, 122 ve 132. gazeller de güzel birer naattır):
Dilâ vasf eyle ol şâhı ki medhüñ dü-cihân eyler
Gubâr-ı makdemüñ ‘arz ü zemîn ü âsümân eyler (Na‘t-ı Şerîf 74/1)

Muhammed isminin ortasındaki “mim” harfinin anlamını şöyle izah etmektedir:
Gör ehad Ahmed miyânında muhabbet mîmini
Mîm-i mühri bilmeyen olmaz Hüdânuñ tâlibi (Gazel 158/2)

Âşığın özelliklerini toplu halde anlattığı aşağıdaki gazelde tekrir sanatının güzel bir örneğini vermektedir:
1 Sîne-i sûzânumı ister iseñ ey yâr yar
Yok ise mührüñ di yokdur var ise di var var
2 Böyle ‘âdetdür ezelden ey dil-i şûrîde-hâl
Agladurlar ‘âşıkı ma‘şûk olanlar zâr zâr
3 Âteş-i ruhsâruñı yâd eyledükçe ey gözüm
Dâne-i eşküm olur gözde misâl-i nâr nâr
4 Dâra çekdi nice biñ ‘uşşâkını bir tel ile
Çekmezem dirken cihânda zülf-i ‘anber-bâr bâr
5 Ta‘n ü teşni‘-i rakîbi kâle alma ey göñül
Öyle şeyden hi ider mi ‘âşık-ı bî-‘âr ‘ar
6 İtse de seng-i sitemle pâre pâre cismüñi
äabr kıl cevr ü cefâya sıdk ile yalvâr var
7 Ey Sebâtî sâbit ol kûy-ı muhabbet içre ger
Yarsalar başuñ ser-â-ser aksa kanuñ şâr şâr (Gazel 51)

Mevlanâ Celâddin-i Rumî hayranlığını şu beyitte dile getirmektedir:
Mürîd-i sâf-ı sahbâ ol Celâleddîn-i Rûmî-veş
Gubâr-ı hâk-i pâ-yı Şems-i Tebrîz oldugum günler (Gazel 56/7)

Sebâtî, tarikat olarak Nakşıbendîdir; ancak şeyhi Mir Hamza Nigârî birçok tarikattan icazetli olduğu için bu yönden kendisini şöyle tanımlamaktadır:
1 Biz tarîk-i hâcegânuñ reh-reviyüz reh-revi
Kâbil-i feyzüz muhakkak Hamzavîyüz Hamzavî
2 Bende-i ahrâruz el-hak kelb-i kûy-ı Necmüdîn
Nâ’il-i feyz-i Hüdâyuz Kübrevîyüz Kübrevî
3 Gâh nahl-i nahl-bendüz gâh nakş-ı Nakşibend
Gâh bir gül-desteyüz kim Hüsrevîyüz Hüsrevî 49
4 Cevrüñe nisbet saña biz ber-külâh itsek gerek
Bu hususda bir iki gün Mevlevîyüz Mevlevî
5 Hûş der-demdür Sebâtî dersimüz bâ-yâd dâşt
Tâ gulâm-ı Nakşibend ü Dehlevîyüz Dehlevî (Gazel 140)

Cinas kullanmayı seven bir şair olduğunu her fırsatta göstermiştir:
Bir gonca-dehen dilberüñ efgendesiyüzdür
Bir biz degilüz biz gibi efgendesi yüzdür (Gazel 57/1)

Ol gonca-fem güzel ki dilâ sîm tenlidür
Pek sâde sanma anı ki ruhsârı benlidür

Hurşîd ü mâha gerdenüñ egmezse vechi var
Zîrâ kim anlar ile o meh senli benlidir (Gazel 58/ 1-2)

Dört halifeyi sırasıyla övmüştür:
äıddîkilerüz sıdk ile äıddîk-sıfat tâ
Mânend-i ‘Ömer ‘adle kemer-bendesiyüzdür

‘Osmân u ‘Ali tek anı sevmez mi göñül kim
Hayrân-ı cemâl-i ruh-ı tâbendesiyüzdür (Gazel 57/2-3)

Ayrıca Hazret-i Ali sevgisi onun şiirinde önemli bir yer tutmaktadır:
Ey zülfi kara kara kaşuñ zülfikârını
Kimler çekerdi egerçi şeh düldül olmasa (Gazel 129/4)

Âl-i ‘Abâ sevgisi:
Nice dökmez gözüm merdümleri eşk-i hun-âlûduñ
Sebâtî fikrüme leb-teşne-i Âl-i ‘Abâ geldi

Bir başka gazelinde Hazret-i Ali’ye şöyle seslenmektedir:
1 Ey şeh-i Düldül-süvâr ey Haydar-ı kerrâr ‘Ali
Ey yel-i Hayber-güşâ ey server-i serdâr ‘Ali
2 Tıguña ser virdiler hayl-i Havâriç ser-be-ser
Ey Emirü’l-Mü’minîn ey kâtil-i küffâr ‘Ali
3 Zülfikâruñ kara bagrın kesdi ‘Amr ü ‘Anterin
Kâhir-i kavm-i Kureyş ey dâfi‘-i eşrâr ‘Ali
4 Mazhar-ı sırr-ı Hüdâsuñ mahrem-i mahbûb-ı Hak
‘Arif-i hâ hüvviyet-i vâkıf-ı esrâr ‘Ali
5 Ceõbe-i zât-ı ehadla oldı cismüñ pür-şücâ‘
‘Arsa-i rezm-i ehadda her taraf seyyâr ‘Ali
6 Rezmüñe tâb-âver olmaz kûh-ı kâf olsa sipâh
Çün saña şîrim dimişdür Îzid-i Cebbâr ‘Ali
7 Îzid ü Cebbâra sevgend olsun ey şîr-i Hüdâ
Kim Sebâtî neş’e bulmaz tâ dimez her-bâr ‘Ali

Hazret-i Hüseyin de sık sık anılan isimlerdendir:
Mutrib söler hüseynî yâd itdi şâh Hüseyni
Pes nîce gulgul olmaz ‘arz u semâda sâkî (Gazel 135/6)

Hazret-i ‘Ali Kadisesi:
1 Dü-kevneyne server ‘Alîdür ‘Alî
Refîk-i peyamber ‘Alîdür ‘Alî
2 Bi-Bedr-i hanîn ü bi-harb-i Cemel
Dilîr-i muzaffer ‘Alîdür ‘Alî
3 Olup şîr-i garrân be-rûz-ı neberd
Kılan feth-i Hayber ‘Alîdür ‘Alî
4 ‘Azîz-i Hüdâ vü resûl-i Hüdâ
Belî şâh-ı Kanber ‘Alîdür ‘Alî
5 Vasîyü’n-Nebîdür velîyyü’s-sahî
İmâmü’l-mutahhar ‘Alîdür ‘Alî
6 Meh-i her dü-‘âlem disem n’ola kim
Şeh-i heft-kişver ‘Alîdür ‘Alî
7 Berûz-ı kıyâmet livâ sâhibi
Buyurmış peyamber ‘Alîdür ‘Alî
8 Gel ey teşne göñül düşe pâyine
Bu destinde sâgar ‘Alîdür ‘Alî
9 Yanında imâm-ı Hüseyn ü Hasan
Çü hurşîd-i hâver ‘Alîdür ‘Alî
10 İlâhî be-hakk-ı Şebîr ü Şibir
Çü sînemde ezber ‘Alîdür ‘Alî
11 Bulardan ayırma beni ş’ol zamân
Kim ol günde dâver ‘Alîdür ‘Alî
12 Sebâtî koyar mı seni teşne-leb
Şeh-i havz-ı Kevser ‘Alîdür ‘Alî (Kasaid 163)

Şair, Hamza Nigârî etkisinde kaldığı için Hazret-i Hüseyin için iki mersiye yazmıştır:
Na‘l-i semm-i merkebüñden dil fürûzân yâ Hüseyn
Mâcerâsından ol esbüñ sîne sûzân yâ Hüseyn

Sen şehen-şâh-ı şehîdân olduguñ demden berû
Yaş döker çeşm-i semâ mânend-i bârân yâ Hüseyn (Kasaid 165/1-2)

Diğeri,
Lutf ile bir eyle nazar yâ Hüseyn
Tâ ola dil na‘tuñı gûyâ Hüseyn (Kasaid 166/1)

Sebâtî, bazı gazellerinin sonunu Farsça/ Arapça beyitlerle bağlamıştır:
Hâfız Sebâtî el-müdâm izrâb ilâ bâbü’s-selâm
Kulkul ilâ yevmü’l-kıyâm dermânde em feryâd res

باشد كه در روز حساب يعطيك من يمنى الكتاب
كرر لخوف من عتاب درمانده ام فرياد رس
(Gazel 70/8-9)

En çok üzüldüğü hususlardan birisinin, hacca ve Hazret-i Ali’nin kabrine gidememesi olduğunu aşağıdaki beyitlerden çıkarabilmekteyiz. Şair böylece kendi hayatı ve özlemleri ile ilgili bilgileri de şiirlerinin içine serpiştirmektedir:
Kûh-ı sahrâyı doladum serseri gezdüm çi-sûd
Gitmedüm bir kerre kûy-ı Ahmed-i Muhtâra hayf

Çok tevellâ vü muhabbet dâmenüñ tutdum velî
İrmedüm bir kez visâl-i Haydar-ı Kerrâre hayf (Gazel 82/3-4)

Diğer bir şiirinde:
Uzakdan kubbe-i haêrâ görünse
Olur cân u dilüm hayrân Muhammed (Kasaid 163/6)

Şair, sureleri de şiirinde kalıba uygun şekilde yerleştirebilmektedir:
Mu‘terif ol cürmüñe turma dem-â-dem söylegil
واعف عنا يا الهى نجنا مما نخاف
(Gazel 83/3)

“Vapur” gibi Batı dillerinden geçen bir kelimenin onu şiirinde geçmesi dikkate şayan bir husustur:
Başdan kara ise vapur-ı baht(umuz) eger
Necm-i Hüdâdan eyleyelüm ihtidâ felek (Gazel 96/4)

Doğu güzellerini toplu halde andığı şu gazeli değişik bir tarz olarak göze çarpmaktadır:
1 Ey yüzi ânlı gözü kanlı özü şânlı güzel
Her taraf gamzeleri hançer-i bürrânlı güzel
2 Görmüşüz hayli güzel lîk bulagörmemüşüz
Pür-hışım hûnı çeşim kâtil ü fermânlı güzel
3 Çeşm-i hun-hâr hemân gamzesi cellâd-ı yamân
Bilmeyen âh u amân sencileyin kanlı güzel
4 Bu nasıl ‘adl ü ‘adâlet bu nice lutf u kerem
Kanımuz içdi yine şîr gibi Şirvânlı güzel
5 ‘Arab u Rûm u ‘Acem her ne var iklîm-i cihân
Bir tel-i kâkülüñe baglıdur ey Vanlı güzel
6 Bu cihân tâ ki cihân oldı cihân içre begüm
Görmemiş halk-ı cihân sen gibi ‘unvânlı güzel
7 Milel-i sâ’irede yokdu Sebâtî bu reviş
Var ise Gürcidür ol yoksa Dagıstânlı güzel

Şair, birbiriyle aynı kökten gelen kelimelerle, iştikak sanatını örneklendirdiği aşağıdaki gazelde, sanatına ne kadar vakıf olduğunu göstermektedir:
1 Yâre yâre açmagı emr eylemiş mi Yaradan
Kim görinmez cism-i ‘uşşâkı o yârüñ yaradan
2 Ger dilerse nakd-i cânum râhına sarf eyleyem
Bundan artık nesne gelmez ‘âşık-ı âvâreden
3 Pâre pâre olsa da bir pâre şefkat eylemez
Ol perî bilmem ne ister bu dil-i sad-pâreden
4 Kutb-ı gerdûn-ı vefâyı her gice devr eylerem
Fark olunmaz seyrüm ey meh seb‘a-i seyyâreden
5 Nîze-i müjgân gamzeñ hançeri yetmez mi kim
Bir de hûnî çeşmüñ atdı sîneme ok aradan
6 Olmadı mir’ât-ı dil jeng-i kudûretden halâs
Kande ‘aks eyler safâya böyle kalbi karadan
7 Çâr-sûdan çâr-etıbbâ çâre-cûken derdime
Çâresizler çâr-nâ-çâr el yumuşlar çâreden
8 Derd derd-i ‘aşk ise yok çâresi illâ Sebât
Bir devâ kıla meger kim derd-i ‘aşkı yaradan (Gazel 115)

Şair, reddü’l-‘acûz ‘ales’-sadr sanatının, yani beytin son kelimesini sonraki beytin ilk kelimesi olarak kullanma sanatının güzel bir örneğini bu gazelinde vermiştir:
1 Ol semâ-yı şerefin mihr-i münîr ü kameri
Kameri şakk ider engüşti-i şehâdet semeri
2 Semer-i nahl-i ma‘ârifsüñ eyâ şâh-ı Rasûl
Bâr virmez güzelüm sen gibi cennet şeceri
3 Şecer-i vâdi-i Eymen gibi kaddüñ pür-nûr
Nice Mûsâlara virmekde tecellî haberi 47
4 Haberi gelmez idi bizlere Hakkuñ hakkâ
Gelmeseñ ‘âleme ey nûr-ı Hüdânuñ eseri
5 Eser-i lutfuñ ile n’ola Sebâtî gibi dil
Mey-i mihrüñ çeke ol çekmeye aslâ kederi (Gazel 133)

Sebâtî’nin Türkçe kafiye kullanma azmi şu gazelde açıkça görülmektedir:
1 Metâ‘-ı ‘aşk u sevdâ-yı cünûnı boyladum gitdi
Dilümle kendümi rüsvâ-yı ‘âlem eyledüm gitdi
2 Cünûn vâdilerüñ gezdi ser-â-ser bulmadı temkîn
Anuñ çün göñlümi hicrüñle cânâ killedüm gitdi
3 Yelerken yel gibi kûh u beyâbân-ı reh-i ‘aşkı
Tayandı esb-i himmet şevk ile bir heyledüm gitdi
4 Çeküp câm-ı şarâbı sıdk u ihlâs ile mest oldum
Sebâtî ceyb ü dâmân-ı riyâyı kıyladum gitdi (Gazel 156)

Şairin Amasyalı olması dolayısıyla Mihrî Hatun ’a da bir nazire yazdığını aşağıdaki gazelden anlamaktayız:
1 Pây-mâl-i hâk-i kûy-ı yâr olaydum kâşki
‘Âşıkânla kûçe der-bâzâr olaydum kâşki
2 Nokta-i mevhûme-i la‘lüñ soraydum sıdk ile
Vara vara zülfine berdâr olaydum kâşki
3 äarf idüp mevcûdımı ma‘dûme sûk-i ‘aşkda
Ben de yokluk ‘âleminde var olaydum kâşki
4 Ceõbe-i õât-ı ehadla bendelik da‘vâ kılup
Hükm-i Hakk isbâtına ahrâr olaydum kâşki 5 Derd-i ‘aşkuñ çâresi nâçârlıkdur ey tabîb
Dil virüp ol dilbere nâçâr olaydum kâşki
6 Yârdan agyâr yâr oldı o yâre şüphesiz
Ey Sebâtî ben dahi agyâr olaydum kâşki (Gazel 143)

Sebâtî, İsmail Şirvânî’nin türbesinde yetiştirdiği güllerle de meşhurdur. Bu beyitte güller konu edilmiştir:
Sebâtî bulmayınca bâg-ı ‘âlemde dikensiz gül
Bütün gül-zârı terk itdüm baña bir gül diken kaldı (Gazel 147/7)

Şair, bazen mısra-ı berceste güzelliğinde beyitlerle sanatının zirvesine çıkmıştır:
La‘l-i lebüñ meyinden bir katre nûş ideydüm
Hoşnûd idüm bu ‘âlem yek-ser serâb olaydı (Gazel 148/2)

Mir Hamza Nigârî’nin Şeyh Galib’in şiirine yazdığı nazireyi, Sebâtî de takip etmiş ve bir nazire de o yazmıştır:
Sâye salup başuma sevdâ-yı ‘aşk
Rahneler açdı dilüme nây-ı ‘aşk
Tutdı bütün ‘âlemi gavgâ-yı ‘aşk
Şeş-ciheti kapladı hûy-hây-ı ‘aşk
Tîrin atup sîneme şol yây-ı ‘aşk
äaldı ayakdan beni ey-vây-ı ‘aşk
Âh mine’l-‘aşkı vü hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî (Terci‘ât 159/1)

Şairin aynı zamanda bir Hayâlî Bey hayranı olduğunu ona yazdığı aşağıdaki tahmisten anlamaktayız:
Aklı yagmaya viren kadd ü ber-dûşuñdur
Beni dîvâne kılan nergis-i medhûşuñdur
Cigerüm pâreleyen perpere mengûşuñdur
äabrımı gâret iden hâl-i binâgûşuñdur
Dili âşüfte kılan sünbül-i gül-pûşuñdur (Tahmis 168/1)

Divanda bir de müstezat vardır:
Senden düşeli ayru göñül n’oldı gör ey mâh
Bir sen de ol âgâh
Odlara düşüp yandı kamû cân u tenüm âh
Hem dahi ciger-gâh (Müstezat 169/1)

Sebâtî’nin II. Abdülhamid’e duyduğu sevgi şiirine yansımıştır:
1 Muzaffer kıl İlâhî dûd-mân-ı Âl-i ‘Osmânı
Husûsâ ‘abd-i makbûlüñ olan Sultân Hamîd Hânı
2 İlâhî nûr-ı Ahmedle ehâd ismüñ şefî‘ itdüm
Anuñ mülkini ma‘mûr it dem-â-dem ey kerem-kânı
3 O şâhuñ zıll-i ‘adlünde cihân yek-ser safâlarla
Otursun kasr-ı şâdîde yürütsün hükm ü fermânı
4 N’ola ‘adl ü ‘adâletle muvaffak kıl sa‘âdetle
Şefâ‘atle besâletle zafer-yâb it o sultânı
5 Sebâtî gün gibi her gün açup başın niyâz eyle
Anı gün tek cihângîr eylesün eltâf-ı Subhânî (Dua-yı Padişah/6)

Şairin evlat sevgisini de ilk oğlu Ali Haver için düştüğü tarihten anlayabilmekteyiz:
Du‘â birle didüm târîh Sebâtî
‘Alî Hâver hemî bâdâ ferah-bâl (1300)
على خاور همى بادافرحبال (Tarih 189/7)

DİVAN HAKKINDA

Nühalar: Beyazıt kütüphanesi matbu eserler bölümü 5737 numaraya kayıtlı baskı nüsha, Beyazıt kütüphanesi K.26974 numaraya kayıtlı ikinci bir nüsha ile İstanbul üniversitesi Merkez kütüphanesi İbnü’l-Emin koleksiyonu 000575 numaraya kayıtlı bir nüsha daha bulunmaktadır. Bu üç nüsha da h.1309’da Mahmud Bey Matbaası’nda yapılan baskıdandır. Eserin yazma nüshası kayıptır.
Biz bu çalışmamızda şahsî kütüphanemizde bulunan “Dersaadet, (Mahmûd Bey) Matba‘ası- Bâb-ı ‘Âlî Civârında Ebu’s-Su‘ûd, Caddesinde Numara 37, 1307.”baskısını esas aldık.
Mürettep divan özelliği gösteren eser, 194 Türkçe, 11 Farsça şiir içermektedir. Toplam 205 şiir vardır. Divana gimemiş üç tarih manzumesi de dâhil edilince 208 şiiri olduğu anlaşılmaktadır. Bir şiirini hece ölçüsü ile yazmıştır (109. şiir) . Eser, 1307 yılında tamamlanmıştır:
Ey Sebâtî tab‘ına târîh-i cevher-dârdur
Hamdü li’llâh vermede hem şevk-i tâm âsârımuz (1307)
II. Abdülhamid Han’ın yardımları ile basılma tarihi ise 1309’dur:
Sâyesinde sîma-i ‘Abdülhamîd Hânuñ müdâm
Neşr olup tutsun dem-â-dem Rûm u Şâm âsârımuz
Şair, eserinin basımında kendisine yardımlarını esirgemeyen padişaha bir övgü şiiri yazarak teşekkür etmiştir:
Muzaffer kıl İlâhî dûd-mân-ı Âl-i ‘Osmânı
Husûsâ ‘abd-i makbûlüñ olan Sultân Hamîd Hânı (Dua-yı Padişah/6)
Sebâtî’nin divanın dışında kalan üç şiiri daha vardır. Birincisi, Pîr İlyas Hazretlerinin türbe-i şerîfine söylenmiş olan manzumedir.
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün
1 Hüdâ tahtında Şâh ‘Abdülhamîdi pâyidâr itsün
‘Umûmı itmede sîr-âb dem-â-dem âb-ı ihsânı
2 Hususiyle bu dergâh-ı mu‘allâ Pîr İlyâsı
İdüp ihyâ ser-â-pâ böylece ol bâni-i sânî
3 Zuhûr itdi rumûz-ı evliyâ taht-ı kubâbı hem
Ki üç kubbe içinde setr olundı kutb-ı Rabbânî
4 N’ola ol sâ‘i-i hayrâtı hayr ile be-kâm eyle
Kabûl it dergehinde hizmet-i ‘Abdülhamîd Hânı
5 Sebâtî bir ‘adet tarh it çıkar bu mısra‘-ı târîh
Tamâm oldı bu cây-ı dil-güşâ bâ-‘avn-i Rabbânî

Divanda bulunmayan ikinci manzume Bâyezid Paşa Camiinin tamiri için yazılan tarih kitabesidir.
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
1 Âb u tâbı kalmamışdı böyle ma‘bed-hânenüñ
Geldi mazhar ebr-i rahmet tek buña akıtdı âb
2 äû gibi ‘ömr-i tavîli Hak nasîb itsün aña
Çünki kıldı bunca sa‘y-i gayreti bî-irtiyâb
3 Dâhil ü hâriçde aslâ koymadı fersûde yer
Bâni-i sânî sevâbın eyledi ol iktisâb
4 Ben dahi n’ola Sebâtî söylesem târîhini
Rahmet olsun rûh-ı bânîye disün kim içe âb

Üçüncü tarih ise Mehmed Bey’in mezar taşı kitabesidir.
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün
1 Dirîgâ hânedân-ı bî-müdân ma‘rûf Muhammed Bey
Fenâ dârını terk itdi Hüdâ kabrin ide pür-nûr
2 İder mi mâder-i eyyâm tevlîd mislini heyhât
äakın ifrât sanma bu sözü beyne’l-enâm meşhûr
3 Cihânı hüsn-i sıyt ı toptolu kılmışdı ‘asrında
Mülâzîme hemân ber-mîzbândı her gelen mesrûr
4 Dimez bay u gedâ her kim gelürse es-salâ dirdi
‘Umûm hân-ı Halîl-âsâsı üzre şâkir ü meşkûr
5 Sebâtî hüzn ü mâtemle mücevher söyledüm târîh
N’ola Îzed eger kıla bu demde hem anı magfûr (1309)
6 Oku sen de bu õâtuñ rûhuna bir fâtiha ey cân
Cenâb-ı Hak dü ‘âlemde seni de eyleye mesrûr
(Rûmî 1309) (Arabî Sene 1310)
İfâde-i Mahsûsâ
Ba‘de edâ-yı mâ vecebe ‘aleynâ
Müsbet ve müsellem hakâyıkdandır ki bu bag-ı zâr-ı ‘âlemde terbiye ve tehiyye idilen esmâr-ı efkâr ve eş‘âruñ mehâfil-i ma‘ârife kabûl ve neşri her tab‘ u vicdâna halâvet ü letâfet bahş oluyor (Hamden levâhibü’l-‘atâyâ)mücerred feyz-i nûrânî ve bir ‘aşk-ı rûhânî eseriyle vücûda getürilüp ihtifâ-gâh-ı nisyânda mahv u nâ-bûd olup gitmesi ve başka nâm ile yâd olunması arzû idilmeyüp de enzâr-ı õevk-i âşinâyân şi‘r ü edebe ‘arza cür’et olunan şu (Sebâtî) Dîvânı pâdişâh-ı ma‘ârif-penâh şehen-şâh-ı ‘adâlet-iktinâh şehriyâr-ı merâhim-nisâr tâc-dâr-ı ‘âlî âsâr (el-Ġâzî ‘Abdülhamîd Ḫân) sânî efendimiz hazretlerinüñ emr-i ma‘ârifüñ dahi intişâr u ta‘mimi hakkındaki pek mukaddes ve mu‘azzez efkâr-ı hümâyûn-ı terakkî-nümûn cenâb-ı şâhâneleri sâyesinde tab‘ u neşr idiliyor şu eser ise bir mevki‘-i pür-feyz-i envârda eşcâr-ı safâ-nisâr ve revâyih-gûnâ-gûn neşr iden ezhâr u çemen-zâr içinde hitâm bulmış oluyorsa da tarz-ı cedîdden õevk-yâb olan nefâyis-ı cûyân-ı ‘asr u zamânuñ enzâr-ı ‘âlîlerinde bir mevki‘-i takdîr ü tahsîn tutacak derecede pek de şevk-âver ve rengîn-i nev-zemîn efkâr u hissiyât-ı ‘âlîyi hâvî olmadıgı i‘tirâf ü beyân olunur şu ihtârla ıslâhı hayli müşkil oldıgıçün münderecâtında vukû‘ı pek tabî‘i olan nevâkıs u hatâyâsından tolayı kâri’în kirâm-ı hazerâtınuñ ‘afv-ı mahsûs-ı ‘ârifâneleri temenniye lâyık bulunur. Hemân akdes-i merâm aksâ-yı kelâm olan füyûzât dâ’ime-i safâ vü sa‘âdetden cümlenüñ müstefîd ü müstefîz olması du‘âsıyla söze nihâyet virilür.
Amasya’da Kâ’in Şeyh İsmâ‘îl Şirvânî Hazretleri Türbe-i Şerîfi İmâmı ve Türbe-dârı
Hâfız Mehmed Sebâte’d-dîn Şekivî
İşbu Dîvân-ı Sebâtî hakkında Sivâs vilâyeti nâ’ibi mevâli-i kirâmdan fazîletlü Ahmed ‘Atâullâh Efendi hazretlerinüñ söylemiş oldugı takrîz-i belîgdür:
Vâsıl olayım dirseñ eger bezm-i safâya
Terk itme sakın râh-ı muhabbetde sebâtı

Çünki didiler nâbit olur sâbit olanlar
Burhândur aña işte bu dîvân-ı Sebâtî El-fakîr ‘Atâullâh

Sebatî, divanını 1889’da bizzat İstanbul’a giderek bastırmıştır. Hayatı boyunca maddi sıkıntı çeken şair, bu işi gerçekleştirmek için de oldukça zorlanmıştır. Mir Hamza Nigârî gibi, hayattayken divanının basılmış olduğunu görmek her halde en büyük emellerinden birisiydi.

METİN

Dîvân-ı Hafız Mehmed Sebâte’d-dîn

Bismillâhirrahmanirrahîm
4
1
Müfte‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün
1 Mehd-i zemîn içre şükür yâ Ḫudâ
Tıfl-ı dilüm olmada gûyâ Ḫudâ

2 Vir nefes-i ‘Îsi-i Meryem dahi
Tâ ki kıla mürdeler ihyâ Ḫudâ

3 Mu‘teber it güfte vü ‘âsârını
Nâmın idüp dehrde ibkâ Ḫudâ

4 Hamd u senâ itse n’ola dem-be-dem
Ḳılduñ anı sâhib-i imlâ Ḫudâ

5 Ahmed-i hamden leke fî külli ân
Söylerem ey vâhid ü yektâ Ḫudâ

6 Her nefes envâ‘-ı salât ü selâm
Rûh-i Resûle idüp ihdâ Ḫudâ

7 Âline evlâdına ashâbına
İtmedeyim tarzıye isrâ Ḫudâ

8 İsm-i şerîfüñle bu dem başlayup
Na‘t-ı Nebî itmege inşâ Ḫudâ

9 Eyle Sebâtî kuluñ aklâmına
Feyz-i ezel reşhasın i‘tâ Ḫudâ

2
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Ey meh-i burc-ı risâlet şeh-i Bathâ Bathâ
Mahrem-i sırr-ı Ḫudâ Leyle-i İsrâ İsrâ

2 Ey inen şânına levlâk dahi ersel-nâk
İsm-i vâlâsı güzel Yâsin( ü) Ṭâhâ Ṭâhâ

3 Vâsıfuñ oldı Hudâ peyk ü berîdüñ Cibrîl
Bundan a‘lâ ne olur ey meh-i garrâ garrâ

4 Gülşen-i bâg-ı Hudâda saña beñzer yokdur
Ruh-ı gül kâkül-i sünbül kad-i bâlâ bâlâ

5 Allah Allah bu ne şehdür bu ne hulk-ı ahsen
Bu ne rütbe bu ne şândur bu ne Mevlâ Mevlâ

6 Sen şeh-i mısr-ı melâhatsuñ eyâ kenz-i hüsn
Saña nisbet satılur Yûsuf-ı zîbâ zîbâ

7 Oldı tâvûs-ı melek bülbül-i bâg-ı hüsnüñ
Ey gülistân-ı hasende gül-i hamrâ hamrâ

8 Bâ‘is-i ma‘firet-i Âdem ü Havvâ sensüñ
Şerefüñle yürüdi Nûh be-deryâ deryâ

9 Men nasıl vasf ideyüm õât-ı sütûde-şiyemüñ
Saña meddâh yeter vâhid-i yektâ yektâ

10 Güli ger cümle müşebbih saña teşbîh ideler
Bulamaz vech-i şebeh hiçbiri aslâ aslâ 5

11 Seni tavsîf idemez Ka‘b ile Hassân-ı belîg
Kande kaldı ki Sebâtî gibi ednâ ednâ

12 ‘Arzı budurur ol ‘âsî-i pejmürdelükdür
Kim ide yâd-ı lebüñle dilüñ ihyâ ihyâ

3
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Ey Habîb-i Kibriyâ cânum fedâ her an saña
Sen ki cânlar cânısuñ kurbân olur her cân saña

2 Sen şehen-şâh-ı risâletsüñ beşîr ü hem neõîr
Her sözüñ te’yîd içün gökden iner Kur’ân saña

3 N’ola şakk olsa şehâdet eyleyüp mâh-ı münîr
Müdde‘â isbâtına kâfîdür ol bürhân saña

4 Görgeçin tesbîh ider destüñ öper her dem husâ
İtmesün koy seng-i dil kavm-i Kureyş îmân saña

5 Müstehaklar kahr-ı Hakka şüphesiz ey pâk-õât
Anları katl itmege gönderdi Hakk fermân saña

6 Ba‘de hâõâ virdiler dörd yâr-i sâdık sıdk ile
Cânlaruñ Ṣıddık ‘Ömer ‘Osmân ‘Alî ey cân saña

7 Tûtiyâ-yı hâk-i pâyuñ tozların özler gelür
Kühl-i bîniş itmege devr iderek devrân saña

8 Yâ Şefî‘a’l-müõnibîn yâ rahmeten li’l-‘âlemîn
Muştuluk kim bizlere müştâk imiş Rahmân saña

9 Çeşm-i ma‘nâsı ‘alîl kendi õelîl ü bî-delîl
Geldi bî-çâre Sebâtî isteyü dermân saña

4
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Sen Habîb-i Kibriyâsuñ yâ Muhammed Mustafa
Mazhar-ı nûr-ı Hudâsuñ yâ Muhammed Mustafa

2 Şânuña levlâke levlâke buyurmuşdur Hudâ
Bâ‘is-i ‘arz u semâsuñ yâ Muhammed Mustafa

3 Rahmeten li’l-‘âlemînsin hem Şefi‘a’l-Müõnibîn
Şâfi‘-i rûz-ı cezâsuñ yâ Muhammed Mustafa

4 Sen ‘azîmü’l-hulksuñ vasf itdi Hak Kur’ânda
Hâdi-i râh-ı Hudâsuñ yâ Muhammed Mustafa

5 Leyle-i İsrâda Aksâ içre kıldukda namâz
Sen imâm-ı enbiyâsuñ yâ Muhammed Mustafa

6 ‘Arş ferş olsa n’ola hâk-i payuñ ta‘zîn içün
Mefhar-ı her dü serâsuñ yâ Muhammed Mustafa

7 Bu Sebâtî bendeñe göster tarîk-i ‘aşḳı kim
Dü-cihândan reh-nümâsuñ yâ Muhammed Mustafa

Der Õikr-i Hudâ vü Resûl ü Çâr-Yâr-i Güzîn ü Eimme-i İsnâ ‘Aşere Rızvânullâhi Te‘âla ‘Aleyhim Ecmâ‘in
5
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Sâkiyâ sun câm-ı ‘aşḳı ol Hudânuñ ‘aşḳına
Bir dahi toldur Habîb-i Kibriyânuñ ‘aşkına

2 Ṣıdk u ihlâs ile hâlis mey-perestem dem-be-dem
Sânisineyn-i refîk-i Mustafânuñ ‘aşkına

3 ‘Adl ü dâduñ yâd idüp mey sun baña sâkî hemân
Hazret-i Fâruk ‘Ömer bahr-ı vefânuñ ‘aşkına 6

4 Cem‘-i hâtırla getür câm-ı Cemi sâkî amân
Câmi‘ü’l-Kur’ân ol kân-ı hayânuñ aşkına

5 Lutf kıl pîr-i mugânuñ kâse-i ser-şârını
Nûş idem tâ kim ‘Aliyü’l-Murtazânuñ ‘aşkına

6 Ehl-i diller nûş iderler dem-be-dem la‘l-i müzâb
Zevce-i Şîr-i Hudâ hayrü’n-nisânuñ ‘aşkına

7 Hem dahi şübbân-ı cennet neyyireyn her vükûn
Ya‘ni şebîr ü şiber teşne-dilânuñ ‘aşkına

8 Kandesin kande yetiş ey sâki-i sîmîn-beden
Bir kadeh ser-şâr kıl Zeyne’l-‘abânuñ ‘aşkına

9 Tîhe-i sevdâdayuz kanmaz göñül bir câm ile
Bir dahi sun Bâkır-ı bahr-ı ‘atânuñ aşkına

10 Bende-i derd-i keşem hem kelb-i kûy-ı Ca‘ferî
Turma mey sun sâdık-ı sâhib-sehânuñ ‘aşkına

11 Devriñi tâm isterem tünd olma sâkîyü’l-emel
Kezm-i gayz it Kâzım-ı şâh-ı hüdânuñ ‘aşkına

12 Ger rızâsın ister iseñ şeh Rızanuñ sâkiyâ
Dem-be-dem kesme ayagın ol Rızanuñ ‘aşkına

13 Kıl beni mest-i müdâm-ı dergeh-i ehl-i fenâ
Ṣun mey-i mihrî Takî-i müttekânuñ ‘aşkına

14 Olmaga pâ-mâl-i hâk-i pây-i hayl-i hanedân
Başumı top it Nakî-i mehlikânuñ ‘aşkına

15 Ceyş-i hûbân-ı cihân ser-‘askeridür ‘Askerî
Men anuñ kurbânıyam toldur vir anuñ ‘aşkına

16 İntizârı câna yetdi Mehdi-i meh-rûyumuñ
El-müdâm ol şâhid-i sâhib-livânuñ ‘aşkına

17 Sâkiyâ bizler muhibb-i hânedânuz teşne-leb
Kesme câm-ı lutfuñu ol hânedânuñ ‘aşkına

18 Bende-i fermân-ber-i şâh-ı Bahâyuz sıdk ile
Nakşibendüz nahl-i bendüz hep Hudânuñ ‘aşkına

19 Teşne-leb koymaz Sebâtî sâki-i gül-fâm seni
Sen hemân derd-i keş ol merd-i fedânuñ ‘aşkına

Der Du‘â-yı Pâdişâh-ı İslâm Halledullahu Mülkehu
6
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Muzaffer kıl İlâhî dûd-mân-ı Âl-i ‘Osmânı
Husûsân ‘abd-i makbûlüñ olan Sultân Hamîd Hânı

2 İlâhî nûr-ı Ahmedle ehâd ismüñ şefî‘ itdüm
Anuñ mülkini ma‘mûr it dem-â-dem ey kerem-kânı

3 O şâhuñ zıll-i ‘adlünde cihân yek-ser safâlarla
Otursun kasr-ı şâdîde yürütsün hükm ü fermânı

4 N’ola ‘adl ü ‘adâletle muvaffak kıl sa‘âdetle
Şefâ‘atle besâletle zafer-yâb it o sultânı

5 Sebâtî gün gibi her gün açup başuñ niyâz eyle
Anı gün tek cihângîr eylesün eltâf-ı Subhânî

İbtidâ-i Gazeliyât
7
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘lün Mefâ‘îlün

1 Ey emr-i kün ile yokdan bizi peydâ kılan Mevlâ
Cemâl-i pâkine halkı bütün şeydâ kılan Mevlâ 7

2 ‘Ademde mahz-ı lâ-şeyken götürdüp mülk-i nâsûta
Bize dîn-i mübîn-i Ahmedi i‘tâ kılan Mevlâ

3 Cenâb-ı Ahmedi bir şeb götürdüp kâb-ı kavseyne
Namaz-ı penç-gâhı bizlere ihdâ kılan Mevlâ

4 Saña her anda yüz biñ (kez) teşekkür eylesem azdır
Ey ol in‘âm ile bu bendeyi ihyâ kılan Mevlâ

5 Virüp müjde bize hem âyet-i lâ teknatu birle
Gürûh-ı ‘âsiyânı lutfa agırrâ kılan Mevlâ

6 Şefî‘in rûz-ı mahşerde Muhammed Mustafâ ile
Ey anı mu‘ciz-i Kur’an ile isrâ kılan Mevlâ

7 Sebâtî ‘abd-i müznibdür dem-â-dem magfiret ister
N’ola kıl magfiret ey va‘dini îfâ kılan Mevlâ

8
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Külhen-i kûyuñ habîbâ ‘ayn-ı gülşendür baña
Gülsitân-ı dehr sensüz çünki külhendür baña

2 Kılmazam min-ba‘d terk-i hâk-i kûy-ı dilberi
Şevk u şâdî bahş olan ol hâk meskendür baña

3 Ger şehîd-i nâvek-i dil-dûzı olsam dostlar
Kûy-ı yâr içre ki var bir yâr medfendür baña

4 Hâr-ı hâşâk u mugaylân-ı tarîkuñ ey güzel
Gûyiyâ reyhân u sünbül berg-i sûsendür baña

5 Cânum almak ister iseñ vechüñi göster hemân
Nâr-ı hicre yanmadan cân virmek ehvendür baña

6 Ben niyâz itdükçe nâz eylersin elbet lâ-cerem
Vardur(ur) bir hikmetüñ bu emr-i rûşendür baña

7 Kande görse bir perî-peyker bakar cânum yakar
Merdüm-i çeşmüm Sebâtî gör ne düşmandur bana

9
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Zahmetüñ rahmet bil ey dil ‘ayn-ı ‘izzetdür saña
Hâdim-i dergâh-ı şâh olduñ ne devletdür saña

2 Hâk-i pây-ı Şâh-ı Merdân olduguñ fahr eyle kim
Râh-ı ‘aşk içre bu hâlet feyz-i rif‘atdür saña

3 Gerçi var bu bâbda hâr hüsrev-i agyâr bes
‘Avn-i Hakla kâm-yâb olmak da kısmetdür saña

4 İtseler seng-i sitemle pâre pâre cismüñi
Ṣabr kıl ‘uşşâk-veş âh itme bid‘atdür saña

5 Şûre yirde sünbül (ü) reyhân biter mi seyr kıl
Ey Sebâtî kalb-i pâküñ ‘ayn-ı ‘ibretdür saña

10
Müfte‘ilün Fâ‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün

1 Cevr füzûn eyledi ol büt-i zîbâ baña
Sâki amândur amân sun mey-i hamrâ baña

2 Silsile-i zülfüni görgeçin oldum cünûn
Gör ki neler eyledi ol saçı Leylâ baña

3 ‘Ârız-ı gül-gûnını gördi gözüm nâgehân
Gonce-sıfat çâk çâk oldı dil eyvâ baña

4 Âh ne idüp neylesem cân fedâ eylesem
Hem-dem olur mı ‘acep ol gül-i ra‘nâ baña

5 Kılma Sebâtî figân söyle hemân an-be-an
Devr iderek ey cevân vir hele mînâ baña 8

Fârisî
(۱)
زمحاب دو ابروى نكارم نو رشد پيدا
تجلى كاه موسى يست آن جه و يد بيضا

ز معراج علوى بر تر است آن پا يۀ جاهش
خلافم نيست در عالم بحق سورۀ اسرا

اكر يكدم مرا ب بختم رساند بر در وص لش
همين است مرمرا مطلب جه مطلب طلب اعلا

سك كوى نكارم باش و رو فارغ نشين اى دل
چه حاجت روضه رضوان چه حاجت شجرۀ طوبا

د لا بر سفرۀ رندان تقاضا نيست بر محمان
ميا بر خوان درو شان همه شيرينتر ست احلا

ثباتى كى شود ممكن دوى در كوشۀ وحدت
تو خود را از ميان بردار كه بر خيز دهمه اشبا

Fârisî
(۲)

دلبر اعشوه كر اسيمبرا جان مرا
بخدا بر برما باز برارخ بنما

ا ين سخن من كه بدو كفتم خندان كفتا
اينچنين خام طمع كردنت هر بار چرا

بوسۀ بادبده كفتم و كفتا بخشم
ليك آن جان كرامى بكنى ترك مرا

كفتم اى سرور خوبان كل عارض بنما
تا شود بلبل دل شام و سحر نغمه سرا

نشكفت اين كل مقصود ثباتى كفتا
مكر آن وقت كه آيد بكوش او از درا
Fârisî
(۳)
Nazîre be-Münâcât İbrâhîm Edhem Kaddesallahu Sırruhu’l-‘Azîz

ا لهى دلنى نور هدا كا
بحق نور وجه مصطفا كا

و قى يوم الجزا كن لى شفيعاَ
حبيبان وهو فى الاسرا دنا كا

ابى امى اخى عمى جمعاَ
فدا كا يا رسول الله فدا كا

عصى مذنب عبد ذليل
فقير خائف قد التجا كا

د خليكه يا محمد كن ظهيراَ
لنا نر جو دخيلاَ فى الوا كا

لسانى فا ذكر اسم الله دائم
قل الحق والاصمد تفا كا

ا يا حافظ ثباتى افنح عينك
فان الموت يمشى من قفا كا

Harfü’l-Bâ
11
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Dilberâ düşnâm ile olsun gel eyle bir hitâb
Bir hitâb eyle dilerseñ eylegil biñ kez ‘itâb

2 Başum üzre serv kaddüñ sâyesin sâl cânum al
Lîk ey rûh-ı revânum gitmege kılma şitâb 9

3 Çıkdı dil kûh-ı temennâ üzre ernî söyledi
Len terânî söyleme ref‘ eylegil yüzden nikâb

4 Ser-be-ser ‘âlem fedâ olsun gubâr-ı kûyuña
Ey meh-i burc-ı risâlet ey şeh-i çârüm kitâb

5 N’ola çekmezse Sebâtî rûz-ı mahşerden hatar
Cennete lâ-büd girer kelbân-ı kûyuñ bî-hisâb

12
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Çünki ey dil yâr ile oldı meyânuñ şekker-âb
Ekl ü şürbi terk kıl görmez gözüñ min-ba‘d hâb

2 Kûy-ı yâre git dem-â-dem subh u şâm âh eyle tâ
İñledüp ney tek vücûduñ nâle kıl misl-i rebâb

3 Tâ ki ol gül pîrehen-mânend bülbül-nagme gibi (sin)
Gûş idüp gül tek açılsun eylesün ref‘-i nikâb

4 Rûz şeb zülf-i ruhuñ ey matla‘-ı hüsn-i cemâl
Baş açık dîvânesidür âfitâb ü mâh-tâb

5 Rahm kıl âşüfte-i hicrânuña ey gonce-fem
Lutf idüp Allah içün gel eylegil bir kez hitâb

6 Tıg-ı ebrû nîze-i müjgân u gamzeñ hançeri
Öldürür bir gün bizi vallâhü a‘lem bis-sevâb

7 Dâmen-i sabrı Sebâtî koma elden dâ’imâ
Olmak isterseñ cihânda feyz-i Hakkdan feyz-yâb

13
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Felekten tâb idemez eylese ‘aşkum hîzâb
Gözlerümden dökülür eşk misâl-i mîzâb

2 Bir büt-i seng-i dilüñ la‘l-i lebi teşnesiyem
Bilerek sûz-ı dilüm eylemez oldı sîr-âb

3 Sâ‘id -i sîmini yâd itme vücûdum ditrer
Nice kim ditreye âl üzre dem-â-dem sîm-âb

4 Gam-ı hicrân dime kim merdüme te’sîr itmez
Gözümüñ yaşını gör olmada ‘ayn-ı seylâb

5 Şi‘r-i şekker-şikenüñ õevkini inkâr idemem
Ey Sebâtî diyemem âb-ı güle ben tîz-âb

Harfü’t-Tâ
14
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 ‘Ârif ol ey dil yüzüñ ne inse vü ne câne tut
Cümleden göz yum cihânda çeşmiñi cânâne tut

2 Ger merâmuñ sâlik-i râh-ı Hudâ olmak ise
Şîr-i Hakdan feyz alup câm-ı mey(i) şîrâne tut

3 Mazhar-ı nûr-ı İlâhî olmak isterseñ eger
Vechi mir’at-ı cemâl-i şâhid-i Şirvâne tut

4 Der-vatan seyr-i sefer kıl dergeh-i yâri koyup
Ne Buhârâ seyrin it ne çeşmüñi ekvâne tut

5 Bâg-ı cennetde eger gülmek dilerseñ gül gibi
Gülsitân-ı dehrde murg-ı dilüñ efgâne tut

6 Pend-i pîrânı göñül ner böyle tanzîm eyledüñ
İsteseñ hak söz kıyâs it isteseñ efsâne tut

7 Dehr-i zâlüñ al yanagı al ile aldar seni
Perde-i çeşmüñ Sebâtî al içün al kana tut

15
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 Lenger-fiken-i sâhil-i pür-hayretem ey dost 10
Müstagrak-ı deryâ-yı gam u mihnetüm ey dost

2 Ayrıldı göñül tâ ki gülistân-ı vatandan
Bülbül gibi feryâd-zen-i firkatüm ey dost

3 Âvâre-i ser-geşte-i sahrâ-yı melâmet
Güm-geşt-i beyâbân-ı reh-i gurbetüm ey dost

4 Gezdükçe fenâ vâdilerin vâlih ü hayrân
Üftâde-i sad-bâriçe-i kürbetüm ey dost

5 Cân sa‘vesini alsa da şahbâz-ı müşeyyed
Bî-şüphe ki teslîm-i der-i hikmetüm ey dost

6 Bir san‘at ile atdı bizi bâm-ı felekden
Tâ merkez-i pür-kâr-ı yed-i kudretüm ey dost

7 Dellâl-i ezel bir pula satmış gibi beñzer
Yanuñda senüñ böyle ki bî-hürmetüm ey dost

8 Çâr-sû-yı fenâ içre baña lutf ile pey sür
Bâzâr-ı bekâda ola tâ kıymetüm ey dost

9 Esmâ-yı ‘azîzüñ içün ey Vâhid-i mutlak
Dârında mezîd eyle benüm ‘izzetüm ey dost

10 Bir katre-i nâ-çîz Sebâtî gibi her dem
Muhtâc-ı yem-i magfiret ü rahmetüm ey dost

16
Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün Mef‘ûlü Fâ‘ilatün

1 Başumda derd-i sevdâ sînemde nâr-ı hasret
Düşdüm çeh-i firâka oldum nizâr-ı hasret

2 Kıldı beni perîşân üftâde zâr ü giryân
Derdâ ki derd-i hicrân hayfâ ki hâr-ı hasret

3 Kaddüm kemâne döndi tîr-i müjeñden ayru
Bükdü belüm tiz elden şiddetle bâr-ı hasret

4 Gel gel figâne bülbül âgâz kıl benümle
Sen mübtelâ-yı hicrân ben bî-karâr-ı hasret

5 Görseydi bezm-i vasluñ bir kerre çeşm-i ‘âşık
Râzı olurdı çekse ger sad-hezâr-ı hasret

6 Leyl ü nehâr sensiz yek-sân iken gözümde
Her anı bir yıl oldı leyl ü nehâr-ı hasret

7 Ey bâd-ı subh u şâmî vir yârdan peyâmı
Mir’at-ı dilden eyle ref‘-i gubâr-ı hasret

8 Dil virme kıl u kâle sâkî getür piyâle
Döndürdi cismi nâle redd-i humâr-ı hasret

9 Ṣabr u sebâte sa‘y it ey bî-vefâ Sebâtî
Geldükçe peyk-i vuslat eyler firâr-ı hasret

17
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 Ey murg-ı dil it her seher eõkâr-ı muhabbet
K’anda açılur gül gibi ezhâr-ı muhabbet

2 Müstagrak-ı deryâ-yı visâl olma dilerseñ
äal katre-i gözden idüp efkâr-ı muhabbet

3 Bî-bâk gezer mest-i gülistân-ı cihânda
Her kim ki çeker kâse-i ser-şâr-ı muhabbet

4 Havf eylemez ol leşker-i endûh u elemden
Çün hısn-ı hasîn olmada (… )sâr-ı muhabbet

5 Terk itme sakın sehv ile bu râh-ı necâtı
Tâ keşf ola gayretde ol esrâr-ı muhabbet

6 Gel bezm-i muhabbetde Sebâtî gibi cûşa
Ez-cân u dil it şevk ile tekrâr-ı muhabbet

18
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 Yâd itmedüñ el-hak bizi yâd eyledüñ ey dost 11
Agyâr-ı sitem-kârı da şâd eyledüñ ey dost

2 Bu yâre nedür yâre dem-â-dem ne cefâdur
K’agyâre gidüp ‘adl ile dâd eyledüñ ey dost

3 Geldükçe urup başumıza seng-i melâmet
Gitdükçe sitem-kârlık âdd eyledüñ ey dost

4 Tohm-ı ‘amelüm hayfa ki beyhûde saçıldı
Kim hırmen-i maksûdı be-yâd eyledüñ ey dost

5 Ölsün mi Sebâtî nice bir söylemesün ol
Yâd itmedüñ el-hakk bizi yâd eyledüñ ey dost

19
Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün

1 يا معطى المرادات اعط لنا السنو حات
ادرك نداء عبدك ياسا تر العيوبات

2 اى پير پر ز اسرار دستم بكير زنهار
چون بندكان احرار تا يافتم عروجات

3 باباى هر دو عالم قيون بابا ولينك
Dergâhına sürüp yüz kesb eyledüñ füyûzât

4 Pîr-i mugân ayaguñ öpdüm alup ayaguñ
Ey dil ter it dimâguñ tâ feth ola fütûhât

5 Aldı ele Sebâtî kilki çü şâh nebâtı
Hâzır kıluñ devâtı tâ göstere sünûhât

20
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Ey ganî yâr bize virmedi hüsnüñ sadakât
Virse de virmese de Hakk aña virsün berekât

2 Ebr-i rahmetsüñ eyâ feyz-i yemânî ne olur
Üstüme nâzil ola bir iki katre reşehât

3 Zülf-i pür-çînüñ ‘aceb nâfe-i Çîn satmadadur
Nefhası câna deger bir nefes alsam nefehât

4 Ahsenü’l-gâyededür çünki nisâb-ı hüsnüñ
Eyle muhtâclara nakd-i hasenden hasenât

5 Hâr u hâşâk vücûdum iletür bahr-ı meye
Esse bir bâd-ı kerem eylese bir kez harekât

6 Ben ki sekbân-ı ser-i kûy-ı şeh-i Şirvânem
Lutf-ı Hakdur baña iş bu harekât ü sekenât

7 Ey Sebâtî kadem-i sıdk ü sebât üzre yüri
Bulayum dirseñ eger dem-be-dem ‘âlî derecât

Fârisî
(٤)

ان خداوند يكه ذات و هم صفاتش باقيست
غير از و يكسر جهان و هم خلايق فانيست

چيست اين خواب خورش اى نفس شومم كاوار
كار و بارت روز و شب مانند هر حيوانيست

اى دريغا در كفت افتاد شان زار و زبون
عقل و حم كه مقدس عاشق روحانيست

خوش بنام اى بلبل دل تا قفس جايت شده
وصل كل كر بايد اكنون دم نالانيست

تا مه كنعانيت كم شدايا يعقوب جان
مسكن و مأوا ترايك خانهٔ احزاينست

كى بو ديارب بشيرى آيدم با پيرهن
تا كه بويى بشنوم كويم مه كنعانيست

صبر كن حافظ ثباتى كرچه تلخست اين فراق
عسر يسراَ قول حقست آيت قرأنيست

Fârisî 12 (٥)
هفت دريا قطرۀ بحر كمال احمد ست
نيرين هم زرهٔ نور جمال احمد ست

هشت جنت بقعۀ كوى جنان مصطفا ست
قد طوبى ز ير پا هر دو نعال احمدست

حوض و كوثر تشنۀ لعل لب او كشته است
حور و غلمان سو ختۀ اب وصال احمدست

عرش شد در پاش فرشى با هزارا ن افتخار
هفت كنبد تا سرير پايمال احمدست

ل اى ثباتى قامتم كر خم شود مانند دا
از براى الف و حا ميم و دال احمدست

Fârisî
(٦)

از ان جانب ندانم شوق چونست
از اين جانب شها از حد فزونست

هر آنكه ترك يار خيش كيرد
ندارد رسم عقلى كو جنونست

بچشمم مى نمايد زلف و خالش
نميدانم چه لامست و چه نونست

ر مو زلن ترانى كر نمايد
ز عشقش موسىٔ دل غرق خونست

مكر روز و صالش هيچ نبود
كه هجرانش شب يلدا نمونست

بهست و نيست عالم رامده دل
كه تحقيقش فسانست و فسونست

ثباتى يار صوفى دار خواهد
مثال شان جنونست و فنونست
Fârisî
(٧)

خرم آن و دل كه برو نغمه و الحان عليست
فراح آن تر كه در و مهر در خشان عليست

حبذا آن سر پر شور كه در هر دو جهان
مست و مدهوش مى جازبهٔ آن عليست

حب اغيار نيابد بسر حب على
ارى تر سند كه اين ارصه و ميدان عليست

بر سر معر كه آراى قيامت كه رود
بار عصيان نكشد آنكه محبان عليست

آفرين باد ثباتى همه دم طبع ترا
ز انكه مداح على بو دو ثنا خوان عليست

Harfü’s-Se

21
Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün

1 Ey Yûsuf-ı sânî yok ‘âlemde saña sâlis
Sen nûr-ı Hudâsuñ bes densün mi saña hâdis

2 Hâşâ kim ola hâdis ol mihr-i ruhuñ ey cân
Îcâd-ı vücûduñdur bu ‘âleme çün bâ‘is 13

3 Mûsâ vü Mesih olmak isterdi saña ümmet
Tûbâ aña kim oldı ‘âlemde saña vâris

4 Tohm-ı ‘amelin her kim hâk-i paya zer‘ itse
Mahsûl alur bî-had ihlâs ile her hâris

5 Sen şâhı tahatturdur âmâli Sebâtînüñ
Yohsa ne bilür ol kim õâtuñdan ola bâhis

22
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Sehl sanma derd-i ‘aşkı ey göñül zinhâr güç
Söylenilmez kimseye izhâr güç ızmâr güç

2 Bî-ser ü pâ her gelen bî-derde derdüñ söyleme
Çünki ebnâ-yı beşerde saklamak esrâr güç

3 Vah ne müşkil derd imiş derd ü gam-ı dil-dâr kim
Çâresi mefkûd anuñ hem bulması gam-hâr güç

4 Kûy-ı yâre gitmegi ister göñül ammâ çi-sûd
Cilve-i cânânesiz her ta‘ne-i agyâr güç

5 Âsitân-ı maksuda yüz koy Sebâtî kıl niyâz
Bâr-ı ‘aşkı fahr ile çek söyleme güftâr güç

Harfü’l-Hâ

23
Müfte‘ilün Fâ‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün

1 Jâle düşer ey göñül ol gül-i handâne subh
Anuñ içün hoş gelür bülbül-i hoş-hâne subh

2 Mevsim-i gülde mülün içmesi hoşdur müdâm
Hâssa ki misl-i şafak açıla peymâne subh

3 Mey-gedenüñ bâbını bekle gözüm dem-be-dem
Tâ gele pîr-i mugân açıla mey-hâne subh

4 Dâ’ire-i ‘aşka gel devr ile devrân-veş
‘Âşık odur kim gelür meclis-i rindâne subh

5 İster iseñ ey göñül matlabuñ olsun revâ
Sen de Sebâtî gibi koy başı meydâne subh

Harfü’l-Hâ

24
Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün

1 Bülbül gibi zâr olmuşam feryâde bah feryâde bah
Tîşe elümde oynaram Ferhâde bah Ferhâde bah

2 Turma yetiş ey dil fikâr tut dâmen-i yâr-i Nigâr
Kutb-ı zamândur âşikâr irşâde bah irşâde bah

3 Ey dil sen olma gel denî oldur hakîkat ma‘deni
Kûy-ı cihândur meskeni uhrâda bah uhrâda bah

4 Oldur ledün ‘allemesi giymiş hakîkat câmesi
Ta‘lîm ider ‘aşk nâmesi üstâde bah üstâde bah

5 Oldı Sebâtî teşne-leb eyler dem-â-dem mey taleb
Sâkî getür sâgar be-leb imdâde bah imdâde bah

Harfü’d-Dâl
25
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Mest-i hâb-ı gaflet oldum yâ äamed senden meded 14
Pây-mâl-i mihnet oldum yâ äamed senden meded

2 Telh-kâm itdi beni nefs ü hevânuñ õilleti
Çün harîs-i leõõet oldum yâ äamed senden meded

3 Tut elüm dâreynde kurtar belâ-yı hicrden
Rûy-ı siyâh kıllet oldum yâ äamed senden meded

4 Eyle müstagnî beni her dü cihânda yâ Ganî
Bes ‘abîd-i cennet oldum yâ äamed senden meded

5 Mübtelâ-yı nefsdür söyler Sebâtî subh u şâm
Ben esîr-i õillet oldum yâ äamed senden meded

26
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Âteş-i hicr ile yandı dil-i bî-çâre meded
Yetişin bu haberi söyleyüñ ol yâre meded

2 Âb-ı vasl ile gelüp bir meded itsün yohsa
Dilümi dûd-ı dilüm itmede kapkara meded

3 Gitmeden bâd-ı sabâ sen yetiş ey âteş-i âh
Söyle Allahı sever dimesün agyâre meded

4 Duysa ger dîv-i rakîb koymasa yâri bârî
Söyleyüñ yâre anuñ başunı bir yara meded

5 El-meded şehr-i göñül yandı harâb oldı amân
El-amân yok mudur eyâ buña bir çâre meded

6 Kanı cân rûh-ı revân tâ gideler yüz süreler
Diyeler hâk-i pay-ı Ahmed-i Muhtâra meded

7 Düşmeden elden ayakdan gelüñ ey cân u göñül
Yapışuñ sıdk ile siz dâmen-i Gaffâra meded

8 Ben de nâlân diyem kim mededî yâ äamedî
Katreyem bahr-ı keremden baña bir pâre meded

9 Dem olur cûşa gelür bahr-ı kerem ey gavvâs
İrişür müflis olan lü’lü’-i şeh-vâre meded

10 Sen de bir gavta kıl ey himmet-i vâlâ-yı Sebât
Kandedür gevher-i maksûduñı bir ara meded

27
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Dilâ ‘arz eyle hâlüñ ol nigâra herçi bâd âbâd
Şikâyet eylegil ol şîve-kâre herçi bâd âbâd

2 Yeter bu bahr-ı gamda garka-i gidâb-ı hicr oldum
Çekilsün zevrak-ı cismüm kenâre herçi bâd âbâd

3 Saña senden şikâyet eylemek müşkil bir iş ammâ
Didüm gitdi yeter yandum bu nâre herçi bâd âbâd

4 Cihânda küfr-i zülfüñ kâfirüñ her kande kim görseñ
Aña çek zülfikâr ey zülfi kâre herçi bâd âbâd

5 Yüri kabr-i sirâcumda sirâc-âsâ yan ey cânum
äarıl Mecnûn gibi seng-i mezâre herçi bâd âbâd

6 Sebâtî sabr u sâmânum kesildi hicr-i tîg ile
Bu resme ‘arz-ı hâl itdüm o yâre herçi bâd âbâd 15

Fârisî
(٨)
اى پير مبارك كه درت دار امان شد
وى عاشق باريكه لبت مايهٔ جان شد

وصفت بهمه دائرهٔ وصف نكنجد
اى نخل بهشتى كه قدت سرو روان شد

چون عيسى دمت زنده كند مرده لانرا
شيرين سخنت آب حياتست عيان شد

پر سيد دل ا زپيك صبا حال شريفت
تبشير همى كردكه آن قطب زمان شد

افتاد سراپا بدلم آتش حرمان
بيجاست مكر اين كه دلم نعره زنان شد

من مورچهٔ زارم در كوى تواى جان
موركه قبول تو شود پيل دمان شد

هر كار كه كر دست خجيل ليك
اور اند هد سودكه تيرى زكان شد

تا كوش بكل رفته خر نفس ثباتى
رحمى بكن اى شاه كه از دست عنان شد

Harfü’õ-Õâl

28
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Sâkiyâ başuñ içün sun baña bir câm leõîõ
Leblerüñden dök aña bir mey-i gül-fâm leõîõ

2 Tünd olup telh-i hitâb eyler iseñ hoşdı baña
Hüner oldur ki gele ‘âşıka düşnâm leõîõ

3 Murg-ı dil dâm-ı ser-i zülfden ayrılmadı çün
Bildüm ol sayda gelür dâneden ol dâm leõîõ

4 ‘Ahd ü peymân kırıldı yine peymâne gibi
İdicek sâki-i gül-çehre ber-ibrâm leõîõ

5 Gülşen-i ‘ömrümi bî-hûde geçirdüm diyemem
Bir dahi gelse Sebâtî o gül-endâm leõîõ

Harfü’r-Râ

29
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Turmayup bülbül-i dil nâle vü zâr itmelidür
Gül içün gülbüne ol âh-ı hezâr itmelidür

2 Dem-be-dem berg-i güle çeşm-i basîretle bakup
Lev-haşa’llah diyerek seyr-i ‘iõâr itmelidür

3 Nefesüm gâliye-i misk ideyim dirse sabâ
Bir kere ‘azm-i ser-i zülf-i nigâr itmelidür

4 Elde itmekse merâmuñ o gül-i gonce-femi
Ey göñül hayli zamân hizmet-i hâr itmelidür

5 Serv-i şimşâd u sanavber ne revâ ser-keş ola
Baş egüp fikr-i kad-ı kâmet-i yâr itmelidür

6 Zâ’ir-i mastaba -i pîr-i mugân fahr iderek
Kendisin müntesib-i ‘âli-tebâr itmelidür

7 Hâk-i pây-i şeh-i merdân olayım dirse n’ola
Kişi kendin giderek ehl-i vakâr itmelidür

8 Ey Sebâtî olayım dirseñ eger vâsıl-ı yâr
Yoluna varıñı yok yokuñu var itmelidür 16

30
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Leşkerin çekdi yine üstümüze şâh kader
Yıkacak ‘ayş ü tarab mülkini eyvâh kader

2 Hayl-i şâdî bize imdâd idecek idi velî
Pîş ü pesden aña da kurdı kemin-gâh kader

3 O kadar ceyş-i belâ çekdi ki serdâr-ı kazâ
Deşt-i hâmûnı bütün kapladı har-gâh kader

4 Şeb-i yeldâ-yı firâkı ne ‘acep tûl-ı tırâz
Uzayup gitdi kanı vasl-ı seher-gâh kader

5 Çâr-sûdan rehini kesdi neşâtın gam-ı hicr
Bulmadı cây-ı gürîz aldı öñün râh kader

6 Yetmedi menzil-i maksûda Sebâtî nice biñ
Pîr ü bernâ didiler âh kader vâh kader

31
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Ol güzel kim şehr içinde hüsn-i ânı nâmı var
Bâde-i mihrüñ sunar her ‘âşıka in‘âmı var

2 Gâh ‘arz-ı ‘ârız eyler gâh zülfüñ gösterür
Ya‘ni kim her bir sabâhuñ lâ-cerem ahşâmı var

3 Zülf-i pür-çîn içre düşmüş hâl-i hindû pek garîb
Gerçi müşgin kâküli hem ‘ârız-ı gül-fâmı var

4 Uçma ey göñlüm kuşı çok da hevâ-yı zülfüne
Her ser-i mûyında anuñ dâne bir biñ dâmı var

5 Her gözi sayyâda sayd olma sakın kim dâ’imâ
‘Âşıkân içre Sebâtî bî-nevânuñ nâmı var

31
Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün

1 Firkatde cism-i ‘âşık büryân kebâba beñzer
Vuslatda la‘l-i dilber rengîn şarâba beñzer

2 Hayl-i hayâl-i gamze şeb-hûn idince göñle
Tâtâr-ı gâret itmiş şehr-i harâba beñzer

3 Her hûb-rûya göñlüm akdıkca ‘ayb kılma
Zîrâ ki kalb-i ‘âşık ey hâce âba beñzer

4 Girmez bu nush u pendüñ bir õerre gûş-ı hûşa
‘Âşıklık ey efendi ‘ahd-i şebâba beñzer

5 Aldanma ey dil âle bî-bâde vü piyâle
Õevk ü safâsı dehrüñ bî-fark-ı hâba beñzer

6 Hiç mi su’âle koymaz ey zülf-i kara kaşuñ
Gamzeñ hadengi hâlâ hâzır cevâba beñzer

7 Kaddüm kemâne döndi ey kaşı yây sensiz
Ney tek delindi sînem nâlem rebâba beñzer

8 Zünnâr-ı zülfüñ ey büt pek kara kâfir ammâ
Lâkin beyaz rûyuñ ehl-i kitâba beñzer

9 Bûse dilerseñ alma sîb-i zenahdan iste
Zîrâ ki pür-semâhat ‘âlî-cenâba beñzer

10 Görgeç bizi perîşân üftâde zâr ü giryân
Hiç dimedüñ benüm-çün hâne haraba beñzer

11 La‘l-i lebüñ gamıyla pür-hûndur cigerler
Seyr it Sebâti eşküñ la‘l-i müzâba beñzer

33
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Şem‘-i rûyuñ şu‘lesinde ‘âşıkân pervânedür
Bî-muhâbâ cân virür ey cân-sitân pervâ nedür

2 Vismeden kaşuñ kemân tîr-i müjen pür-tâbdur
Tîg-ı gamzeñ tîz idüp kasduñ helâk-ı cânedür 17

3 Şâne algaç destine meşşâta-i zülf-i nigâr
Reşkden ‘âşık dili eyvâh şâne şânedür

4 Kûy-ı yâre gitmegi ister göñül ammâ çi-sûd
‘Âşıkuñ meyli visâle dilberüñ hicrânedür

5 Tavk-ı gerden eyleyüp kâm-ı dil-i dil-dârını
Kendi kâmın terk iden ‘âşık ‘aceb merdânedür

6 Râhat olmaz cism-i ‘âşık cennete koysañ dahi
İntizâr-ı cânı tâ kim ru’yet-i cânânedür

7 راحت دنيا و عقبا كندن و پيوسته است
Söz budur mutlak Sebâtî gayri söz efsânedür

34
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Kande baksam gözüme ol büt-i zîbâ görinür
Giydigi câme kabâ atlas ü dîbâ görinür

2 Kays-veş mest-i mey-i hecrî iken sahrâda
Nâgehân söylediler mihmel-i Leylâ görinür

3 Sürüdüp silsile-i gerden ü pâyum yüridüm
Gördüm ol dem ki o gül-rûh kadd-i bâlâ görinür

4 Allah Allah ne bu şehdür bu ne tâc u ne kabâ
Kim anuñ her tarafı lü’lü’-i lâlâ görinür

5 Geldi çün gördi beni ol büt-i şîrîn hareket
Didi kim bu dahi bir ‘âşık-ı şeydâ görinür

6 Gitdi ol gitmedi derdi dil-i nâlânumdan
Dîdede kaldı hayâl-i kaddi hâlâ görinür

7 Çeşm-i dürbînüm ile dün gice bakdum rehine
Kaşı yây kiprigi ok ol saçı yeldâ görinür

8 Şübhesiz Vâdi-i Eymendi bu sahrâ ki benüm
Çeşmüme şa‘şa‘a-yı şems-i tecellâ görinür

9 Ey Sebâtî saña yetmez mi bu devlet ki müdâm
Çeşmüñe ol meh-i nev-zâhir ü peydâ görinür

35
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Serverâ kâmetüñe serv ü sanavber didiler
Kimi şimşâd-ı safâ ger kimi ‘ar‘ar didiler

2 Geldi reftâre çün ol kadd-i kıyâmet kopdı
Kimisi fitne-i âhir kimi mahşer didiler

3 Ruh-ı tâbânuñı görgeç didiler bedr-i tamâm
Kimi hurşîd kamer-tâb Zühal-fer didiler

4 Hele zülfüñde hıtâ kıldı nesîm ile sabâ
Birisi nâfe-i çîn birisi ‘anber didiler

5 Ba‘zılar Zühre-cebîn kaşı hilâl itdi hayâl
Ba‘zılar kavs-ı kazâ yây-ı mükerrer didiler

6 ‘Âşıkân her biri bir dilbere dil vermiş idi
Baña da sen güzelüñ yoluna ser ver didiler

7 Hânümân u dil ü cân ser ser-i kûyuñda fedâ
Eyledüm bir nazare bu dahı kemter didiler

8 ‘Arsa-i şi‘rde şîrâne gezer idi göñül
Gördüler ehl-i sühân yürü gazanfer didiler

9 İntizâruñla gören çeşm-i terüm çeşmelerüñ
Birisi cûy-ı Aras birisi Terter didiler

10 Oldı sekbân-ı ser-i kûyı Sebâtî yârüñ
Cümle tebrîke gelüp pâye-i ber-ter didiler 18

36
Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün

1 Ey âfet-i devrânum her dem seni cân ister
Müştâk-ı cemâlüñdür her lahza vü an ister

2 Ger kılsa tecellî yâr hâ’il mi olur agyâr
Ne kûh u ne eşcâr ne kevn ü mekân ister

3 Bir ân ile dildârum sayd-ı geh-i ‘âlemde
Ankâyı şikâr eyler ne tîr ü kemân ister

4 Cân virmedür ol kâr-ı meydân-ı muhabbetde
Bî-mâyedür ol kes kim bu ‘arsada cân ister

5 Kurbânıyem ol pîrüñ söyler heme dem şîrîn
Meyhâneme cân virsün her kim mey-i ân ister

6 Çık perde-i ihfâdan keşf eyle ‘iõâruñ kim
Görsün yüzüñi her kim hurşîd-i cihân ister

7 Hak-pend budur nâsih gel diñle Sebâtîden
Meyhâneye sa‘y itsün kim dâr-ı emân ister

37
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Ebruvânuñ ey perî-şimşîr şeklin gösterür
Her biri müjgânınuñ bir tîr şeklin gösterür

2 Çâr-sûdan zülf ebrû çeşm-i hâlüñ kurdı dâm
‘Âşık-ı şeydâ yine tedbîr şeklin gösterür

3 Geh gider gâhi turup mestâne-vâr eyler nigâh
Çeşm-i hûn-rîzüñ yine nahçîr şeklin gösterür

4 Hûb-rûlar sevmede yokdur elümde ihtiyâr
Nev-civândur göñlüm ammâ pîr şeklin gösterür

5 ‘Arsa-yı elfâzı gördüm sû-be-sû kıldum nazar
Mîşe-zâr-ı ma‘nada dil şîr şeklin gösterür

6 Mushaf-ı hüsnüñde hattuñ gördi çün ‘uşşâklar
Didiler teõhîb-i hoş tefsîr şeklin gösterür

7 Her ser-i mûyum Sebâtî mehr-i Mevlâ üzredür
Hâk-i cismüm ‘aşk ile tahmîr şeklin gösterür

38
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Zülfüñe meşşâta kim şâne urur yâ el çeker
Reşkden ‘uşşâk bagrın gûyiyâ çengel çeker

2 Âh kim cevr ü cefâsın ol gülüñ bülbül müdâm
‘Âkıbet bûy u gül-âbuñ hâr alur engel çeker

3 Hâlden hâlî niçündür söylesem ruhsâruña
Üstüme cellâd-ı çeşmüñ tıg-ı lâ-yüs’el çeker

4 Her musavver kim diler çekmek ruhuñ tasvîrini
Çeşm-i mestüñ görgeç ol hayrân olup ahvel çeker

5 Görse ger Bihzâd ü Mânî ya bütün nakkâş-ı Çîn
Nakş-ı hüsnüñ lâ-cerem nakkâşlıkdan el çeker

6 Nokta-i mevhûme-i la‘lüñ sabâdan sor diyü
Vâkıf-ı esrâr ‘adem iklîmiñe biñ tel çeker

7 Rişte-i nazma çekince dürr-i lafzı dem-be-dem
Cümleden Hâfız Sebâtî ma‘ni-i eşmel çeker

39
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Nesîm-i zülf-i yâri ey göñül bâd-ı sabâdan sor
äakın râh-ı hatâ tutma anı şehr-i Hıtâdan sor

2 O çîn çîn kâküli her târı târ eyler gözüm nûrın
Buña kühlü’l-cevâhir hâk-i kûyı tûtiyâdan sor

3 Ne bilsün ten dürüstler sîne-i sûrâh-ı ‘uşşâkı
Anı git ney gibi sâhib-sürûd ehl-i nevâdan sor 19

4 Vücûd-ı mutlakuñ sırrın ne bilsün merd-i nâ-puhte
Anı mahv-ı vücûd itmiş olan ehl-i fenâdan sor

5 Hayâl-i hâl-i hûbânı sevâd-ı zülf-i cânânı
äafâ-yı hüsn ile ânı yüri ehl-i safâdan sor

6 Cefâ-yı cevr cân-fersâ idince ol büt-i tersâ
Ne cünbüşler olur ber-pâ anı ehl-i vefâdan sor

7 Ne deñlü varsa müşkil-i murâduñ düşme teşvîşe
Dilâ var hâl ider añı hadîs-i Mustafâdan sor

8 Sebâtî görmedüm mihr ü vefâ-yı dilberi sorma
Baña ancak dem-a-dem itdügi cevr ü cefâdan sor

40
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 ‘Âşık-ı sâdık olan sıdk u sadâkat gösterür
Sû-yı dilberden gelen hicrâne tâkat gösterür

2 Dem-be-dem bârân-veş yagsa belâlar başuna
äabr ider Eyyûb tek sanma şemâtet gösterür

3 Âteş-i hicrâna saldı ‘âşık-ı zâruñ yine
Ol cefâ-cû dil-rubâ gör kim ne hâlet gösterür

4 Mest-i hicr olduñ yeter ey dil gözüñ aç seyr kıl
Ol meh-i evc-i melâhat serv-i kâmet gösterür

5 Öyle bir ‘ibret-nümâdur kim Sebâtî çeşmimüz
Her yana kılsak nazar bir çeşm-i âfet gösterür

41
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Sâkiyâ ‘aks-i ruhuñ câm-ı pür-envâre düşer
Bu sebebden dilimüz sâgar-ı ser-şâre düşer

2 Nergis-i çeşmüñi kim gördi dil-i ser-geşte
Hâsılın bildüm anuñ pister-i bîmâre düşer

3 Ey göñül çok da hayâl eyleme zülf-i siyehüñ
Kara sevdâ götürür ol ki bu tarrâre düşer

4 Dâm-ı zülfünde anuñ dâne-i hâlüñ göreli
Murg-i rûhum aña elbetde ki bî-çâre düşer

5 Dehenüñ sırrını kim sır ider ehl-i esrâr
Ger biri fâş ide Mansûr-sıfat dâre düşer

6 Fârık-i mûy-ı miyânum diyü çok eyleme lâf
Saña düşmez bu sühan vâkıf-ı esrâre düşer

7 Her kim eylerse heves zülf ü ruh-ı cânâne
Çâh-ı gabgabda kalur pençe-i şah-mâra düşer

8 Bende-i Âl-i ‘Abâ çâker-i çâruz el-hakk
Reh budur gayri yoluñ reh-revi hod nâre düşer

9 Kalem-i ‘afv urulur herkesüñ ‘isyânına kim
Gider ol hâk-i pey-i Haydar-ı kerrâre düşer

10 Ne ‘acebdür ki dü-tâ oldı Sebâtî kaddüñ
Böyledür her ki cihân içre girân-bâre düşer

42
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Terk-i cân itsün cihânda her ki cânânın sever
‘Aşkdan lâf urmasun ol kimse kim cânın sever

2 Küfr-i zülfüñ boynuna taksun dolansun sû-be-sû
Kâfir-i ‘aşk olmasun her kim ki îmânın sever

3 Terk-i dîn itmek gerek evvelce ey dil bilmiş ol
Ol büt-i çînüñ her an ki zülf ü zünnârın sever

4 Koç gibi başuñ fedâ-yı kûy-ı yâr itgil göñül
Belki ‘âdetdür diyü ol mâh kurbânın sever

5 Çeşm-i mey-gûn eşk-i gül-gûn ol Sebâtî dem-be-dem
Kim ‘arûs-ı ‘aşkı gördüm la‘l ü mercânın sever 20

43
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 äûfiyâ sûretde kalduñ bilmedüñ ma‘nâ nedür
‘Âşıkuñ ‘aşkı nedür yâ dilber-i ra‘nâ nedür

2 Dâr-ı hulduñ terkini kıldı niçün Âdem safî
Yâ sa‘âdetlü başında tâc-ı kerremnâ nedür

3 Ne içün tutdı tecerrüd ‘âlemin ‘Îsâ nebî
Ne idi Mûsâ ‘asâsı yâ yed-i beyzâ nedür

4 Cem kime dirler nedür câm-ı Cemüñ keyfiyyeti
Bâde vü mînâ nedür yâ sâgar u sahbâ nedür

5 Sendedür gîtî-nümâ âyîne-i İskenderî
Lîk bilmezsüñ bu tende mülket-i Dârâ nedür

6 ‘Âlem-i kübrâ ki dirler sendedür ey bî-haber
Men ‘aref dirsün oku gör mekteb-i ma‘nâ nedür

7 Münkir-i ‘aşk olma zinhâr eyleme bî-hûde lâf
Kim güneş inkâr olunmaz bu kurı gavgâ nedür

8 ‘Aşkdandur mutlaka bed’-i zuhûr-ı kâ’inât
Küntü kenzen sırrını bilmez misüñ hâlâ nedür

9 ‘Aşkdandur leyle-i İsrâda mi‘râc-ı Nebî
Bilmedüñ mi kâb-ı kavseyn yâ ki ev-ednâ nedür

10 Sen gibi sofrâvi bilmez şehd ü şekker leõõetin
Õevk-i kâmil ehli añlar dehrde eşhâ nedür

11 ‘Aşk õevkin õevk-i ‘aşkı vara sordum söyledi
Ey Sebâtî dü cihânda ‘aşkdan ahlâ nedür

44
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 ‘Aşıka ma‘şûk işi her lahza işve nâz olur
Kâr-ı ‘âşık dâ’imâ ma‘şûka hırs u âz olur

2 Tâ ezelden böyledür mahbûb-ı müstagnî müdâm
äıdk ile hayl-i habîbân cân virür ser-bâz olur

3 Dem-be-dem hâr u õelîl ister o meh dil-dâdesin
Her ne deñlü kim yolında ser virür cân-bâz olur

4 Böyle hüsn ü ânı kim var ol büt-i sîmîn-berin
Lâ-cerem mülk-i hasende dilber-i mümtâz olur

5 Nakd-i cânum ey Sebâtî virsem er bir bûseye
Nâz ider ol nâzenîn dir kim bu dahî az olur

45
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Ne revâdur baña halk seng-i melâmet atalar
Giderek bencileyin tıyn-ı tagâya batalar

2 Nice reşk eylemezem dehrde ol ‘âşıka kim
Ol gül-endâm ile her şeb leb-i ber-leb yatalar

3 ‘Acabâ ir göre mi bahtımuz ol devlete kim
Seyr-i bâg eylemege ol güli baña katalar

4 Kanı ol ‘abd ü fürûşân ki bu dem lutf kılur
Ben esîri götürüp ol şeh-i hüsne satalar

5 Cem‘-i hâtırla Sebâtî ola mı bir gice kim
Geleler bir araya yâr ile sohbet çatalar

46
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 äalın ey serv-i nâzum ‘âşıkân reftârı görsünler
O nahl-i kâmet ol kadd-i kıyâmet-vârı görsünler

2 Lebüñ ezdâdı cem‘ itmiş sühan mevcûd dehen ma‘dûm
Tekellüm ile münkirler o yokı vârı görsünler

3 Kaşuñ kavs-i kazadur mı veya seyf-i Hudâdur mı
Gelüp şîr-i vegâlar hep bu zülfikârı görsünler

4 Özüñ sâhir gözüñ câdû cebînüñ hem süreyyâdur
äaçuñ habl yüzüñ âteş zülf-i şeh-mârı görsünler

5 Bütün halk-ı cihân hüsn-i dil-efrûzuñ ciger-sûzı
Letâfet birle ey âfet yüzüñ aç bâri görsünler 21

6 Kanı Ferhâd kanı Mecnûn kanı Vâmık kanı Varka
Kamûsı yâr tutmışlar gelüp bu yâri görsünler

7 Bu ne hüsn ü ne ândur bu meger rûh-ı revândur bu
Bir âşûb-ı zamandur bu ne sun‘-ı Bâri görsünler

8 Yeter zehr-âb-ı hicrüñle dil ü cân telh-kâm oldı
N’ola bir dem leb-i la‘l-i şeker-güftârı görsünler

9 Olunca bülbül-i dil gül yüzüñle kâm-yâb ol gün
Gelüp tab‘-ı Sebâtîden güzel eş‘ârı görsünler

Na‘t-ı Şerîf
47
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Dilâ vasf eyle ol şâhı ki medhüñ dü-cihân eyler
Gubâr-ı makdemüñ ‘arz ü zemîn ü âsümân eyler

2 Vücûd-ı bâ‘is-i kevneyn vücûd-ı pâkdür bî-şekk
İnüp levlâk şânında ki tasdîk ins ü cân eyler

3 Kılup bûy-ı ser-i zülfi hayâlin çînde ber-cîrân
Bu sevdâdan o dem içre ‘acep nâfe-feşân eyler

4 Ne nâfe nâfe-i hoş-bû ki diller mest olur andan
Gelür pervâza rûh ol dem anı hoş âşiyân eyler

5 Mübârek vechini anuñ ne mümkün vasf ide ‘âşık
Ki oldur gülşen-i vahdet cihânı gülsitân eyler

6 Degil vasf eylemek haddüm seni ey şâh-ı erselnâk
Senüñ medhüñ Hudâ söyler kitâb-ı Hakk beyân eyler

7 Yem-i ‘isyâna müstagrak õünûbı kûh-ı kâf-âsâ
Sebâtî bî-nevâdur kim dem-â-dem el-amân eyler

48
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Ne gam dâreynde ey dil şeh-i levlâkimüz vardur
Hudânuñ nûrına mazhâr meh erselnâkimüz vardur

2 Şefî‘i rûz-ı mahşerde ‘usât-ı ümmetüñ oldur
Aña magrûr olup böyle dil-i bî-bâkimüz vardur

3 äakın bintü’l-‘ineb mesti görüp zan eyleme zinhâr
Bizi mest-i müdâm eyler güzel bir tâkimüz vardur

4 Ne deñlü i‘tizâr itsek yine bir i‘tirâzuñ var
Derûnî âşinâ olsañ aña idrâkimüz vardur

5 Gubâr-ı râh-ı ‘uşşâkuz haõer eyle hakâretden
äu‘ûd eyler yüze gözler yaşardur hâkimüz vardur

6 Egerçi ka‘r-ı deryâda degilsek lü’lü’ ü mercân
Velî rûyunda cem‘ olmuş ten-i hâşâkimüz vardur

7 Sebâtî ‘âlem içre gerçi ma’-i cârimüz yokdur
Velî katre döker bir dîde-i nem-nâkimüz vardur

49
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Lutf u kahruñ yâd idüp Hakkuñ cihân aglar güler
Derd ü dermân birle her dem ins ü cân aglar güler

2 Geh safâ vü geh keder peydâ kılup devr itmede
Çeşm-i ‘ibretle nazar kıl âsumân aglar güler

3 Gel tecellî v’istitâruñ ‘âlemin seyr it de gör
Kabz u bast içre dem-â-dem ‘ârifân aglar güler

4 Hoş misâl olmış buña nâsih senüñ cem‘iyyetüñ
Nâr u cennet bahsin itseñ hâzırân aglar güler

5 äormadum hâsiyyet-i la‘lüñ tabîb-i çeşmüne
Kim niçündür anı görgeç tende cân aglar güler 22

6 Kâkülüñ kaydındadur zülf-i müselsel içre dil
K’ey ‘acep dîvânedür turmaz hemân aglar güler

7 Mevsim-i gülde güõer kıl bâga seyr it gülşene
Gör nice vuslat deminde bülbülân aglar güler

8 Sünbül ü zülf ü perîşân ile şebbûy vü semen
Nergis (ü) hem lâle gülle erguvân aglar güler

9 Dâ’imâ gülmek ne mümkün bu denî dünyâda kim
äubh u şâm ‘âşık Sebâtî ân-be-ân aglar güler

50
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 Ey mürşid-i ‘aşkum baña esmâ haberin vir
Gûş-ı dile bî-savt-ı müsemmâ haberin vir

2 Ey mekteb-i irfânda üstâd-ı mükemmel
Tâlibler esrâr u mu‘ammâ haberin vir

3 Mûsâ-yı dilüm vâdi-i Eymende kabes siz
Kalmış aña bir nâr-ı tecellâ haberin vir

4 Cân sa‘ve si tâ bâz-ı sivâdan haõer itsün
Sîmurg-ı dile lutf ile ankâ haberin vir

5 Âyine-i idrâkümi sâf eyle kederden
Ey pîr-i mugân câm-ı musaffâ haberin vir

6 Elfâz u ‘ibârât ile mefhûma girişme
Ey hâce-i pür-fenn hele ma‘nâ haberin vir

7 Mecnûndur eger terk ide dil leyli-i zülfüñ
Bir tecrübe kıl gel aña sevdâ haberin vir

8 Leylâ neme lâzım benüm ey zîd-i sebîlüm
Lutf eyle baña Hazret-i Mevlâ haberin vir

9 Gitdüñ mi sabâ dergeh-i cânâne muhakkak
Gördüñ mi anı matlab-ı a‘lâ haberin vir

10 Girdüñ mi harîm-i harem-i Ka‘be-i vasla
Ger sâdık iseñ ‘arş-ı mu‘allâ haberin vir

11 Eltâfına nisbet bu cihân bahr-i muhîti
Bir katre midür söyle o deryâ haberin vir

12 Gel õerre-i nâ-çîz Sebâtîye kerem kıl
Ol mâh-likâ şems-i muzayyâ haberin vir

51
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Sîne-i sûzânumı ister iseñ ey yâr yar
Yok ise mührüñ di yokdur var ise di var var

2 Böyle ‘âdetdür ezelden ey dil-i şûrîde-hâl
Agladurlar ‘âşıkı ma‘şûk olanlar zâr zâr

3 Âteş-i ruhsâruñı yâd eyledükçe ey gözüm
Dâne-i eşküm olur gözde misâl-i nâr nâr

4 Dâra çekdi nice biñ ‘uşşâkını bir tel ile
Çekmezem dirken cihânda zülf-i ‘anber-bâr bâr

5 Ta‘n ü teşni‘-i rakîbi kâle alma ey göñül
Öyle şeyden hiç ider mi ‘âşık-ı bî-‘âr ‘âr

6 İtse de seng-i sitemle pâre pâre cismüñi
äabr kıl cevr ü cefâya sıdk ile yalvâr var

7 Ey Sebâtî sâbit ol kûy-ı muhabbet içre ger
Yarsalar başuñ ser-â-ser aksa kanuñ şar şar

52
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Yâre seng-i sitem agyâre vefâlar yetişür
Yetişür eyledigüñ cevr ü cefâlar yetişür

2 Âteş-i gayret ile sînemi sûzân itme
Gayr ile eyledigüñ õevk ü safâlar yetişür

3 Öldürür ‘âşıkı ey yâr bu ne tavr-ı garîb
El-amân ey büt-i nev nâz ü edâlar yetişür 23

4 Ser-i kûyuñda gezer ‘âşık-ı bî-çârelerüñ
äubh şâm eyledügi âh u sadâlar yetişür

5 Esb-i nâz ile yeter anları pâ-mâl itdüñ
Çekiver dizginini belki gedâlar yetişür

6 Ruh-ı mehtâbuñı göster n’olur ey Zühre-cebîn
Habs-i firkatde bize bunca ezâlar yetişür

7 Saña ‘âşıklıgımız cünha cinâyet ne ise
Yok mudur tahliyesi buna cezâlar yetişür

8 Zerre-veş şa‘şa‘asın görmeden ol şems-i ruhuñ
Ey Sebâtî bu kadar cân fedâlar yetişür

53
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Âşıkuñ görgeç o meh-rû zülfi dâruñ gösterür
Gâh gamze hançerüñ geh õülfikâruñ gösterür

2 Lîk gördükde rakîb-i dîv-sîret sûretin
Açılur mutlak aña ol gül-‘izâruñ gösterür

3 Ehl-i dil nukkad-ı ‘aşka nakd-i kalbin ‘arz ider
äofi-i nâ-sâf hem sahte vakâruñ gösterür

4 Bülbül-i göñlüm görüp gül-bergini hâr aldıgın
Başladı feryâda hâlâ âh u zâruñ gösterür

5 Dün der-i dil-dâre vardum kim Sebâtî nâ-tüvân
Yâre ‘arz-ı hâl idüp cism-i nizârın gösterür

54
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Bahr-i ‘irfân içre ey dil dürr-i meknûn gizlidür
Hoş-meseldür nûn içinde õât-ı Õî’n-nûn gizlidür

2 ‘Âşık u ma‘şûkdan bilme tehî bu kargahı
Çâr-sû-yı ‘aşkda biñ Leyli Mecnûn gizlidür

3 Lâ-cerem bir şemse mazhardur kamû õerrât-ı halk
Bil ki her bir õerrede bir feyz-i meş’ûn gizlidür

4 Âsumân-ı hüsnde her mâha vardur müşteri
Bak terâzi-hânesinde vezn ü mevzûn gizlidür

5 äun‘-ı sâni‘den müfârık olmaz ey erbâb-ı dil
Harf-i kâf u nûnda bu rub‘-ı meskûn gizlidür

6 Sâki-i bezm-i visâlüñ cür‘a-i câmında hem
Neş’e-i lâ‘l-i leb-i ber-çeşm-i mey-gûn gizlidür

7 Hâli sanmañ hâne-i kalbin Sebâtî bî-kesüñ
Kim anuñ bir kûşesinde dürr-i meknûn gizlidür

55
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 El-minnetüli’llâh ki güzelce eserüm var
Mevlâya şükür nahl-i emelde semerem var

2 Gördüm yüzünüñ bedr-i tamâm oldugın ey meh
Şâdam ki bu gün burc-ı hamelde kamerüm var

3 Gamz itdi beni gamzelerüñ sen şeh-i hüsne
Gâfil mi sanursuñ benüm andan haberüm var

4 Mihmân idegör bir gicecik bezm-i visâle
Seyr it gam-ı hicrüñden efendüm nelerüm var

5 Derd ü elem-i sûziş-i dil âh u figânum
Feryâd-i şeb ü nâliş-i vakt-i seherüm var

6 Âb-ı keremüñ teşnesidür nahl-i vücûdum
Ger sehv ü hatâdan nice biñ berg ü berüm var

7 Bir ‘abd-i siyeh-rûyıñum ey bahr-i kerem kim
Mânend-i Sebâtî heme-dem çeşm-i terüm var 24

56
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Kanı mihriyle dil-dâruñ seher-hîz oldugum günler
Gedâ-yı ‘aşk iken mânend-i pervîz oldugum günler

2 ‘İnân-ı ihtiyâr elden gidüp râh-ı muhabbetde
Mey-i gül-gûn ile ber-zîn-i Şebdîz oldugum günler

3 Kanı ol bâg u râguñ seyri yâ ol gül-beden yârin
Yanında yel gibi yeldükçe gül-bîz oldugum günler

4 Bütün gün ol büt-i nâz işve-bâzın çeşm-i meftûnın
Görüp ‘ayne’l-yakîn hoş şîve-engîz oldugum günler

5 äorup şîrin lebinden ol büt-i sîmîn-berüñ her dem
Mezâk-âlûd-ı şîr ü şekker-âmiz oldugum günler

6 Gelüp cûş u hurûşa hûm gibi meyhâne gencinde
Tereşşûh eyleyüp her dem ‘arak-rîz oldugum günler

7 Mürîd-i sâf-ı sahbâ ol Celâleddîn-i Rûmî-veş
Gubâr-ı hâk-i pâ-yı Şems-i Tebrîz oldugum günler

8 Ayagın bûs idüp pîr-i mugânuñ her nefes ey dil
Taleb-kâr-ı hum-ı ser-şâr-ı lebrîz oldugum günler

9 Gelür mi hâtıra bilmem Sebâtî bezm-i ‘işretde
äurâhîden dem-â-dem mest-i hûn-rîz oldugum günler

57
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 Bir gonca-dehen dilberüñ efgendesiyüzdür
Bir biz degilüz biz gibi efgendesi yüzdür

2 Zehr-âb-ı firâkı dili telh eyledi hâlâ
Müştâk-ı leb-i la‘l-i şeker handesiyüzdür

3 äıddîklaruz sıdk ile äıddîk-sıfat tâ
Mânend-i ‘Ömer ‘adle kemer-bendesiyüzdür

4 ‘Osmân u ‘Ali tek anı sevmez mi göñül kim
Hayrân-ı cemâl-i ruh-ı tâbendesiyüzdür

5 Fermânına fermân-berüz ol şâh-ı cihânuñ
Münkâdelerüz emrine tâ bendesiyüzdür

6 Noksândur ammâ ki bütün hâl ile ef‘âl
Bu bâbda hep bende-i şermendesiyüzdür

7 Gel ‘arz idelüm hâlimüz ol şâha Sebâtî
Bâb-ı keremin cümlemüz efgendesiyüzdür

58
Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün

1 Ol gonca-fem güzel ki dilâ sîm tenlidür
Pek sâde sanma anı ki ruhsârı benlidür

2 Hurşîd ü mâha gerdenüñ egmezse vechi var
Zîrâ kim anlar ile o meh senli benlidir

3 Ba‘zı gezerdi gördi gözüm bâg u râgda
Nesrîn kabâ ‘ar‘ar kadd ü gül bedenlidür

4 Bî-bâr sanmañuz kim o nahl-i melâhati
Bâdâm çeşm ü piste dehen sîb zekânlıdur

5 Lâkin çi-çâre kim agyâr-ı bed-şi‘âr
Çokdur yanında ol gül severi dikenlidür

6 Bâ‘is budur ki her kim anuñ ‘âşıkıdurur
Başı belâlı sînesi derdli mihanlıdur

7 Seyr it Sebâti zümre-i ‘uşşâkı geçmede
Râh-ı vefâda cümlesi boynı kefenlidür

59
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Dil-i nâşâdum ey şâdî seni yâd eylemez n’eyler
Esîr-i derd-i hecrüñ dâd ü feryâd eylemez n’eyler

2 Hayâl-i hâl-i ‘anber bir beyâz veche ferah-ı fer
Gelince göñle ey server ferah-şâd eylemez n’eyler

3 Sevâd-ı zülf-i pür-çînüñ tutubdur Çînliler dînin
O kâfir-kîş âyînüñ nev-îcâd eylemez n’eyler 25

4 Dilüm nakkâş-ı kudret ‘âşık-ı nakş ü nigâr itmiş
Beni ol nakş-i hüsne ‘aşk-ı Bihzâd eylemez n’eyler

5 Senüñ enfâs-ı kudsiyeñ eyâ feyz-i Hudâ her dem
Harâb-âbâd olan kalbi ger âbâd eylemez n’eyler

6 Şehâ cennet cemâlüñden cüdâ düşmüşleri vasluñ
Cahîm-i hecrden bir lahza azâd eylemez n’eyler

7 Gülistân-ı ser-i kûyuñ gezenler aldılar bûyuñ
Hezâr-âsâ o gül-rûyuñ dil evrâd eylemez n’eyler

8 äabâ-yı zülf âvîze tokunmış eylemiş ber-bâd
O ber-bâd olmışı ‘âlemde bir bâd eylemez n’eyler

9 Sebâtî-veş tutuldum bir şirîn-güftâr-ı Leylâya
Beni sevdâ-yı ‘aşkı Kays ü Ferhâd eylemez n’eyler

60
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Her du‘â düş-nâm kim ol gonce-veş femden çıkar
Gûyiyâ âb-ı Hızırdur çâh-ı zemzemden çıkar

2 Âfitâbuñ ‘aynidür ol sâgar-ı ser-şâr kim
äubh-dem zerrîn-kadehle meclis-i Cemden çıkar

3 Bûs idüp pîr-i mugânuñ el ayagın al ayag
Çek anı tekrâr tâ keyfi anuñ kemden çıkar

4 Bûse-i ‘îd-i sıyâm-ı mü’minîn hoşdur dimiş
Ol büt-i tersâ meger kim savm-ı Meryemden çıkar

5 Her biri bir dâne-i dürr-i yetîm olmaz n’olur
Katre-i eşki n’idem kim dîde-i nemden çıkar

6 Âyet-i lâ teknatü birle anı tebşîr kıl
Kalb-i mahzûnuñ Sebâtî hâne-i gamdan çıkar

61
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Târ-ı zülfüñ böyle kim ey yâr ‘anber-bârı var
Çok degildür her telinüñ gerçi biñ bir dârı var

2 Tîg-ı ebrûlar çeküp turmış neden cellâd-ı çeşm
äol u sagında anuñ hem gamze-i hûn-hârı var

3 Gel kadem tutma dirig ey dil der-i dil-dârdan
Dime kim agyâr vardur hem gülüñ bir hârı var

4 Âb-ı vasluñ isterem cennet cemâlüñden cüdâ
Firkatüñden sînede zîrâ cahîmüñ nârı var

5 Öyle bir pîr-i mugânuñ bendesidür kim bu dil
äâf-ı sahbâdan dem-â-dem sâgar-ı ser-şârı var

6 Gülsitân-ı dehrde ‘ar‘ar kadüñ n’eyler göñül
Bâg u râg-ı ‘ışkınuñ bir serv-i hoş-reftârı var

7 Eyleme teklîf nev-tarz-ı gazel kim tâb‘uma
Ey Sebâtî hayli demdür kim anuñ efkârı var

62
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Şîveden ‘ârızına ol peri perçem saçıyor
äanuram gül yüzüne sünbül-i derhem saçıyor

2 Nice âşüftelik itmez göñül ol anda kim
Tokunup bâd-ı sabâ zülfüni pür-ham saçıyor

3 Kenz-i hüsnüñden al ol ejder-i zülfüñ kerem it
Gör nice ‘âleme biñ genc-i mutalsam saçıyor

4 Jâle-veş gird-i ruhuñda ‘arak-ı şermi gören
Didi hoş-vakt-i seher güllere şebnem saçıyor

5 Hâcı-veş beklerem ol çâh-ı zenehdânından
Didiler Ka‘be-i kûyundaki zemzem saçıyor 26

6 Bir nidâ geldi dahı gûşıma ‘uşşâklaruñ
Yaralı sînesine yâr eli merhem saçıyor

7 İntizâr-ı leb-i la‘l ile Sebâtî nazar it
Merdüm-i dîdeme kim dem-be-dem ol dem saçıyor

Harfü’z-Zâ
63
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Ol kamer tal‘at kim âhum aña te’sîr eylemez
‘Âşıka zulm itmegi bir lahza te’hîr eylemez

2 Âteş-i hicrân ile yanmış tutuşmış göñlümi
Âb-ı vasl ile sabâ bir demde tebşîr eylemez

3 Rahm iderdi şübhesiz bir kerre peyk-i ‘âşıkân
Var ise ahvâlimi ol mâha takrîr eylemez

4 Âsumân-ı hüsnüñ ol hurşîd-i ‘âlem-tâbına
El irişmez ses yetişmez kimse teshîr eylemez

5 Olma âmâc ey göñül tîr-i kazaya yoksa kim
Rey-i tedbîrüñ senüñ takdîri tagyîr eylemez

6 Ol kadar nâz u sitignâ var ol meh-rûda kim
Katlüme cellâdına bir emr-i tahrîr eylemez

7 ‘Ayb kılmazlar şehâ sorsañ Sebâtî bendeñi
Kim Süleymân mülki içre mûrı tahkîr eylemez

64
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Biz harâbât ehliyüz cümle riyâdan geçmişüz
Tâlib-i şems ü şümûsuz her ziyâdan geçmişüz

2 äâf-ı sahbâdan safâ-yâb eyle sâkî sînemüz
Yoksa biz devr-i felekde her safâdan geçmişüz

3 Başımuzda şimdilik bir serv-i kadd sevdâsı var
Kâkülidür perde yoksa hep hevâdan geçmişüz

4 Esb-i istignâ ile gel gör vefâ meydânına
Hayli ‘uşşâkuz bütün tîg-ı cefâdan geçmişüz

5 Hayr u şerrin hâlıkı kim Hâlık-ı bî-çûndur
Bu sebepden fi‘line çûn ü çirâdan geçmişüz

6 Ger refîküm olsalar bir kerre tevfîk u rızâ
Ey Sebâtî dir idüm her dü-serâdan geçmişüz

65
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Dûndur dil-dâre vardık çün mübârek-bâde biz
Vuslatı câmından içdük bir kadehde bâde biz

2 Söyledük şevk-i tarabla hazret-i cânâneye
‘Îd içün kurbâne geldük bir iki dil-sâde biz

3 Tûtiyâ-yı hâk-i pâyuñ çün senüñ ey serv-i nâz
Kılmayuz bir cân içün minnet bu gün cellâda biz

4 Sen gül-endâm ü şeker-güftâr içün bu bâgda
Bülbül-i gûyâda biz tûtî-i şekker-hâde biz

5 Bir yüzi gül saçı sünbül lebleri mül yâr içün
Bülbül-âsâ gelmişüzdür rûz u şeb feryâda biz

6 Ey leb-i şîrîn senüñ-çün cân-ı şîrîn bezl idüp
Bâr-ı minnetler koduk şol kûhken-i Ferhâda biz

7 Bâd-ı vuslat esmedi ey bâd-bân bir çâre kim
Yelken-i hicr içre kalduk bunca yıl deryâda biz

8 ‘Îd-i ezhâdur Sebâtî cânuñı kurbân ilet
Ol şeh-i hüsne çün olduk ‘âşık-ı dil-dâde biz 27

66
Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün

1 Mânend-i hâl-i fülfül Hindûsitânda bitmez
Meşhûr bir meseldür cân bostânda bitmez

2 Olmaz mı zâr u giryân bülbül-misâl her an
Verd-i ‘iõâruñ ey cân her gülsitânda bitmez

3 Kopsa kıyâmet ey meh teşbîh-i serve kılmam
Tûbâ o nahl-i kâmet bâg-ı cinânda bitmez

4 Zencîr-i zülfüñ ey büt devr-i teselsülünden
Bahs itmezem ki zîrâ ol bu cihânda bitmez

5 Bu sîb ü sîm zenahdân böyle turunç gabgab
Dâreynde Sebâtî hiçbir fidânda bitmez

67
Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün

1 Gül-zârı seyre çıksam ey gül-‘izâr sensüz
Eyler hezâr göñlüm âh-ı hezâr sensüz

2 Bezm-i muhabbetüñden ayru safâya gitsem
Bir zerre neş’e bulmaz bu dil-figâr sensüz

3 Bâd-ı hazân-ı âhum efsürde kıldı bâgı
Kalb oldı zemherîre fasl-ı bahâr sensüz

4 Gül gül dimekle gülmez güller güler yüzüñsüz
Bî-çâre bülbül itdi çok âh u zâr sensüz

5 Sensüz dil-i hazîni şâd olmaz oldı anuñ
Bir neş’e bulsa bâri biñ derdi var sensüz

6 Tâ itdi tâkatüm tâk tâk-ı hilâlüñ ey meh
Tâk-ı felekde titrer bî-ihtiyâr sensüz

7 Ey zülfi kara kaşuñ yâd eyledükçe her dem
Tograndı zülfikâre cism-i nizâr sensüz

8 Gel gel terahhum eyle hâl-i dil-i zebûna
Feryâd ider dem-â-dem leyl ü nehâr sensüz

9 Tîg-ı firâk birle kesme Sebâti sabrın
Tâb eylemez muhakkak ey şîve-kâr sensüz

Harfü’s-Sîn
68
Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün

1 Gel söyle gel ey bü’l-heves Allâh bes bâkî heves
Gezdüñ yeter misl-i ‘ases Allâh bes bâkî heves

2 Hubb-ı sivâ çünkim ‘abes gel pîrden al bir nefes
Turma sö(y)le her bir nefes Allâh bes bâkî heves

3 äubh u mesâ Şâm u Haleb gezdükçe anı kıl taleb
Fe’õkür dimiş çünkim Çalab Allâh bes bâkî heves

4 Bu dehre gelmekden ‘ivâz çün Rabbüñi bilmek garaz
Terk eyle cevher bâ-‘araz Allâh bes bâkî heves

5 Hablü’l-metîne gel asıl kayd-ı ‘alâyıkdan kesil
Söyle göñül lâ-yenfasıl Allâh bes bâkî heves

6 Tecrîde gir ‘Îsâ sıfat ihlâs idüp Mûsâ-sıfat
Õikrüñ ola mollâ-sıfat Allâh bes bâkî heves

7 Buldı Sebâtî hem-demüñ çekmez dahî dünyâ gamın
Vird eylesün bunı hemîn Allâh bes bâkî heves

69
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 Ey rûh-ı revân eyledügüñ cevr ü cefâ bes
Agyâr-ı bed-efkâr ile bu õevk u safâ bes

2 ‘Uşşâk-ı sitem dîdelerüz kalb-i rakîküz
Ey mâh-ı hüsün bizlere bu nâz u edâ bes

3 Bezm içre saña düşdi göñül dün gice mahfî
Âfâka kaçan irdi bu sît (u) bu sadâ bes 28

4 Kûyuñda ne zulm oldı yine ehl-i zemîne
Feryâd u figân itmededür bây u gedâ bes

5 Takrîre ne hâcet ki Sebâtî seni sevmiş
İsbâtına başumdaki ol şûr-ı hevâ bes

70
Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün

1 Ey ‘âlemu mâ fi’z-zamîr dermânde em feryâd res
V’ey câbiru ‘azmi kesîr dermânde em feryâd res

2 Ey Vâhidu Hayy ü Kadîr v’ey Sâmi‘u savt u safîr
Yâ Râhimu bernâ vü pîr dermânde em feryâd res

3 Yâ Rabbenâ yâ Rabbenâ oldı bu dil gâyet fenâ
Rahm eyle gel yâ Rab baña dermânde em feryâd res

4 Bu ‘abd-ı müõnib rû-siyâh kûy-ı hüdâya tutdı râh
Aldı yolum düzdân-ı râh dermânde em feryâd res

5 Kurtar beni yâ õü’l-minen çekdüm yeter cevr ü mihen
Der-dest-i ashâb-ı fiten dermânde em feryâd res

6 äubh u mesâ nâkûs-vâr itmiş nice feryâd u zâr
Gitdi elümden ihtiyâr dermânde em feryâd res

7 Feyz-i Hudâdan muktebes nûr-ı ‘alâ Tûr in‘ikas
Mûsâ-yı dil hel iktibas dermânde em feryâd res

8 Hâfız Sebâtî el-müdâm izrâb ilâ bâbü’s-selâm
Kulkul ilâ yevmü’l-kıyâm dermânde em feryâd res

9 باشد كه در روز حساب يعطيك من يمنى الكتاب
كرر لخوف من عتاب درمانده ام فرياد رس

Harfü’ş-Şın
71
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Ruhuñda halkalanmış mâr-ı zülfüñ âşiyân tutmış
Bu genc-i hüsni ey dilber ne hoş ef‘â yılân tutmış

2 Nice merdümlerüñ kanın içüpdür merdüm-i çeşmüñ
Yavuz-hûn-hârdur bî-şekk kim anı böyle kan tutmış

3 Bu ne ‘adl u ‘adâletdür bu ne insâfdur cânâ
Ki feryâd ü figân-ı ‘âşıkân nüh âsümân tutmış

4 Geçüp dünyâ vü mâfîhâdan ey meh-rû göñül murgı
Açup bâl ü per-i himmet ser-i zülfüñ mekân tutmış

5 Tutınca ‘âlem içre herkes ey dil melce’ ü me’vâ
Sebâtî kûy-ı dil-dâruñ gidüp dârü’l-emân tutmış

72
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Bu dil kim müdmin ü derd-keş-i ehl-i şarâb olmış
Düşüp bir gûşe-i meyhânede mest ü harâb olmış

2 Ciger hem âteş-i ruhsâr-ı cânândan alup tâbı
Kızarmış her tarafdan bezm-i rindâne kebâb olmış

3 Ayagın bûs idüp pîr-i mugânuñ bir ayag almış
Çekince bir nefes pür-nefha-yı ‘ıtr u gül-âb olmış

4 Açılmış çeşm-i ma‘nâsı nasîb olmış temennâsı
Nigâruñ rûy-ı zîbâsı bütün keşf-i hicâb olmış

5 Çeken câm-ı musaffâsın görür eltâf-ı Mevlâsuñ
Hudânuñ lutfı deryâsın ki nüh kubbe habâb olmış

6 Amân sırrı ‘ayân itme rumûzâtı beyân itme
Tarîk-i keşfe gel gitme giden berdâr ‘atâb olmış

7 Sebâtîye sunup mutlak o meyden sâki bir cür‘a
Kim anuñ açılup tab‘ı ne hoş sâhib-kitâb olmış 29

Harfü’s-äâd
73
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 Ser çekme o şûhuñ kad-i bâlâsına mahsus
Cân alma dahî nergis-i şehlâsına mahsus

2 ‘Îsâ gibi cân bahşilik ol rûh-ı revânuñ
Enfâsına vü gonca-i ra‘nâsına mahsus

3 Bir ânda mest eylemek ‘uşşâkı ser-â-ser
Ol meh-veşe vü bâde-i mînâsına mahsus

4 Bir görmede her kâbil ü nâ-kâbili temyîz
Ol mug-beçenüñ dîde-i bînâsına mahsus

5 Her ânda biñ õevk ü safâ virme Sebâtî
Vuslat denilen ni‘met-i ‘uzmâsına mahsus

Harfü’d-Dâd
74
Müfte‘ilün Fâ‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün

1 Turma sabâ eyle gel hâlümi cânâne ‘arz
Bende-i efgendesüñ eyle o sultâna ‘arz

2 Gerçi o dergâhda bizlere yok i‘tibâr
Mûr gerekdür ide hâli Süleymâna ‘arz

3 Âteş-i hicrânda yandı dil oldı kebâb
Vasl-ı şarâbuñ diler kıl şeh-i mestâne ‘arz

4 Sînedeki yâremi bu dil-i sad-pâremi
Belki bulur çâremi eyle ol Lokmâna ‘arz

5 Âh Sebâtî gibi yandı yakıldı göñül
Turma sabâ eyle gel hüsrev-i hûbâna ‘arz

75
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Bilmedi vâ‘iz nedür bu õikr-i esmâdan garaz
Bilmedür ‘ayn-ı müsemmâ lâ u vâlâdan garaz

2 Küntü kenzen sırrını bilseñ bilürsin kim nedür
Kün hitâbıyla bir anda halk-ı eşyâdan garaz

3 Kays kim Leylâ diyüp Mevlâyı bulmış gördiler
Leb-i ânı bulmak imiş kaşr-ı Leylâdan garaz

4 äâf kıldı sînemi gördüm mey-i sâfî didüm
Feyz-i Hakk imiş muhakkak câm u sahbâdan garaz

5 Serserî sahrâ gezer mi bî-garaz erbâb-ı dil
Halkdan ‘uzletdür elbet meyl-i sahrâdan garaz

6 Kâf-ı ‘aşka gitdiler sîmurg-ı ‘ankâ seyrine
Gördiler kim ‘aşk imiş sîmurg-ı ‘ankâdan garaz

7 Mutlaka ‘arz-ı kemâl itmem Sebâtî lâ-cerem
Vasf-ı la‘l-i dilberümdür şi‘r ü inşâdan garaz

Harfü’t-Tâ
76
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Çekdi pergâr-ı kazâ ol safha-i ruhsâra hatt
Gûyiyâ meh hâlelendi çekdiler bir kara hatt

2 Sen şeh-i hüsn-i melâhatsuñ begüm bu ‘arsada
Genc-i hüsnüñ hıfz içün dönmiş gelür şeh-mâra hatt

3 Hat ber-âverd olmasa cânân vefâ itmez göñül
Bir gün evvel gelse bâri eylese bir çâre hatt 30

4 Hüsnüñe magrûr olup nâz ile öldürdüñ beni
Lutf idüp nâ-geh gele bu bendeyi kurtara hatt

5 Ey Sebâtî mülk-i hüsn-i dilberi yagma içün
Kişver-i hüsnüñde döndi leşker-i cerrâra hatt

Harfü’z-Zâ
77
Müfte‘ilün Fâ‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün

1 ‘Âşıka kâfîdurur rütbe-i bâlâ-yı lafz
Bahr-i göñülden çıkan lü‘lü‘-i lâlâ-yı lafz

2 Dehr-i fenâ içre yok gerçi revâcı anuñ
Şehr-i bekâ içredür kıymet-i kâlâ-yı lafz

3 Mekteb-i ma‘nâda ol kûdek-i dânâdurur
Ben dahi olsam n’ola şevk ile lâlâ-yı lafz

4 Maskat-ı re’si anuñ şehr-i ezeldür göñül
Maksad-ı aksâdurur meclis-i vâlâ-yı lafz

5 Çeşm-i basîret gerek göre makâmâtını
Levh-i ezelde müdâm ide temâşâ-yı lafz

6 ‘Aşkdurur hâcesi mekteb-i elfâzda
İtse Sebâtî n’ola hall-i mu‘ammâ-yı lafz

78
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Saña bu hüsn-i güftârı virince tâ Hudâ Hâfız
Irak olsun yaman gözden didüm görgeç Hudâ hâfız

2 Sözüñ hüsnâ özüñ hüsnâ o câdû-veş gözüñ hüsnâ
Yine ahsente sad ahsen ki hoş savt u edâ hâfız

3 Tilâvet eyle Kur’ânı gelüp şol ‘andelîb-âsâ
Ki ‘âlem vecde gelsün tâ işitsün hoş-sadâ hâfız

4 äadâ-yı hoş-edâlarla gelüp Kur’âna başlarken
Seni görgeç olur hayrân bütün bây u gedâ hâfız

5 Senüñ vasfuñı ger yazsa Sebâtî-veş bütün ‘âlem
Bi-hakkın idebilmezler yine vasfuñ edâ hâfız

Harfü’l-‘Ayn
79
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 ‘Ârızuñ yâdın kılup geldi bu şeb meydâne şem‘
Reşkden yandı yakıldı başladı efgâne şem‘

2 Gâh aglar gâh güler gâhi bütün magmûm olur
Âteş-i ‘aşkunla olmış gâlibâ dîvâne şem‘

3 Rû-be-rû olmak diler her şeb senüñle tâ-be-subh
Bâd gayret koymadı tâ kim ire pâyâna şem‘

4 Âteş-i ruhsâr-ı dilberden görüp sende eser
Nâr-ı şevküñle yanar şeb-tâ-seher pervâne şem‘

5 Zümre-i ‘uşşâkı şâd it bezme gel bu gice kim
Gözlerinden dökmek ister pâyuña dür-dâne şem‘

6 Âteş-i sevdâ başında geldi bezme nâgehân
Virdi mıkrâz-ı kazaya seri ne merdâne şem‘

7 Âteş-i hicrân-ı dilberden şikâyet kasd idüp
Yandı yakıldı ser-â-ser her gelen mihmâne şem‘

8 Âşık-ı ruhsâr-ı cânân oldugundandur meger
Nûr-pâş oldı Sebâtî meclis-i rindâne şem‘ 31

Harfü’l-Gayn
80
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Zülf ü hâlüñ pek siyâh ammâ yüzüñ gayetle ag
Nûrdan kandil midür çeşmüñ senüñ yâ şeb-çerâg

2 Öyle meftûndur saña göñlüm ki her dem seng-sâr
Eyleseñ ey meh-likâ dönmez ebed kılmaz ferâg

3 Sen melek-hu vü perî-rû dilbere lâyık mıdur
Ol rakîb-i dîv-sîretle idersüñ seyr-i bag

4 Kande görsem yâr ile agyârı hem-dem dostlar
Teng olur dünyâ gözüme reşk urur bâgrıma dag

5 Bülbül-i göñlüm nice sabr eyler efgân eylemez
Kim konubdur gül budâgına bu dem bir nice zâg

6 äoñ deminde bir dahi görsüñ amân lutfa yetiş
Âteş-i rûyuñ hayâli koymadı gözlerde yag

7 Ey Sebâtî n’ola ol Keşmîrî dilber lutf ile
Keyfimi gök eylese yâhud dimâgum kılsa çâg

81
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Hoş gelür zülfünde yârüñ ‘âşıka ber-dârlıg
Çün anuñ yanında birdür yoklıg ile varlıg

2 Çîn-i zülfüñ kâfir-i Çîn eylemez itdüklerüñ
Kim ider ‘uşşâka zulmü gayriye zünnârlıg

3 Ejder-âsâ ref‘-i ser kılmış serüñden hışm-nâk
Kâkülüñ ‘uşşâka hep göstermede şeh-mârlıg

4 Bunca zulmi eylemez Haccâc-ı zâlim el-amân
Gamze-i hûn-hâr kim eyler bize gaddârlıg

5 Sâkiyâ gam def‘ine sun kim mey-i la‘li müdâm
Tâb kılmaz mutlaka bunca gama hüşyârlıg

6 Gam nedür bilmem cihânda gerçi ammâ neyleyüm
İtmedi ‘ömründe bir kez ol perî gam-hârlıg

7 ‘Âşıka cevr ü cefâ õevk ü safâdur lâ-cerem
Ey Sebâtî sâbit ol gel eyleme bî-zârlıg

Harfü’l-Fâ
82
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Hançer-i hicrân ile oldı ciger sad-pâre hayf
Kılmadı te’sîr nâlem bir nefes ol yâre hayf

2 Biz cefâ-yı hâr-ı hicrânuñ çekerken cân ile
Gül-bün-i vaslın bagışlar ol perî agyâre hayf

3 Tutdı mir’ât-ı dilüm jeng-i kasâvet âh kim
Yetmedi dest-i inâbet dâmen-i gaffâra hayf

4 Kûh-ı sahrâyı doladum serserî gezdüm çi-sûd
Gitmedüm bir kerre kûy-ı Ahmed-i Muhtâra hayf

5 Çok tevellâ vü muhabbet dâmenüñ tutdum velî
İrmedüm bir kez visâl-i Haydar-ı Kerrâre hayf

6 Çâker-i pîr-i mugânem bende-i pîr (ü) harâb
Merd-i yek-rengem velâkin kalmışam bî-çâre hayf

7 Âb-ı hayvân ister iken dil dehân-ı yârdan
Tutuşup yandı Sebâtî bu dil-i sad-pâre hayf

83
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Her seher meyhâne-i ‘uşşâkı kılsañ ger tavâf
Şüphesiz dârında ey dil … olursuñ sen mu‘âf 32

2 Merd-i makbûl olmak isterseñ egerçi ey gözüm
Rind-i yek-reng ol cihânda tutma râh-ı ihtilâf

3 Mu‘terif ol cürmüñe turma dem-â-dem söylegil
واعف عنا يا الهى نجنا مما نخاف

4 Tutma gel râh-ı vera‘ ey dil tarîk-i ‘aşk tut
Olsa da kaddüñ hamîde çekme gam mânend-i kâf

5 Dâmen-i pîr-i mugânı koyma elden dâ’imâ
Ey Sebâtî olayum dirseñ egerçi sîne sâf

84
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Çekiyor ceyş-i cefâ üstüne cânân saf saf
Atıyor tîr-i belâ sîneme müjgân saf saf

2 Nice dîvâne-i sahrâ-yı cünûn olmayayum
Geçiyor şîve ile zümre-i hûbân saf saf

3 Peri mi ins ü melek mi bilemem hayret ile
Toluyor büt-gede-i mekteb-i sultân saf saf

4 Çıkdı gılmân-ı behiştî gelüñ ey cân u göñül
Gidelüm seyre bütün ‘âşık-ı nâlân saf saf

5 Göricek hâne-i sabrı yıkılup düşdi Sebât
Geldiler seyrine hep Gebr ü Müselmân saf saf

Harfü’l-Kâf
85
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Bûy-ı zülfüñ sanemâ sünbül ü reyhânda yok
Neş’e-i la‘l-i lebüñ gonce-i handânda yok

2 Şeb-i İsrâda kudûmüñde olan õerrelerüñ
Şeref ü ‘izzeti biñ taht-ı Süleymânda yok

3 ‘Arsa-i rezmde fârisligüñ ey şâh senüñ
Rüstem ü Zâl dahî Sâm ü Nerîmânda yok

4 Nisbet olmaz kadüñe serv ü sanevber ki senüñ
Nahl-i kaddüñ gibi hoş-bagçe-i rıêvânda yok

5 Gül dahî dinme hatâdur varak-ı hüsnüñe kim
O letâfet güzelüm hîç gülistânda yok

6 İns ü cîn vasf-ı ruhuñdan senüñ ‘âciz idi çün
Aña teşbîh idecek ‘âlem-i imkânda yok

7 Bu sebebden seni vassâf Hudâdur ki bu ‘ilm
Kuvvesi cümle-i eşyâda vü insânda yok

8 Yümn-i feyzüñle habîbâ dile keşf oldı bu kim
Sen gibi kân-ı kerem ‘âlem-i ihsânda yok

9 Lutfuña mazhar eger düşmese bilmezdi seni
Çün Sebâtî kulunuñ ‘ilmi de iz‘ânı da yok

86
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Şafak-ı şefkatüñ atsa n’ola ey yâr-ı şefîk
Şeb-i hicrüñde ne mu’nis bulabildüm ne refîk

2 äaldı girdâb-ı belâya beni bu eşk-i terüm
Şeb-i yeldâ-yı firâkında olup bahr-ı ‘amîk

3 Fülk-i ten tâb idemez Nûh nacî tek anı al
Keşti-i hıfzuña kim olmaya tûfâna garîk

4 İftirâk-ı leb-i la‘lüñle ciger kân oldı
Merdüm-i çeşmüm olup renkde mânend-i ‘akîk

5 Şâkir ü şâkiyem ol şâh-ı hasen bendesiyem
Mededî yâ äamedî söylerem ey yâr-ı sadîk 33

6 ‘Âşık-ı sâdık iseñ yâre tekazâ n’eyler
Ey göñül aç gözüñi eyleyigör fikr-i dakîk

7 Derd-i ser virme Sebâtî ne revâ bast-ı kelâm
Merdüm-i nâdire-gû olmalıdur ehl-i tarîk

87
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Mevsim-i güldür açılmış gül gibi peymâne bak
Münkesir oldı o demde ‘ahd ile peymâne bak

2 Lâlenüñ elden ayaguñ pür-mey itdi jâleden
Nergis-i mest eyledi gel sâkî-i devrâna bak

3 Gül gül itmiş ‘ârızuñ dökmiş benefşe kâkülüñ
Sünbül-i zülfi perîşân mutrib-i hoş-hâna bak

4 Feyz alup pîr-i mugandan ‘ıtr-nâk itdi bizi
Âferîn sad-âferîn bu sünbül ü reyhâna bak

5 Kesme gel Hakdan ümîdin düşme gel ye’se göñül
Bahr-ı gufrâna nazar kıl rahmet-i Rahmâna bak

6 Rûh-ı Hakdan me’yus olmaz mü’min illâ kâfirûn
Âyet-i lâ taknetû da müjde-i Kur’âna bak

7 Bir makâm-ı dil-güşâ âb u hevâsı pek latîf
Cây-ı emn ü mekteb-i ‘irfân imiş meyhâne bak

8 Çeşm-i ‘ibretle nazar kıl baga seyr it gülşene
äâni‘üñ bahş itdügi gül üzre hüsn ü âna bak

9 Şükr ü hamdın yâd idüp Hakkuñ bu bezm-i ‘aşkda
Çekme gam mey çek Sebâtî bâde-i ihsân bak

88
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Şeker-i vuslat ile içmedeyüm çây-ı firâk
Çeşme-i çeşmime girmez idi deryâ-yı firâk

2 Âferîn kuvvet-i bâzû-yı dilîr-âneme kim
Merd-i pür-tâb gibi çekmede deryâ-yı firâk

3 Sâkiyâ yok mı ayaguñ o ‘azîz başuñ çün
Çekelüm çekmeyelüm dagdaga-ı pây-ı firâk

4 Mest-i medhûş-ı şarâb-ı leb-i cânân olalum
Enverâ çekmeyelüm yok yere gavga-yı firâk

5 Nakdüñi nesneye sarf itme Sebâtî haõer it
Dem bu demdür çekemem mihnet-i ferdâ-yı firâk

89
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 Ger şehd-i lebi kesbine yârüñ keselüñ yok
Zenbûr-sıfât iñledüñ ey dil ‘aselüñ yok

2 Bîhûde yere ‘aşk adını eyleme zâyi‘
Kim anda dahî hoş bir esâs ü temelüñ yok

3 Şeb-hûn idiyor ceyş-i hevâ şehr-i vücûdı
N’eylersüñ ‘aceb k’alet-i ceng ü cidalüñ yok

4 Her bir nefes ey nefs bu ne mekr ü ne fitne
Kim şehr-i gavâyetde şebîh ü misilüñ yok

5 Tâ‘atle ‘ibâdet olıcak haste vü rencûr
Gel hâb hurûş itmege aslâ bedelüñ yok

6 Sen ne yüz ile haşre varursın ki Sebâtî
Şâyeste-i dergâh olıcak bir ‘amelüñ yok 34

Harfü’l-Kef
90
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Kim ider ey dil bize cevr ü cefâ o yâr tek
Kim sunar zehr-âb-ı gam şol kâkül-i şeh-mâr tek

2 Kim virür bâd-ı hevâya ‘ömrümüz bî-câ yire
Kim alur ‘akl u dili bu serv-i hoş-reftâr tek

3 Seb‘a-i seyyâre-veş gezseñ ser-â-ser ‘âlemi
Şübhesiz görmezsüñ ey dil ol meh-i ruhsâr tek

4 Terledükçe terleri dürler olur ammâ nice
Ebr-i nîsândan olan ol lü’lü-i şehvâr tek

5 Nergis-i mestüñ hayâli tâ ki gözden çıkmaya
Uyhu girmez çeşmüme ef‘a uran bîmâr tek

6 Bende-i efgende olsañ da Sebâtî çekme gam
Bir penâhuñ vardur çün Haydar-ı Kerrâr tek

91
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Ey göñül yetmez mi âyâ âh u efgân eyledüñ
Bu ciger kanın gözümden bunca efşân eyledüñ

2 İstirâhat virmedüñ halka bütün subh u mesâ
Hâb u râhat koymaduñ gözde perîşân eyledüñ

3 Sen de ey göz kande görsen bir perî-peyker sevüp
Şehr-i göñli pây-mâl-i hayl-i hûbân eyledüñ

4 Sen de ey meşşâta-i tab‘um yeter zînet virüp
Git-be-git ol dilberi âşûb-ı devrân eyledüñ

5 Nîm-i bismil koyduñ el-hâsıl bizi ey bî-vefâ
‘Îd-i vasla gûyiyâ koç başı kurbân eyledüñ

6 Ol büt-i sengîn-dile feryâd u zâr itmez eser
Ey Sebâtî key ‘abes çâk-i girîbân eyledüñ

92
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Bülbül-i göñlümi ey şuh yine nâlân itdüñ
Gösterüp gül yüzüñi vâlih ü hayrân itdüñ

2 Kurulı kavs-i kazâ kaşuñı seyr eyler iken
Atduñ ol tîr-i müjen sînemi al kan itdüñ

3 Gülşen-i vasluñ umarken dil-i şeydâ nâ-geh
Külhan-ı hicre salup sen anı biryân itdüñ

4 Nerde var zulm ü sitem taşları urduñ başuma
Dem-be-dem tîg-ı cefâya beni kalkân itdüñ

5 Ben iken haste vü rencûr-ı marîz-i hecrüñ
Sen gidüp gayrilere la‘lüñi dermân itdüñ

6 Ol büt-i seng-dile nâlelerüñ itmez eser
Ey Sebâtî yetişür beyhude efgân itdüñ

93
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Dilâ sûz u güdâzuñ bes bu demde sazı n’eylersüñ
Dem-â-dem nâle vü zâr it o hoş-âvâzı n’eylersüñ

2 Agardı mûy-ı ser kaddüñ büküldi bâr-ı gam birle
Kocalduñ dişlerüñ düşdi o serv-i nâzı n’eylersüñ

3 Ser-â-pâ âteş-i hicrâna yandırdı semender-veş
‘Acep bu hâl ile ol dilber-i mümtâzı n’eylersüñ

4 Dilerseñ yâr ile zânû-be-zânû hem-nişîn olmak
Rakîb-i dîv-sîret merdüm-i gammâzı n’eylersüñ

5 Hümâ-yı evc-i istignâ gibi kâf-ı kana‘atda
Eger ankâ iseñ ey dil o zâg u bâzı n’eylersüñ 35

6 Kemân ebrûsına çekmiş hadeng-i çeşmüñ ol dilber
Atup nâvek deler bagruñ o tîr-endâzı n’eylersüñ

7 Leb-i Şîrinlerüñ mu‘tâdıdur Ferhâdın öldürmek
Sever bir Hüsrev-i hûbânı ser-efrâzı n’eylersüñ

8 Tutup râh-ı tevekkül sâlik-i mahv ü fenâ olsañ
Bulursuñ kenz-i lâ yefnâ bu hırs u azı n’eylersüñ

9 Ferâgat kûşesinde ser-be-zânû-yı niyâz olgıl
Sebâtî-veş kalender ‘âşık-ı ser-bâzı n’eylersüñ

94
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 Ya‘kûb-ı dili tâbuñı efgân ideceksüñ
Âlâm-ı keş-i hâne-i ahzân ideceksüñ

2 Yûsuf gibi salduñ beni bu çâh-ı firâka
Pîrâhen-i çeşmüm yine al kân ideceksüñ

3 Rüstem gibi ey zâl-i felek sen bizi âhir
Sührâb-sıfat tîguña kalkân ideceksüñ

4 Bîmâr-ı gam-ı hecrüñe ey yâr-ı cefâ-cû
Bilmem ne zamân vasl ile dermân ideceksüñ

5 Bî-çâre Sebâtîye bugün hışm ile bakduñ
Beñzer ki anuñ katline fermân ideceksüñ

95
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Gül-ruhuñ yâd idiyor murg-ı dil efgân iderek
Eşk-i hasret döküyor dîdesin al kan iderek

2 Nerdesin nerde gel ey Yûsuf-ı Mısrî ki peder
Âh ider yâd-ı ruh-ı şâhid-i Ken‘ân iderek

3 Bûy-ı pîrâheni al gel bu dem ey bâd-ı beşîr
Çeşm-i Ya‘kûb agarup var aña dermân iderek

4 Âteş-i hicrde yandum yeter ey mâh disem
Beni iskât idiyor ‘ahd ile peymân iderek

5 Böyle bir âfet-i cân meh-veşüñ üftâdesiyem
Nîm tebessüm idiyor kasd-ı şirîn cân iderek

6 Haste-i nergis-i mestüñ iken ey mâh henüz
Gülüyor gamzelerüñ katlüme fermân iderek

7 Kaşlaruñ kavs-ı kazâ mı didüm ol yâre Sebât
Atdı müjgân okunı sîneme peykân iderek

96
Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün

1 Arduñ öñüñ sayılmayarak pür cefâ felek
Bükdi belüm misâl-i elek bî-vefâ felek

2 Haylî hasîs bezmine olduñ yeter enîs
Gel ol celîs-i meclis-i ehl-i safâ felek

3 Bâd-ı havâdise virdirme k’âh ‘ömrümi
Ey cev-fürûş hırmen-i gendüm-nümâ felek

4 Deryâ-yı derde düşdi yazık zevrak-ı vücûd
Rahm eyle bir Hüdâ içün ey nâ-hüdâ felek

5 Başdan kara ise vapur-ı baht(ımız) eger
Necm-i Hüdâdan eyleyelüm ihtidâ felek

6 Çeşm-i ümîd kaldı reh-i intizârda
Mahbûb-ı matlab olmadı hiç rû-nümâ felek

7 Sisli havâda bulmaya Ümmîd burnunı
Var pîr-i ‘aşka eyleyegör iktidâ felek

8 Gayruñ olursa nevbet-i cû hoşca devr ider
Dönmez Sebâti kendüm içün âsiyâ felek 36

97
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Kays-veş biz dahi bir Leylâya dil-dâde idük
Kûh-ı sahrâyı gezer ‘âşık-ı üftâde idük

2 Bir zamân tutmuş idük gûşe-i meyhânede yer
Ta‘n-ı zühhâd ü rakîbândan âzâde idük

3 Dergeh-i pîr-i mugân melce ü me‘vâmuz idi
Kasr-ı meyhânede bir mansıb-ı ‘ulyâda idük

4 äâff-ı sahbâ gibi bî-gışş idi gamdan dilimüz
Ne kadar dirseñ o deñlü yüregi sâde idük

5 Şimdi mir’ât-ı dili gerd-i kudûret kapadı
Gerçi pür-şa‘şa‘a bir zû’-i Hüdâ-dâde idük

6 Hazret-i ‘aşka Sebâtî gibi hizmetler idüp
Anı deryâ-dil iden ‘âlem-i sevdâda idük

98
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 Ey âfet-i cân fitne-i devrân olacaksuñ
Cânlar yakıcı şîveli cânân olacaksuñ

2 Her nerde ki var hüsn ile ân ey şeh-i hûbân
Mecmû‘ana mecmâ‘lüñe şâyân olacaksuñ

3 Bu gülşen-i ‘âlemde sen ey gülbün-i ümmîd
Bî-şüphe ki bir serv-i hırâmân olacaksuñ

4 Sen mehd-i nezâketde o dem kim süd emerdüñ
Ben söyler idüm server-i hûbân olacaksuñ

5 Sen her gice bir hâne-i agyâre varunca
Bilmem ne zamân bendeñe mihmân olacaksuñ

6 Bîmâr gözüñ hastasıdur cân u dil ey şûh
Gel gel baña kim anlara dermân olacaksuñ

7 Lutf u keremüñ kesme gel ‘uşşâkdan ey cân
Çünkim giderek merkez-i ihsân olacaksuñ

8 Ey cân seni kim böyle ‘azîz beslerüm el-ân
Bâ‘is bu kim ol dilbere kurbân olacaksuñ

9 Hicrân ile harmâna esef itme Sebâtî
Bir gün gelecek vasl ile handân olacaksuñ

Harfü’l-Lâm
99
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Ey yüzi ânlı gözü kanlı özü şânlı güzel
Her taraf gamzeleri hançer-i bürrânlı güzel

2 Görmüşüz hayli güzel lîk bulagörmemüşüz
Pür-hışım hûnı çeşim kâtil ü fermânlı güzel

3 Çeşm-i hun-hâr hemân gamzesi cellâd-ı yamân
Bilmeyen âh u amân sencileyin kanlı güzel

4 Bu nasıl ‘adl ü ‘adâlet bu nice lutf u kerem
Kanımuz içdi yine şîr gibi Şirvânlı güzel

5 ‘Arab u Rûm u ‘Acem her ne var iklîm-i cihân
Bir tel-i kâkülüñe baglıdur ey Vanlı güzel

6 Bu cihân tâ ki cihân oldı cihân içre begüm
Görmemiş halk-ı cihân sen gibi ‘unvânlı güzel

7 Milel-i sâ’irede yokdu Sebâtî bu reviş
Var ise Gürcidür ol yoksa Dagıstânlı güzel

100
Müfte‘ilün Fâ‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün

1 Diñle sözüm ey gözüm baglama dünyâya dil
Himmetüñ a‘lâ ise virme gel ednâya dil 37

2 Âkil iseñ gel berû terk-i sivâ eylegil
Kays-sıfat baglama kâkül-i Leylâya dil

3 Büt-gede-i ‘âlemüñ revnakı yokdur begüm
Deyr-i mugân içre gel virme çelipâya dil

4 Mey-gede-i mey-fürûş hamları eyler hurûş
Var ise ger sende hûş salma o sahbâya dil

5 Mugbeçe-i dil-firîb koymadı sabr u şekîb
Sen gibi çok şâbb u şeyb virdi o tersâya dil

6 Kayd-ı ‘alâyık baña söyle ne lâyık saña
Eyle haõer dâ’imâ virme bu sevdâya dil

7 Râh-ı mecâz içre çok kılma Sebâtî direng
Gel reh-i tahkîka gir bagla o Mevlâya dil

101
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Nerde kalduñ ey perî pek intizârum turma gel
Hasretüñle gitdi elden cümle varum turma gel

2 Hayli vakt oldı sabâdan almadum hoş-bûlaruñ
Firkatüñ kâr itdi câna gül-‘izârum turma gel

3 Bir tarafdan derd-i sevdâ bir tarafdan sûz-ı ‘aşk
Aldılar tâb ü tüvânum bî-karârum turma gel

4 Rahm ider kâfir görünce bu perîşân hâlümi
El-amân ey mihr ü mâhum dil-figârum turma gel

5 Derd-i ‘aşkuñla Sebâtî cân virür ey meh-likâ
Dikmege seng-i mezârum ey nigârum turma gel

Harfü’l-Mîm

102
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Sâye-i lutfuñda halkuñ göñlünüñ mahbûbıyam
Zümre-i ehl-i safâda ekserüñ mergûbuyam

2 Her ser-i mûyum zebân olsa hezârân şükr ile
Eylesem de ey ‘azîzüm lutfunuñ mahcûbuyam

3 ‘Afv kıl küstâhlık kılsam ser-i kûyuñda ger
Men tarîk-i ‘aşkınuñ ey mâh-rû mecõûbuyam

4 Tîg-ı ebrû nâvek-i dil-dûzdan kılmam ki bâk
Tâ ezelden târ-ı zülfüñ ‘âşık-ı maslûbuyam

5 äohbet-i agyâr hicrânuñla sorsañ hâlümi
Gâh kânûn-ı şitâyam geh şitâ maklûbuyam

6 ‘Âşık u tâlibligüm arturduñ oldum kim didüñ
‘Âşıkuñ ma‘şûkıyam der-tâlibüñ matlûbuyam

7 ‘Aşkda bir hâle düşdüm ey Sebâtî k’ey ‘acîb
Gâh fîle gâlibem geh peşşe nüñ maglûbuyam

103
Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün

1 Ey âfet-i devrânum v’ey derdüme dermânum
Yetmez mi benüm cânum bu sîneme açduñ em

2 Seyr eyle gel ahvâlüm yandurma per ü bâlüm
Rahm eyle gel ey zâlim ur yâreme bir merhem

3 Meyl eyledüñ agyâre dil oldı dü-sad-pâre
Gel kıl aña bir çâre bir dem baña ol hem-dem

4 Ey zülf-i siyâhum gel çıkdı göge âhum gel
Gel yanuma mâhum gel öldürdi beni bu gam

5 Yandurdı beni nâra hecrüñ yine kapkara
Geldüm saña yalvâra sun câm-ı visâl ey Cem

6 Ne derdüme dermân it ne katlüme fermân it
Bu cevri de her ân it lâyık mıdur ey gül-fem

7 Ey sâki şeker-hande oldumdı saña bende
Çekdüñ ayaguñ sen de el çekdi Sebâtî hem 38

104
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Öyle bir mâhuñ esîr-i derd-i bî-dermânıyam
Cânumı cellâde virse bende-i fermânıyam

2 Gûş-ı cânum muntazır emr-i emîre dem-be-dem
‘Îd içün kurbâna gelmiş koç gibi kurbânıyam

3 Men gulâm-ı bâr-gâh-ı şâh-ı Şirvânem göñül
Gâh sekbân-ı ser-i kûyı gehi der-bânıyam

4 Gâh Ferhâdem gehi Mecnûn geh Vâmık gibi
‘Âşık-ı dil-dâde-i ruhsâr-ı hüsn ü ânıyam

5 Gül yüzin âyîne-i dilde görelden ol mehüñ
Bülbül-i gülzâr-ı hüsni tûti-i hoş-hânıyam

6 äanmañuz ‘ârız sakın sînemde mihr-i ‘ârızuñ
Hakk anı şâhid idelden ‘âşık-ı nâlânıyam

7 Ey Sebâtî kanmazam her âyine ruhsâra kim
Men gubâr-ı hâk-i kûy-ı şâhid-i Şirvâniyem

105
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 Ey kâşk(i) harîm-i hareme mahrem olaydum
Yârüñ yüzine sâye salan perçem olaydum

2 Ey kâşk(i) dudagından anuñ bûse alaydum
Tâ zemzem-i beytü’l-hareme müdgam olaydum

3 Gördüm ‘arak-ı şermi yüzünde didüm ey kâşk
Berg-i gülüñ üzre dökülen şebnem olaydum

4 Ey kâşk(i) gözüm sürmeleyüp hâk-i derüñden
‘Uşşâk-ı ser-i kûyuñ ile hem-dem olaydum

5 Ey kâşk(i) düşüp câh-ı zenahdân-ı nigâra
Yûsuf gibi tâ haşre kadar pür-gam olaydum

6 Ey kâşk(i) soraydum leb-i la‘linden o şûhuñ
Ol neş’e ile neşre kadar hurrem olaydum

7 Ey kâşk(i) Sebâtî gibi cân beõl idüp âhir
Pâ-mâl-i ser-i zülf-i ham-ender-ham olaydum

106
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 Murg-ı dilümi sehv ile bir dâma düşürdüm
Bir lebleri mül ‘ârız-ı gül-fâma düşürdüm

2 Şekker diledi tûti-i dil şevk ile ânı
Bir piste-dehen şekker-i bâdâme düşürdüm

3 Şîrîn lebinüñ vasfını tahrîr idüp elden
Ferhâd-sıfat mestüñ olup hâme düşürdüm

4 Hurşîd-ruhuñ şa‘şa‘a-yı şevkini her subh
Pâ-bend-i ser-i zülfüñ olup şâma düşürdüm

5 Vasluñla be-kâm itmedün el-hâsıl ey dost
Bîhûde firâkuñ dil-i nâ-kâme düşürdüm

6 Dün vâdi-i hayretde serâsîme gezerken
Yâd itdi leb-i la‘lüñi dil câme düşürdüm

7 Gitdikce olup ‘aşkda mânend-i Sebâtî
Efkârumı âlâm ile evhâme düşürdüm

107
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Sâkin-i meyhâneyem mutlak kabâdan fârigem
Tâlib-i câm-ı meyem sît ü sadâdan fârigem

2 Ehl-i tecrîdem ne lâzımdur baña fâhir libâs
Hamdü li’llâh zînet ü fahr u gınâdan fârigem

3 ‘Âşıkam lâkin tutulmam her büt-i hod-gâma kim
Dilberân itdükleri nâz u edâdan fârigem

4 Sâde-rûlar sohbeti hoşdur velî biñ nâz ile
‘Âşıka kıldukları cevr ü cefâdan fârigem 39

5 Var bir õevküm ki çıkmam gûşe-i meyhâneden
‘Âlemüñ itdükleri õevk ü safâdan fârigem

6 Bûy-ı pîrâhen gelür her dem meşâmm-ı cânıma
Ey beşîr-i hoş-haber bâd-ı sabâdan fârigem

7 Eylerem tahdîs-i ni‘met şükr idüp Allâhuma
Vâ‘izâ ben sen gibi zerk ü riyâdan fârigem

8 Hâne-i dilde Sebâtî câm-ı meydür şûle-pâş
Bu ziyâ eksilmesün gayri ziyâdan fârigem

108
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Pûte-i ‘aşkda göñlüm eridüp sâf itdüm
Sevk-i ‘irfânda anı kâbil-i sarrâf itdüm

2 Şüst ü şu eyleyerek şîşe-i kalbüm arıdup
Bâde-i mihr ile gör kim nice şeffâf itdüm

3 Çekerek bâr-ı gam-ı ‘aşkını bir mâh-veşüñ
Resm-i ‘aşkı gözedüp elf-i kadüm kâf itdüm

4 Vakf idüp hâne-i göñlüm cihed-i derd ü gama
Vakt kim rabt anı zâde-i evkâf itdüm

5 Bir zamân zühd ile hû itmege mu‘tâd idi dil
Götürüp bezm-i meye dâhil-i eşrâf itdüm

6 Ey Sebâtî bir baña câ’ize virsün diyerek
Tab‘-ı Hassânumı her dilbere vassâf itdüm

109

1 ‘Âşıkuñ cürmüne bakma gel â mestâne bakışlum
Nâr-ı hecrüñ ile yakma gel â mestâne bakışlum

2 ‘Âşıkum ben ruh-ı güle rahm eyle bak bu bülbüle
Bir kerecik güle güle gel â mestâne bakışlum

3 Yatmakdasuñ ol hâr ile açılmaduñ bir yâr ile
Gezdüñ yeter agyâr ile gel â mestâne bakışlum

4 Cevr ü cefâ ise yeter zulm ü sitemden ne beter
Oldum Mecnûndan beş beter gel â mestâne bakışlum

5 El dir vefâsız yâr imiş didüklerince var imiş
äanma ki göñlüm fârımış gel â mestâne bakışlum

6 Seyr it sirişk-i âlimi yandurma per ü bâlimi
Dâl itme kadd-i dâlımı gel â mestâne bakışlum

7 Kûyuñda gerçi sâ’ilem lâkin Sebâta mâ’ilem
Bir kerre vasla kâ’ilem gel â mestâne bakışlum

Fârisî
(٩)
اى پرى رو غم ما خيلى فزون چكنم
دل زارم زجفا غرقه بخون شد چكنم

شرح احوال من زارا كر پرسى تو
حاليا خستهٔ بيمار جنون شد چكنم

طلب از حق بنمودم زشفا خانهٔ جود
اين چنين لطف خدا راه نمون شد چكنم

همه افسانه بخوان آن همه علت كه است
دلم از قيد برى كشت فسون شد چكنم

نيستم ذرهٔ ازاهل جهان بر خوردار
رشتهٔ مهر و محبت ز درون شد چكنم

همه كى خواب خيالست جهان كار جهان
يك زلفت بدلم حلقه چونون شد چكنم

خواستم كوشهٔ كاشانهٔ عزلت كريم
عشق غالب همه و هام زبون شد چكنم

شعر شكر شكن و طوطىٔ طبعم حالا
در درياى صفا بحر فنون شد چكنم

اى ثباتى تو بين حال من دل شده را
كاه شوقى بسرم كاه برون شد چكنم

Harfü’n-Nûn
110
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Nedür bu çekdigüm cevr ü cefâ ey mâh senden ben 40
Belâlardur dem-â-dem gördügüm zülf-i resenden ben

2 Virüp cân nakdini ey dil zarar çekdüm güzellerden
Bütün derd ü elemdür aldıgum vech-i hasenden ben

3 Amândur ey dil-i dîvâne kâtildür yakın varma
Yavuz hûn-hârdur korkdum siyeh zülfüñ kesenden ben

4 Galat itdüm hatâ kıldum ki geçmek gayr-i mümkündür
İki dünyâda ey meh-rû ne benden sen ne senden ben

5 Ne deñlü cevr iderseñ it cefâdan korkmazam aslâ
Ne gamzeñden ne zülfüñden ne tîg ile resenden ben

6 Seni ben böyle bilmezdüm Sebâtî ‘aşkla memlû
Eger kesseñ beni her dem kesilmem gayri senden ben

111
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Yüri dil kûy-ı nigâre tutagör yâr etegin
İltimâs eyle aña terk ide agyâr etegin

2 Pây-mâl itse eger õerre-veş ol şems seni
Koymagil elden ayagın dahi zinhâr etegin

3 Ayırabilmesün er kesmese cellâd-ı ecel
Yâ senüñ destüñi yâ ol leb-i gül-nâr etegin

4 Kûyuna varmaya ger ruhsat ola bâd-ı sabâ
Tut anuñ öp ayagın sıdk ile yalvâr etegin

5 Gidemeñ kûy-ı nigâre diremeñ güllerini
Ey göñül tutmış anuñ her ne ki var hâr etegin

6 Ey Sebâtî olayum dirseñ eger vâsıl-ı yâr
Sen dahi hâr olagör tâ tutasuñ yâr etegin

112
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Rûşen oldı çeşmimüz vasl-ı ruh-ı dildârdan
Âferîn bâd-ı sabâ bir bû getürdüñ yârdan

2 Levhaşallah hüsn-i rûz-efzûnı gördi gözlerüm
Hıfz ide Mevlâ anı her çeşm-i bed agyârdan

3 Nîm-nigehle hâne-i ‘akl u dili kıldı harâb
Mecnûn-âsâ el çeküp geçdüm kamu girdârdan

4 Sîne-i sad-çâküme bir tîg urdı gamzesi
Bir nasîb aldum yine ol zülf-i ‘anber-bârdan

5 Sehv idüp la‘l-i lebüñden istesem ger bûse
İncime kurbân olam bu ‘âşık-ı cerrârdan

6 Zülf-i pür-çînüñ görüp bu müşg-i Çîndür söyledüm
Çok hatâ kıldum velî ‘afv isterem Gaffârdan

7 Meh-likâlar sohbetidür ger Sebâtî matlabuñ
Her nefes iste meded gel Haydar-ı Kerrârdan

113
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 Terk-i sanem itdi göñül agyâruñ ucundan 41
Bülbül gibi feryâd idüp ol hâruñ ucundan

2 Bir Leyli-veşüñ zülfüne pâ-bend olup âhir
Mecnûn didiler adıma ol yârüñ ucundan

3 Geh dür dökülür çeşm-i terümden gehi mercân
Ey bahr-i kerem la‘l-i güher-bâruñ ucundan

4 Leb-teşne-i sahrâ-yı ciger-sûz-ı firâkam
Müştâk-ı serâbam leb-i gül-nâruñ ucundan

5 Ser virdiler ‘uşşâk ser-â-ser ser-i kûyda
Bir ser ü ser-efrâz-ı şeref-dâruñ ucundan

6 Pâ-mâl ü perîşân ü harâb oldı Sebâtî
Eyvâh ki bir şûh-i sitem-kâruñ ucundan

114
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Gulgule düşdi cihâna çün sadâ-yı ‘aşkdan
Cünbiş eyler cism-i cânum hep hevâ-yı ‘aşkdan

2 Sâkiyâ sun bâde-i ‘aşkı pey-â-pey lutf ile
Mutribâ ur bir nefes sen de o nây-ı ‘aşkdan

3 Nâle-i dil-sûzuma tâb itmedi zâhid eger
İñlese neyler ‘acep n’eyler nevâ-yı ‘aşkdan

4 äaff-ı na‘l oldı yerüm sandum Süleymân olmuşam
Bilmezem bâlâ vü zîri çün safâ-yı ‘aşkdan

5 Neş’e-i dâreyni bulmak ister iseñ ey göñül
İncime hiç ferdden cevr ü cefâ-yı ‘aşkdan

6 Vâdi-i vahdetdür el-hakk ‘âşıka sahrâ-yı ‘aşk
K’anda teşhîs eylemez şâh u gedâ-yı ‘aşkdan

7 ‘Aşkdur dâreynde insânı kâmil eyleyen
Fâ’ide yokdur cihânda mâ‘adâ-yı ‘aşkdan

8 Ey esâs-ı ‘aşkı muhkem halk iden Hallâk-ı cân
Süst kılma göñlümi medh ü senâ-yı ‘aşkdan

9 N’oldı kim virmez Sebâtî hüdhüd-i göñlüm bugün
Bir haber Belkîs ile şehr-i Sebâ-yı ‘aşkdan

115
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Yâre yâre açmagı emr eylemiş mi Yaradan
Kim görinmez cism-i ‘uşşâkı o yârüñ yaradan

2 Ger dilerse nakd-i cânum râhına sarf eyleyem
Bundan artık nesne gelmez ‘âşık-ı âvâreden

3 Pâre pâre olsa da bir pâre şefkat eylemez
Ol perî bilmem ne ister bu dil-i sad-pâreden

4 Kutb-ı gerdûn-ı vefâyı her gice devr eylerem
Fark olunmaz seyrüm ey meh seb‘a-i seyyâreden

5 Nîze-i müjgân gamzeñ hançeri yetmez mi kim
Bir de hûnî çeşmüñ atdı sîneme ok aradan

6 Olmadı mir’ât-ı dil jeng-i kudûretden halâs
Kande ‘aks eyler safâya böyle kalbi karadan

7 Çâr-sûdan çâr-etıbbâ çâre-cûken derdime
Çâresizler çâr-nâ-çâr el yumuşlar çâreden

8 Derd derd-i ‘aşk ise yok çâresi illâ Sebât
Bir devâ kıla meger kim derd-i ‘aşkı yaradan

116
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Kalmışum hayretde ey büt ‘ârızuñ agında ben
Bu sebepden baglı kaldum zülfüñüñ bagında ben

2 İki Ferhâduz leb-i şîrinlere cân beõl ider
Bî-sütûn tagında Ferhâd türbenüñ tagında ben 42

3 Sinn çil-sâle irişdi görmedüm vasluñ henüz
Gerçi ol mâhı severdüm çâr-deh çagında ben

4 Nîm-nigehle iltifât itmez idi her giz baña
Her ne deñlü kim gezerdüm sol ile sagında ben

5 ‘Avn-i Hakla ey Sebâtî ger tutarsam dâmenüñ
äalınup gezsem be-câdur cennetüñ bagında ben

117
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 ‘Itr-yâb it bizleri lutfen bu şeb bûlarla sen
äubh olunca belki kalmazsın bu şeb-bûlarla sen

2 Sünbül-i zülfi perîşân eyledüñ kılduñ hatâ
Çîn ilinde harbe girdüñ bir bölük mûlarla sen

3 Kâküli serdâr olup ceyş-i hatı itdi zuhûr
Pîç ü tâbe düşdüñ âhir bu siyeh-rûlarla sen

4 Hâli sanduñ mülk-i hüsn-i dilberi kim halden
Begleri varken tutuşduñ böyle hindûlarla sen

5 Dâm-ı zülfe dâne-i hâlüñ komışken ol perî
Bî-tekellüf baglanursın târ-ı gîsûlarla sen

6 Vasl-ı kadrin bilmedüñ çün mevsim-i gül ey göñül
Derd-i hicrüñ hârı var çek bunca kaygularla sen

7 Müddet-i ‘ömründe gülmez bir dahi ol gül saña
Agla ey çeşm-i Sebâtî çagla git cûlarla sen

Na‘t-ı Şerîf
118
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Ey Hüdânuñ gayrısın hüsnine hayrân eyleyen
Añsızın bir anda ‘arş üzre seyerân eyleyen

2 Ey ki sensin muhbit-ı Cibrîl-i nâmus-ı emîn
Ey emînü’l-vahy olup teblig-i Kur’ân eyleyen

3 Ey ki her dem kavl ü fi‘li sıdkınuñ isbâtına
Anları te’yîd ider âyâtı bürhân eyleyen

4 Ey ki sensüñ şem‘-i bezm-i enbiyâ vü mürselîn
Ey ziyâ-yı çeşm-i âdem âdem insân eyleyen

5 Ey der-i lutfuñ açup hayl-i ‘usât-ı ümmeti
Hân-ı ni‘mâyı şefâ‘at üzre mihmân eyleyen

6 Var iken sende bu lutf u merhamet şefkat şehâ
Gam çeker mi ümmetüñden cürm ü ‘isyân eyleyen

7 Seyyimâ Hâfız Sebâtî-veş dem-â-dem sıdk ile
Dâmen-i lutfuñ tutup ümmîd-i ihsân eyleyen

Harfü’l-Vâv
119
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Bu nice mûy-ı latîf kâkül-i şeb-bûdur bu
Nice kâkül nice mû sünbül-i hoş-bûdur bu

2 Bükülür âteş-i ruhsâre düşüp ef‘i misâl
Yohsa âteşde gezen sâhir-i câdûdur bu

3 Sere sevdâ getüren hâbımı gözden götüren
Tâb ile tâkat alan turre-i gîsûdur bu 43

4 Bahs-i kâkül ki teselsüldür aña düşdi kalem
Gitdi kıl kavline hayfâ ki ne kaygûdur bu

5 Ey Sebâtî diseler kimdi saña cevr kılan
Gösterüp kâkül-i yâri diyerem budur bu

120
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Kurbanam ol mehe ben ‘âşıka ‘âdetdür bu
Kande ‘âdet beri bak ‘ayn-ı sa‘âdetdür bu

2 Tâk-ı ebrûsuna bak kâkül-i şebbûsına bak
Çeşm-i âhûsına bak gör nice âfetdür bu

3 Servde hû sesi var kumrı-yı gûgû sesi var
Çölde bûbû sesi var gör ne şemâtatdur bu

4 Serv-i âzâde gibi ser çeküp ol âfâka
Bu ne kâmet ne kıyâmet ne ‘alâmetdür bu

5 Râh-ı tecrîde girüp sâlik-i dergâh ol kim
Hazret-i Hakka gider râh-ı selâmetdür bu

6 Bilürem gitmez idüñ zerk ü riyâ meslekine
Sen eger bilse idüñ râh-ı êalâletdür bu

7 Hûb-rûlardan elüñ kesme Sebâtî ayag al
Gel beri mıstabadan gör ne halâvetdür bu

Harfü’l-Hâ-yı Na‘t-ı Şerîf
121
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Yüzüñdür menba‘-ı nûr-ı nübüvvet yâ Rasûlallah
Yine sendendürür lutf u mürüvvet yâ Rasûlallah

2 N’ola bir taşa baş koysam ser-i kûyuñda kelb-âsâ
Dem-â-dem eylesem õevk-i muhabbet yâ Rasûlallah

3 Gelürsem ravza-i pâke sürersem yüzlerüm hâke
İrişür başum eflâke ne rütbet yâ Rasûlallah

4 Meger lutfuñ ola hâdî ola ol vuslata bâdî
Ki bî-zâdî lebüñ yâdı ne kudret yâ Rasûlallah

5 Ümîdüñ kesmedi hergiz Sebâtî lutf-ı ‘âmuñdan
Senüñdür merhamet şefkat mürüvvet yâ Rasûlallah

122
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Vücûduñ mahzen-i nûr-ı hidâyet yâ Rasûlallah
O kenze yok nihâyetle bidâyet yâ Rasûlallah

2 Sen ol mahbûb-ı Mevlâsuñ ki indi şânuña levlâk
Şehen-şâh-ı risâletsüñ beşâret yâ Rasûlallah

3 Hüdâ hulk-ı ‘azîmüñ vasf idüp te’kîd kılmışdur
Nice inkâr ider ehl-i êalâlet yâ Rasûlallah

4 O deñlü rütbet ü kurbet saña bahş itdi Mevlâ kim
Aña hâşâ ola hadd ü nihâyet yâ Rasûlallah

5 Bi-hakk-i Haydar ü Zehrâ şebîr ü şeb-rev-i õâtuñ
Beni koyma kıyâmetde hacâlet yâ Rasûlallah

6 Olup rûz-ı cezâ cümle sülerken nefsi vâ nefsî
Amândur eyle ol günde şefâ‘at yâ Rasûlallah

7 Eger olmaz meded senden n’olur ferdâ benüm hâlüm
Be-gâyet fâsık ü fâcir ‘alâmet yâ Rasûlallah

8 Sebâtî n’eylesün n’itsün kesi yokdur kime gitsün
äırâtdan tut elin geçsün selâmet yâ Rasûlallah

123
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Görmedük sanma mehâ çarh-ı felekden behre
Ugraduk biz dahi hayli sademât-ı dehre

2 Şeb-i hicrân nazar it çeşm-i terüm çeşmesine
Gör nice âb döker tâg-ı cigerden nehre

3 Göricek göz kamaşur ‘ârız-ı mehtâbından
O ne hurşîd-i kamer-tâb o ne ra‘nâ çehre

4 äorayum la‘l-i lebüñden bu ne sûziş dilde
İki elle sarılur sundugı câm-ı zehre

5 Gelmesün kûyuma katl eylerem anı dir imiş
Râzıyam ol sanemüñ itdigi lutf u kahre

6 Mey-i la‘l-i lebine meylümi mahfî dir iken
Ey Sebâtî o gice gulgule düşdi şehre

124
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Ceyş-i gam itdi hücûm şehr-i dilüñ her yanına
Bakmadılar ehl-i dil feryâdına efgânına

2 Veh nice hunhâr imişler leşker-i derd ü elem
Kanmadılar içdiler ehl-i safânuñ kanına

3 Kandesüñ kande meded ey sâki Cem-i câm al
Gel yetiş eyle meded derd-keşüñ biryânına

4 Küfr-i zülfi kâfirüñ her nerde gördi ol perî
Rahneler açdı muhakkak dînine imânına

5 Eyledüm sînem siper cânum hedef ol meh-veşüñ
Tîr-i müjgânına peh peh hançer-i bürrânına

6 Gül gül itdi sînemi tîr-i hadengi lâ-cerem
Fahr ider bu bâg-ı dehrüñ gonce-i handânına

7 Hân-mân olsun harâb dil mülki gitsün gârete
Ey Sebâtî girgec ol mihr ü vefâ meydânına

125
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Vükun beşâş-ı remzin yâdın ile pür-kederseñ de
Yetîm olmaz kemâl ehli ne gam var bî-pederseñ de

2 Seni iksîr ider bî-şek nazar al merd-i ‘ârifden
Egerçi saht dillikde dilâ seng ü mederseñ de

3 Dem-â-dem ân-ı Leylâyı gözet hiç anı terk itme
Eger Mecnûn gibi sahrâ-nişîn-i bahr ü berseñ de

4 Hakkı hakke’l-yakîn bilmek gerekdür merd-i makbûle
Sebâtî aç gözüñ sa‘y it üşenme bî-hünerseñ de

5 Tehî sanma sakın sa‘yi ki hoş emr-i İlâhîdür
İrişsüñ menzil-i maksûda teslîm-i kaderseñ de

126
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Lutf kılmaz bilürem ol peri bî-çâresine
Göz görüp yandı ciger düşdi göñül çâresi ne

2 Kara sevdâ getürüp zülfüne ber-dâr oluram
Bir dahi bakma gözüm kaşlarınuñ karasına

3 Kaşı bir tîg hemân gamzesi cellâd yamân
Girme ey cânum amân gel ikisi arasına

4 Dil dirîg eylemezem nâvek-i dil-dûzına hem
Cân fedâ ol sanemüñ gamze-i hun-hâresine

5 Görmedüm mislini bakdum felegüñ her ne kadar
Mehine hurşidine seb‘a-i seyyâresine

6 Ey sabâ başuñ içün kûy-ı nigâre gidicek
Söyle bu beytimi sen ol cigerüm pâresine

7 Yetiş Allah içün ey meh yetişür cevr ü cefâ
Ceyş-i gam basdı bizi lutf ile bak çâresine

8 äorayum la‘l-i lebinden ki niçün bir gice su
Virmedi teşne dil ol ‘âşık-ı bîmâresine 45

9 Bu mudur yârlık ey yâr ki ol sâki-i cân
Komaya cür‘asını virmeye mey-hâresine

10 Kûh-veş sabr u sebâtüm benüm ey hâce Sebât
Bakıcak mahv oluyor ‘ârız-ı meh-pâresine

127
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 ‘Âşık oldum yine bir dilber-i ra‘nâ yüzine
Bülbül-i göñlüm oku gel gül-i hamrâ yüzine

2 Vechi mir’ât-ı mücellâ-yı safâ-yı ândur
Nice kılmam nazar ol san‘at-ı Mevlâ yüzine

3 ‘Âşıkam ‘âşıkam ‘aşkum beni râhat komuyor
Bakmasam bir nefes ol kaşları tugrâ yüzine

4 Yalıñuz sen misüñ âşüfte-i hicrânı göñül
Âh-ı hasret çekiyor Âdem ü Havvâ yüzine

5 Tab‘-ı Hassânuma var hüsn-i beyân ister iseñ
Ki bakar dem-be-dem ol Yûsuf-ı Zilhâ yüzine

6 Kays-ı sahrâ-yı cünûn olma göñül hâneye gel
Bakmak isterseñ eger bir dahi Leylâ yüzine

7 Vâmık-âsâ gözüñüñ yaşını al kan itme
Bakma her gördicegüñ demde o ‘Azrâ yüzine

8 Varak-ı defter-i hüsnüñ oku ey Varka-i dil
Sen eger ‘âşık iseñ sıdk ile Gülşâh yüzine

9 Yapdı Ferhâd göñül şevkile bir kasr-ı şirîn
Gele Şîrîni anuñ seyr ide hüsnâ yüzine

10 Yakma dil bâl ü perüñ âteşe pervâne gibi
Şeb-i vuslatda bakup şem‘-i pür-azvâ yüzine

11 Gel gel ey gül-bün-i gülzâr-ı gülistân-ı irem
Güliver bir iki gün bülbül-i şeydâ yüzine

12 Ruh-ı mehtâbını görmeklik anuñ mümkin idi
Düşmeseydi eger ol zülf-i çelî-pâ yüzine

13 Çârümin çarha çık ey âh Mesîhâya di kim
Koymuyor bakmaya bir ol büt-i tersâ yüzine

14 Öyle bir dilbere dil virdi Sebâtî kim anuñ
Gelmemişdür didiler misli bu dünyâ yüzine

128
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Hatuñ geldikde dil eyler figân ol gül-‘iõâr üzre
Nice kim bülbül aglar gül içün her mergzâr üzre

2 Geçende va‘de-i vasl ile dil şâd eyledi ammâ
‘Aceb sâbit-kadem mi ol perî kavl-i karâr üzre

3 Ser-i kûy-ı dilârâdan ne mümkün infikâk itmek
Göñül murgı ider pervâz her dem kûy-ı yâr üzre

4 Esîr-i zülf-i Leylâyam gel ey Zeyd-i peyâm-âver
Haber gözler göñül Mecnûn-veş bu kûhsâr üzre

5 Eger bezm-i visâlinden cüdâ terk-i hayât itsem
O yâre söyleyüñ yazsun gelüp seng-i mezâr üzre

6 Şehîd-i nâvek-i dil-dûzum olmışdur Sebâtî kim
Gelüp hâb-ı ecel basmış anı bu hâk-sâr üzre

129
Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün Mefâ‘îlün Fâ‘ilün

1 Güller açılmaz idi yüzüñ gül gül olmasa
Sünbül ne çiçek idi saçuñ sünbül olmasa

2 Hindûsitân-ı hayâlde bu siyâh magribî
Bî-hûde gezmez idi benüñ fülfül olmasa

3 Mest olmaz idi nergis-i mestüñ gözi müdâm
Çeşmüñ humâr lebüñ mâ’il-i mül olmasa 46

4 Ey zülfi kara kara kaşuñ zülfikârını
Kimler çekerdi egerçi şeh Düldül olmasa

5 Kim yâd iderdi ‘aceb Sebâtî gibileri
Ger gülsitân-ı yâre o bir bülbül olmasa

130
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Âferîn ey mehlikâ tîr-i müjeñ peykânına
Kim geçer bir anda ol ‘âşıkuñuñ tâ cânına

2 ‘Arsa-i cevr ü cefâyı sû-be-sû gezdüñ velî
Gelmedüñ bir kerre ey meh-rû vefâ meydânına

3 Tîg-ı cevrüñ itmede ‘uşşâk bâgruñ çâkçâk
Urmaduñ ey yâr merhem bakmaduñ dermânına

4 Tîg-ı ebrû gamze-i hûn-hâr-veş cellâdı var
Şâh-ı hüsnüñ kim baş egmez emrine fermânına

5 Hançer-i hicrüñ suvarmak istemiş üstâd-ı ‘aşk
Bu sebebden teşnedür Hâfız Sebâtî kanına

131
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün

1 Meseldür dergeh-i Hakka varınca
Süleymândan alur hakkın karınca

2 ‘Acâ’ib kâmını almaz mı bir kul
Elin açup Hudâya yalvarınca

3 Şikâyet eyleme ey dil sebât it
Cefâ tîgıyla yâr bagruñ yarınca

4 Helâl itmez misüñ hakkuñ ol anda
Yar eli yaralı sadruñ sarınca

5 Bugün her ne sitem çekseñ Sebâtî
Unudursuñ yarın yâre varınca

Harfü’l-Yâ-yı Na‘t-ı Şerîf
132
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Bir işâretle iki böldüñ eyâ meh kameri
Degdigüñ demde şecer virdi hakîkat semeri

2 Gelmeseñ ‘âleme ey şâh-ı serîr-i levlâk
Ne Hüdâ fehm olunurdı ne gelürdi haberi

3 Ümmetüñden olayım dirdi Mesîhâ yerde
Göklere çekdi anı tâ o şerâfet eseri

4 Hamdü li’llâh efendim seni tasdîk ideli
Şevk ile mey çekerem çekmezem aslâ kederi

5 Sînede mühr-i nebî dilde tevellâ-yı ‘Alî
Ey Sebâtî tutalum elde teberrâ teberi

Rec‘ül-Kâfiye ‘Ale’s-äadr
133
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Ol semâ-yı şerefin mihr-i münîr ü kameri
Kameri şakk ider engüşti-i şehâdet semeri

2 Semer-i nahl-i ma‘ârifsüñ eyâ şâh-ı Rusül
Bâr virmez güzelüm sen gibi cennet şeceri

3 Şecer-i vâdi-i Eymen gibi kaddüñ pür-nûr
Nice Mûsâlara virmekde tecellî haberi 47

4 Haberi gelmez idi bizlere Hakkuñ hakkâ
Gelmeseñ ‘âleme ey nûr-ı Hüdânuñ eseri

5 Eser-i lutfuñ ile n’ola Sebâtî gibi dil
Mey-i mihrüñ çeke ol çekmeye aslâ kederi

134
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Mürg-ı rûhın ey perî-rû perçemüñdür lânesi
Pîç-i zülfüñ dâmıdur hem hâl-i rûyuñ dânesi

2 ‘Âlemi tutdı yine bûy-ı gül ü misk-i Hoten
Gâlibâ düşdi yire zülfüñ teli yâ şânesi

3 Âferîn sad-âferîn ol hüsn-i rûz efzûna kim
Eyledi bir anda biñ ‘âkili dîvânesi

4 Bahr-ı hikmetden meger çıkmışsun ey dürr-i yetîm
Yoksa her bahruñ bulunmaz sen gibi dür-dânesi

5 Âsumân-ı hüsnden tâ kim tulu‘ itdi yüzüñ
Şems anuñ bir zerresi hem nüh felek pervânesi

6 Görmemiş çeşm-i cihân mislüñ nazîrüñ âsumân
Müttefik bu sözde dehrüñ ‘âkil ü ferzânesi

7 Çekmesün çeksün mey-i mihrüñ iki dünyâ gamın
Her kimüñ ‘âlemde vardur sen gibi cânânesi

8 Âteş-i şevkuñ o deñlü eyledi kim iltihâb
Tutuşup yandı Sebâtî bî-nevânuñ hânesi

135
Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün

1 ‘Ömr-i girân-bahâmı virdürme bâda sâkî
Lutf eyle gel pey-â-pey sun baña bâde sâkî

2 Dil-teşne hamr-ı âle sûd eylemez piyâle
Daglandı dil çü lâle bâg-ı hevâda sâkî

3 Mey-hâr ü rind ü rüsvâ tesbîh ü hırka bilmez
Billâh riyâ bulunmaz ehl-i safâda sâkî

4 Meydân-ı mihrdür bu şatranç-var ‘uşşâk
At sürdi herkes anda ben de piyâde sâkî

5 Hûn-rîzlik dilerler çeşmüñle ebruvânuñ
Kimdür ki cân virmez böyle arada sâkî

6 Mutrib söler hüseynî yâd itdi şâh Hüseyni
Pes nice gulgul olmaz ‘arz u semâ da sâkî

7 Tanzîr içün Sirâc ı sa‘y eyledüm çü hacı
Olsun n’olur du‘âcı Merve äafâda sâkî

8 Meyhânede Sebâtî sâbit-kademdür ammâ
Düşdükce sen kerem kıl sun aña bâde sâkî

136
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 Âyâ yolumuz dergeh-i cânâne düşer mi
Ol mâh-ı hasen menba‘-ı ihsâna düşer mi

2 Yüz kerre yüzin sürdi sabâ dergeh-i yâre
Bilmem güõeri zülf-i perîşâne düşer mi

3 Dil öyle sarıldı ser-i zülfüne nigâruñ
Meşşâta aña çekse de yüz şâne düşer mi

4 Ol hâr-ı cefâkâr ile bu halvet-i hâsuñ
Ey gonca-dehen sen gibi cânâne düşer mi

5 Şûrîde görüp ‘âşık-ı şeydâları cânâ
İ‘râz ilemek şîve-i yârâne düşer mi

6 Tîr-i müjeñi kavs-i dü-ebrûya çekince
At sîneme gör kim hedef-i câna düşer mi

7 Şîrâne gezer ‘arsa-i şi‘r içre Sebâtî
Bu turfa edâ öyle sühan-dâne düşer mi

137
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 O mehî mâhi-sıfat sayda kurup agları 48
Gezer oldı bu göñül su gibi ırmagları

2 Gözleyü gözleyü ol âteş-i ruhsâr ocagın
Eridi akdı bütün bu yüregüm yagları

3 Firkat ü hasret ile şöyle bil ey Yûsuf-ı cân
Çeşm-i Ya‘kûb gibi taşdı gözümüñ agları

4 Bâg-ı hüsnünde görüp sünbülüñ ol Leyli-veşüñ
Biz de Mecnûn gibi gezdük nice yıl tagları

5 Õevk-i vasl ile tekâpûda iken şevk ile dil
Görgeç ol mâhı çözüldi dizimüñ bagları

6 Âl ile aldayup algıl bu kırık göñlümi kim
Pek sınıkdur deger ammâ yine biñ sagları

7 Râh-ı ‘aşk içre eger bir hüner itmezse Sebât
äaç anuñ bâd-ı sabâ başına topragları

138
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Bî-vefâ yokdur cihânda bu perî-rûlar gibi
Kıldılar ‘aklum perîşân târ-ı gîsûlar gibi

2 Bunca kim sevdâ-yı zülfüñ çekdüm ol sîmîn-berüñ
Öpmedüm bir kez ‘izâruñ âh ol mûlar gibi

3 Ser-be-ser gezdüm cihânı bulmadum andan nişân
Hâli sevdâsına düşdüm şöyle Hindûlar gibi

4 Mürde göñlüm kâkül-i rûyuñdan ihyâ olmasa
Anı kim ihyâ ider ‘âlemde bü’bü’ler gibi

5 Kaşları tıg-ı kazâdur gözleri cellâd-ı cân
Ev yıkan olmaz cihânda çâr-ebrûlar gibi

6 Murg-ı dil dâm-ı ser-i zülfüñden ayru ey sanem
Dâd ü feryâd itdi bes sahrâda bübüler gibi

7 Ol kadar te’sîr kıldı nâr-ı hecrüñ câna kim
Eşk-i çeşmüm çagladı ey mâh-rû cûlar gibi

8 Bâri sen kıl merhamet hâl-i dil-i bî-çâreye
Seng-dil olma Sebâtî sen de meh-rûlar gibi

139
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Ey şeh-i Düldül-süvâr ey Haydar-ı kerrâr ‘Ali
Ey yel-i Hayber-güşâ ey server-i serdâr ‘Ali

2 Tıguña ser virdiler hayl-i Havâriç ser-be-ser
Ey Emirü’l-Mü’minîn ey kâtil-i küffâr ‘Ali

3 Zülfikâruñ kara bagrın kesdi ‘Amr ü ‘Anterin
Kâhir-i kavm-i Kureyş ey dâfi‘-i eşrâr ‘Ali

4 Mazhar-ı sırr-ı Hüdâsuñ mahrem-i mahbûb-ı Hak
‘Ârif-i hâ hüvviyet-i vâkıf-ı esrâr ‘Ali

5 Ceõbe-i õât-ı ehadla oldı cismüñ pür-şücâ‘
‘Arsa-i rezm-i ehadda her taraf seyyâr ‘Ali

6 Rezmüñe tâb-âver olmaz kûh-ı kâf olsa sipâh
Çün saña şîrim dimişdür Îzid-i Cebbâr ‘Ali

7 Îzid ü Cebbâra sevgend olsun ey şîr-i Hüdâ
Kim Sebâtî neş’e bulmaz tâ dimez her-bâr ‘Ali

140
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Biz tarîk-i hâcegânuñ reh-reviyüz reh-revi
Kâbil-i feyzüz muhakkak Hamzavîyüz Hamzavî

2 Bende-i ahrâruz el-hak kelb-i kûy-ı Necmüdîn
Nâ’il-i feyz-i Hüdâyuz Kübrevîyüz Kübrevî

3 Gâh nahl-i nahl-bendüz gâh nakş-ı Nakşibend
Gâh bir gül-desteyüz kim Hüsrevîyüz Hüsrevî 49

4 Cevrüñe nisbet saña biz ber-külâh itsek gerek
Bu hususda bir iki gün Mevlevîyüz Mevlevî

5 Hûş der-demdür Sebâtî dersimüz bâ-yâd dâşt
Tâ gulâm-ı Nakşibend ü Dehlevîyüz Dehlevî

141
Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün

1 Gördüm edâ-yı hizmete merdâne göñlümi
İtdüm fedâ-yı dergeh-i cânâne göñlümi

2 Dönse miyân-ı mûra tenüm baglaram yine
Bî-ihtiyâr o zülf-i Süleymâna göñlümi

3 Her hûb-rûy-ı dilbere dil virdigün midür
Kim sûret ile eyledi büt-hâne göñlümi

4 Mest-i şarâb-ı nâb-ı ezeldür meger gözüñ
Mestânelikle eyledi mestâne göñlümi

5 Hecr-i ‘iõâr-ı yâr ü firâk mey-i visâl
äaldı serây-ı sînede efgâna göñlümi

6 Ol şûh mest çeşm-i nigârı n’idem n’idem
Ceyş-i cefâsı itmede vîrâne göñlümi

7 ‘Îd-i visâl gelse götürsem ayagına
Kessem Sebâti koç gibi kurbâne göñlümi

142
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Firâkuñla agardı çeşmimüz ey Yûsuf-ı sânî
Bizüz Ya‘kûbı ‘asruñ hânemizdür beytü’l-ahzânı

2 Niçündür bûy-ı pîrâhen kesildi cân meşâmından
Beşîrümle beşâret vir amân ey mâh-ı Ken‘ânî

3 Ümîdüñ kesme ey ‘âşık sakın deryâ-yı lutfundan
Eser bâd-ı nesîm elbet irişür feyz-i Rabbânî

4 O deñlü hüsn ü ânuñ var ey şâh-ı melâhat kim
Hüdâ halk itmedi hergiz senüñ tek cân-ı cânânı

5 O hâl ü zülf-i pür-çînüñ nigârın yüzdiler çînîn
Isırdı hayret engüştüñ görüp Bihzâd ile Mânî

6 Bütün mevcûdımı ma‘dûma sarf itdüm sevüp la‘lüñ
Dilâ bir derde düşdüm kim bulunmaz hîç dermânı

7 Göñül meyl-i behişt itmez koyup kûy-ı dilârasın
Göreydi rûy-ı dildârın n’iderdi hûr u gılmânı

8 Yine fikr-i muhâl itdüm temennâ-yı visâl itdüm
Kaşuñla hasb-i hâl itdüm yazupdur katle fermânı

9 Yine ahsentü sad-ahsentü ey kavs-i kazâ zîrâ
Benüm tek bî-nevâya eyledüñ sen lutf u ihsânı

10 Senüñ âsâr-ı feyzüñdür beni böyle kabûl itdi
Sirâceddîn Õebîhullah Şeh İsma‘il-i Şirvânî

11 Didiler künden ü peyvesten âhir men dahi bildüm
Sebâtî vuslata irdi muhakkak virdi kim cânı

143
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Pây-mâl-i hâk-i kûy-ı yâr olaydum kâşki
‘Âşıkânla kûçe der-bâzâr olaydum kâşki

2 Nokta-i mevhûme-i la‘lüñ soraydum sıdk ile
Vara vara zülfine berdâr olaydum kâşki

3 äarf idüp mevcûdımı ma‘dûme sûk-ı ‘aşkda
Ben de yokluk ‘âleminde var olaydum kâşki

4 Ceõbe-i õât-ı ehadla bendelik da‘vâ kılup
Hükm-i Hakk isbâtına ahrâr olaydum kâşki 50

5 Derd-i ‘aşkuñ çâresi nâçârlıkdur ey tabîb
Dil virüp ol dilbere nâçâr olaydum kâşki

6 Yârdan agyâr yâr oldı o yâre şüphesiz
Ey Sebâtî ben dahi agyâr olaydum kâşki

144
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 ‘Uşşâkına ol yâr güzâr eylemez oldı
Gördükçe bizi keşf-i ‘iõâr eylemez oldı

2 Gül-ruhlarını görmeyeli bülbül-i göñlüm
Feryâd ü figân nâle vü zâr eylemez oldı

3 Düşnâm ile yâd itmedi bir kerre garîbüñ
Ol seng-i sitem cevr-i hezâr eylemez oldı

4 Cân nakdini bî-hûdeye sarf eylerüz eyvâh
Kâlâ-yı gamuñ bey‘ ü bazâr eylemez oldı

5 Bilmem ne hatâ eyledi bu dil ki Sebâtî
Bîmâr gözi göñli nizâr eylemez oldı

6 Göñlüm yeñiden düşdi meger kasvet-i kalbe
Hîç fikr-i ‘aõâb teng-i mezâr eylemez oldı

145
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Kâgıd-ı zer mi sabâ bu nâme-i hâkâne mi
Kasr-ı şâdî yapdı ol dem bu dil-i vîrânemi

2 Ey beşîr-i hoş-haber bu bûy-ı cânı söylegil
Kime isnâd eyleyem âyâ meh-i Ken‘âne mi

3 Yohsa ol gül pîrehen çâk itdi mi pîrâmenüñ
Bûy-ı pîrâhen mi bu yâ nükhet-i cânâne mi

4 Âferîn bâd-ı sabâ gitdüñ götürdüñ hatt-ı yâr
Eyledüñ böyle mu‘attar kûşe-i kâşânemi

5 Bûs idüp göz üzre mi koysam anı yâ hırz-ı cân
Eyleyüp ta‘lîk kılsam sîne-i sûzânemi

6 Sînem üzre yanmasından havf ider anı göñül
Kande hıfz itsem sabâ sandûka-i vicdânemi

7 Kuvve-i hıfzum Sebâtî söyledi biñ şevk ile
Vir anı hıfz eyleyem ta‘tîr ider dil-hânemi

46
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

1 Ol yâr-i gül-endâm hırâm eyledi gitdi
Huzzârı bütün hüsnüne râm eyledi gitdi

2 Noksan idi beñzer reh-i ‘aşkında cünûnı
Bir ân ile anları tamân eyledi gitdi

3 Sünbül tagıdup rûyına ol mâh-ı dil-efrûz
Eyvâh o gün subhumı şâm eyledi gitdi

4 Gelmişdi sabâ dün tel-i cânâne tokunmış
‘Uşşâkını pür-‘ıtr-ı meşâm eyledi gitdi

5 Biz ders-i makâmâtı nevâdan neye sorsak
Mutrib dahi tekmîl-i makâm eyledi gitdi

6 Sâkî dahi kesdi ayaguñ bezm-i safâdan
Fi’l-cümle o da hizmet-i câm eyledi gitdi

7 Heyhât hayâtı dükenüp pîr-i mugânuñ
Âteşle yuyup câmını fâm eyledi gitdi

8 Her kimse olur hâline çespân-ı muvaffak
Tûbâ aña kim hayr ile nâm eyledi gitdi

9 Her kim ne içün halk olageldiyse Sebâtî
Biñ sa‘y ile ol kesb-i merâm eyledi gitdi 51

147
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Dil ü cân gitdi dildâre yine tenhâ beden kaldı
Serimden gitmiyor sevdâsı yârüñ bu neden kaldı

2 Kesildüm dir idüm kayd-ı ‘alâyıkdan velî elde
Dilâ hablü’l-metîn olmaklıga zülf-i resen kaldı

3 Didüm kim var ise çıksun gelüp bu hâne-i dilde
Didi göñlüm ki hep çıkdı velî hubb-ı hasen kaldı

4 Gel ey iklîm-i hüsnüñ pâdişâhı kim nisâr ide
Senüñ çün kûçe-i çeşmümde bir dürr-i ‘Aden kaldı

5 Bu bâg-ı dil-i şâda kalmadı bir meyve-i ümmîd
Hemân bir dîde-i bâdâm ile sîb-i õekân kaldı

6 O deñlü seng-i bî-dâd ü sitem urduñ ki ‘uşşâka
Cihânda ey perî ismüñ senüñ hâtır-şiken kaldı

7 Sebâtî bulmayınca bâg-ı ‘âlemde dikensiz gül
Bütün gül-zârı terk itdüm baña bir gül diken kaldı

148
Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün Mef‘ûlü Fâ‘ilâtün

1 Bezm-i visâle cânâ la‘lüñ şarâb olaydı
Hicrân oduyla soñra bagrum kebâb olaydı

2 La‘l-i lebüñ meyinden bir katre nûş ideydüm
Hoşnûd idüm bu ‘âlem yek-ser serâb olaydı

3 Dünyâ gözüyle bir kez görseydüm ol ‘iõâruñ
İsterse tâb-ı mahşer zülfüñ nikâb olaydı

4 Cennet cemâli görmek âsân idi velâkin
Mahşer güni benüm-çün ger bî-hisâb olaydı

5 Gelse o mâh-peyker bir kez hitâba ey dil
Râzı idüm peşince yüz biñ ‘itâb olaydı

6 äubh u mesâ elümden koymaz idüm Sebâtî
Nakş-ı cemâli yârüñ ger bir kitâb olaydı

149
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Gösterüp berg-i gülüñ arturma ey meh nâlemi
Nâle vü zâr ile dönsün bu vücûdum nala mı

2 Göz göre göñlüm yanar gördükçe çeşm ü hâlüñi
‘Ayna mı meftûn bu göñlüm yoksa ‘anber hâle mi

3 Hayret-efzâdur göñül vasf-ı ruhuñ şerhinde kim
äun‘-i Hakk mir’âtı mı yâ berg-i gül yâ lâle mi

4 Dikkat eyleñ ol perî ‘uşşâkına bakdukca siz
Köz midür döndürdügi yâ âteşin cevvâle mi

5 Bâr-ı gam birle yeter bükdüñ belüm ey mehlikâ
Yohsa cevrüñ ohşadur bu bendeñi hammâle mi

6 Men rumûz-ı ‘aşkı bilmem mi ‘aceb sorduñ baña
Rûy-ı mehtâbımdaki hattum mı yâhud hâle mi

7 Söz mi almak istiyor la‘l-i lebüñ bâl çalmadan
Agzıma ey õü’l-fiten meylüñ senüñ de âla mı

8 Ey Sebâtî bilmezem kim ol gül-i ruhsârda
Görinen feyz-i Hüdâ mı yâ ‘arak yâ jâle mi

150
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Bilürem oymadadur dem-be-dem ol yâresini
Ola ber-vakt-i göñül ‘arõ idem ol yâre seni

2 Cem-i hâtırla diler bir gice tenhâ buluşa
Bilmezem n’eyler ‘aceb bu dil-i sad-pâresini

3 Çekivir bâr-ı gamı hecr ü firâkı çekivir
Vaslına irgüre tâ bir gün o meh-pâre seni

4 Bülbülem gül yüzüñüñ nârına yandum dime kim
äalmasun lâle-sıfât dâg urup ol nâra seni 52

5 äâf dilseñ saña bir âl ider ey dil haõer it
Göz göre aldadur ol gözleri mekkâre seni

6 Yok iken sende leb-i la‘lini sormak hevesi
Bilmezem yok yere kim saldı bu efkâre seni

7 İrmek olmaz deheni sırrına ser virmek ile
Meger irşâd kıla çeşmi bu esrâre seni

8 Ey Sebâtî nice bir şehr-i mecâze götürüp
Kara sevdâ düşüre zülf-i siyeh kâre seni

9 Giderek baht-i siyâhuñ ile el bir iderek
Yâ tuta gamze-i oka yâ çeke dâre seni

151
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Tagı rag itdi o dilber bâgı bostân eyledi
Her taraf güller diküp sahn-ı gülistân eyledi

2 Gösterüp verd-i ruhuñ âşufte-i hicrânına
Kûy-ı ‘aşkı gûyiyâ bir bülbülistân eyledi

3 Gönderüp bâd-ı sabâ birle hevâ-yı kâkülüñ
Bâgçe-i göñlüm dilârâ sünbülistân eyledi

4 Dâne-i hâli hayâli tâ ki gözden çıkmasun
Hind-veş çeşm-i cihânı fülfülistân eyledi

5 Cür‘a-i câm-ı lebinden sormaya biñ şevk ile
Dün Sebâtî dakk-ı bâb-ı her mülistân eyledi

152
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Sensiz ey meh her günüm geçdi gelüp mâtem gibi
Kuçmadum hayfâ miyânuñ zer-kemer hâtem gibi

2 Õerre deñlü iltifât itmen baña imsâk idüp
Lâkin açduñ hân-ı lutfuñ ellere Hâtem gibi

3 Mest bir ‘âşık gözüñ ag u karasuñ seçmeden
Söylemiş zeytun aña yâhud dimiş bâdem gibi

4 Hiddetüñden bezmde hayvân-sıfat gezdüñ yeter
Ey rakîb-i dîv-sîret gel otur âdem gibi

5 Bir leb-i Şîrîn hevâsıyla şirîn cân beõl idüp
Tâgı râg itdüm Sebâtî ben de Ferhâdem gibi

153
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Kaşlaruñ tek bilmez ey meh gurre garrâlanmagı
Gözlerüñ tek görmedi nergis de şehlâlanmagı

2 Baga kim girse aña mutlak tarâvet ‘arz ider
Sünbüle zülfüñ mi emr itdi mutarrâlanmagı

3 Gül yüzüñden ref‘ idüp burka‘ gülistân seyrin it
Tâ ki tahsîl eylesün gül-gonce ra‘nâlanmagı

4 Bülbüle şeydâlık isnâd eylemezdüm ey perî
Görmeseydi ‘âşıkuñdan ba‘zı şeydâlanmagı

5 Kaysı mecnûn eyleyen mihr-i ruhuñdur lâ-cerem
‘Akd-i zülfüñ çöz ki görsün leyli Leylâlanmagı

6 Bir şeb-i yeldâ-yı muzlîmdür disem hecrüñ n’ola
Kâkülüñ târından almışdur bu yeldâlanmagı

7 Devr cevrinden şikâyet ‘âdetin yokdı henüz
Kimden ögrendüñ Sebâtî böyle şekvâlanmagı

154
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Düşdi mir’ât-ı dile cânâ cemâlüñ sûreti
Olmasun ansız ruh-ı ferhunde fâlüñ sûreti

2 Eyledüm hayli tasavvur levh-i dilde bir elif
Tasdik itdüm ‘âkıbet nev-res nihâlüñ sûreti 53

3 Yâ gözüm merdümleridür rûyuñ üzre gördügüm
Yâ zücâc-ı ‘aynuma ‘aks itdi hâlüñ sûreti

4 Çünki görmeklik seni mümkün degildür ey perî
Bâri gözden çıkmasun bir dem hayalüñ sûreti

5 Câm-ı ‘aşkuñ cür‘ası mest eyler erbâb-ı dili
Tâ ki düşmüş bâdeye çeşm-i gazâlüñ sûreti

6 Mûsa-yı dil şöyle tursun taglar tâb eylemez
Ger tecellî eylese emr-i muhâlüñ sûreti

7 Bir nefes alduñ meger tâ feyz-i Hakdan ey göñül
Kim cebîniñden göründi hüsn-i hâlüñ sûreti

8 äarf-ı õihn itsem Sebâtî sathı ma‘nâdan dahî
Õevk-yâb eyler dili şekker makâlüñ sûreti

155
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Ne kûy-ı yârdan ey dil bugün bâd-ı sabâ geldi
Ne ol yâr-ı cefâ-cûdan selâm u merhabâ geldi

2 Gel ey mûr-beççe göñlüm gel şükûh-ı Âsafı seyr it
Ki göz yumup açınca bezmine şâh-ı Sebâ geldi

3 Perî mi ins ü cîn mi yâ melek mi hûri mi bilmem
Yine çeşm-i hayâle bir büt-i nesrîn-kabâ geldi

4 O gün kim yâr gitdi leşker-i hicr ü elem basdı
äanasuñ şeh-i kalbe ‘illet-i hayl-i vebâ geldi

5 Nice dökmez gözüm merdümleri eşk-i hun-âlûduñ
Sebâtî fikrüme leb-teşne-i Âl-i ‘Abâ geldi

156
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Metâ‘-ı ‘aşk u sevdâ-yı cünûnı boyladum gitdi
Dilümle kendümi rüsvâ-yı ‘âlem eyledüm gitdi

2 Cünûn vâdilerüñ gezdi ser-â-ser bulmadı temkîn
Anuñ çün göñlümi hicrüñle cânâ kîlledüm gitdi

3 Yelerken yel gibi kûh u beyâbân-ı reh-i ‘aşkı
Tayandı esb-i himmet şevk ile bir heyledüm gitdi

4 Çeküp câm-ı şarâbı sıdk u ihlâs ile mest oldum
Sebâtî ceyb ü dâmân-ı riyâyı kıyladum gitdi

157
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Ruhuñ devrinde ey dilber göñül âyîneden geçdi
Rakîbüñ ben de geçdüm dir ‘aceb ayı neden geçdi

2 Ne hoş pür-tâbdur tîr-i müjen kim ey kemân ebrû
Aña sînem siper tutdum dil-i bî-kîneden geçdi

3 Görünce gerden-i sîmîn ile zülf-i zer-efşânuñ
Kalenderler hevâ-yı sîm ü zer gencîneden geçdi

4 Tuyunca bezmüñe mâni‘ olur ahlâk-ı meõmûme
‘Umûm ‘âşıkuñ ‘aceb ü riyâ vü kîneden geçdi

5 Ne sihr itdi aña bilmem rakîb-i dîv-sîret kim
Sebâtî ol perî bu ‘âşık-ı dîrîne den geçdi

158
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 äûretâ olsañ göñül hüsn ile ânuñ tâlibi
Ânsız olma mu‘inde olgıl (hem) ânuñ tâlibi

2 Gör ehad Ahmed miyânında muhabbet mîmini
Mîm-i mühri bilmeyen olmaz Hüdânuñ tâlibi

3 Habl-i Hakdur mutlakâ şer‘-i şerîf-i Ahmedî
Tut anı muhkem olup nûr-ı Hüdânuñ tâlibi 54

4 Çâr-yâr u çâr-imâm ü çâr-menzil kavlidür
Çâr-terkî çîle vü feyz-i Bahânuñ tâlibi

5 Mürg-i zîrek ol Sebâtî meyl-i kerkes eyleme
Devlet-i bâkî dilerseñ ol hümânuñ tâlibi

Temetü’l-Hurûfât Sümmeyileyhü’t-Terci‘ât Ve’l-Kasâ’id-i Ve’l-Müstezât Ve’l-Müfredât
159
Müfte‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün

1 Sâye salup başuma sevdâ-yı ‘aşk
Rahneler açdı dilüme nây-ı ‘aşk
Tutdı bütün ‘âlemi gavgâ-yı ‘aşk
Şeş-ciheti kapladı hûy-hây-ı ‘aşk
Tîrin atup sîneme şol yây-ı ‘aşk
äaldı ayakdan beni ey-vây-ı ‘aşk
Âh mine’l-‘aşkı vü hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî

2 Geldi yine hâne harâb el-amân
İtdi cigergâhı kebâb el-amân
Cân u tenüm itmedi tâb el-amân
Kandedür ol bâde-i nâb el-amân
Turma getür sâkî şarâb el-amân
Żâyi‘ olur ‘ahd-i şebâb el-amân
Âh mine’l-‘aşkı vü hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî

3 Söyleyüñ ol ‘ârız-ı beşşâşuma
Rahm eylesün gözden akan yaşuma
Tâ ki koyup ‘aşk ayak başuma
Uyhu nedür dîde-i hûn-pâşuma
‘Arz kıluñ yâr kalem kaşuma
Lutf kılup yaza mezâr taşuma
Âh mine’l-‘aşkı vü hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî

4 Lâle-sıfat sîne ki pür-dâgdur
Anuñ içün meskenimüz tâgdur
Çeşm-i terüm san Kızılırmâgdur
Buña sebep yâr-ı Karabâgdur
Agla gözüm aglamanuñ çagıdur
‘Aşk gelür cân ü beden dagıdur
Âh mine’l-‘aşkı vü hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî

5 Yâraladı sînemi hicr-i habîb
Çâresini bilmedi miskîn tabîb
Nabzuma el urdı didi ki ‘acîb
Yâ nice sevdâ saña olmuş nasîb
Mecnun olup taga düşen ‘an-karîb
Âh Sebâtî süledüm men garîb
Âh mine’l-‘aşkı vü hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî

160
Müfte‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün

1 Düşdi göñül ‘aşkuña ey mâh âh
İtmedeyüm şâm u seher-gâh âh
Koymadı ‘aşkuñ baña gam-hâh âh
Âh mine’l-‘aşk hezâr âh âh
Gerçi odur ‘âşıkuña şâh-râh

2 ‘Aşk gelür ‘âşıkı pâ-mâl ider
‘Aşk gelür tûtî dilüm lâl ider
‘Aşk gelür cismümi çün nâl ider
Âh mine’l-‘aşk hezâr âh âh
Gerçi odur ‘âşıkuña şâh-râh

3 Âh amân derd-i yamân ‘aşk imiş
‘Âşıka hem tîr-i kemân ‘aşk imiş
Şîr-i jiyân pîl-i demân ‘aşk imiş
Âh mine’l-‘aşk hezâr âh âh
Gerçi odur ‘âşıkuña şâh-râh

4 ‘Aşkdurur sînemi al kân iden
Tîg-ı belâya beni kalkân iden
‘Aşkdurur ‘âşıkı bî-cân iden
Âh mine’l-‘aşk hezâr âh âh
Gerçi odur ‘âşıkuña şâh-râh

5 Gâh dil-i ‘âşıkı meftûn ider
Gâh salup taglara Mecnûn ider
Şâd komaz göñlümi mahzûn ider
Âh mine’l-‘aşk hezâr âh âh
Gerçi odur ‘âşıkuña şâh-râh

4 ‘Aşkuñ ile olmada bütün nizâr
‘Aşkuñ ile itmede dil âh u zâr
‘Aşkuñ ile oldı bütün yok var
Âh mine’l-‘aşk hezâr âh âh
Gerçi odur ‘âşıkuña şâh-râh

5 ‘Aşkdurur ‘âşıkı nâlân iden
‘Aşkdurur vâsıl-ı cânân iden
‘Aşkdurur küfri hem-îmân iden
Âh mine’l-‘aşk hezâr âh âh
Gerçi odur ‘âşıkuña şâh-râh

6 ‘Aşkuñ ile ag günüm karadur
Dâg-ı derûnum dahi sad-pâredür
Âh dem-â-dem ki göñül yâradur
Âh mine’l-‘aşk hezâr âh âh
Gerçi odur ‘âşıkuña şâh-râh

7 Kandedür ey ‘aşk Sebâtî kanı
Gitdi hayıf sabr u sebâtı kanı
Şi‘r-i teri âb-ı hayâtı kanı
Âh mine’l-‘aşk hezâr âh âh
Gerçi odur ‘âşıkuña şâh-râh 56

Kasîde Der-Vâridât-ı İlâhiyye
161
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün

1 Göñül hakkâ seni irşâd iden ol
Şakî olsañ yine is‘âd iden ol

2 Gelüp ceyş-i hevâ basa vücûduñ
Saña el-hakk yine imdâd iden ol

3 Ger olsañ garka-i girdâb-ı endûh
O dem eltâf içinde şâd iden ol

4 Hücûm-ı nefs ü şeytânsa hatar-nâk
Anı bir anda hem ber-bâd iden ol

5 Bütün îrâd ü masraf ey Sebâtî
Hudânuñdur anı inşâd iden ol

162
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Ey ‘ademden kâ’inâtı kün diyüp peydâ kılan
İns ü cinni hüsn ü âna ‘âşık u şeydâ kılan

2 Tâc-ı kerremnâ koyan fark-ı şerîf-i Âdeme
Hem anı lutfuyla nâ-geh ‘âlimü’l-esmâ kılan

3 äâni‘-i ‘arz u semâ vü Hâlık-ı her mümkünât
Vâcib-i bi’õ-õât-ı Haksun sâbitü’l-eşyâ kılan

4 Bir şeb-i mi‘râcda sen ol Mustafâyı nâgehân
Kâb-ı kavseyne getürdüp tâ ki ev-ednâ kılan

5 Kenz-i mahfî halk idersüñ bu göñül vîrânesin
Hem anı sensüñ dem-â-dem vasfda gûyâ kılan

6 Lî-ma‘allâh şâhınuñ hâk-i peyi her õerresin
Kühl-i bînîş eyleyüp ‘uşşâkını bînâ kılan

7 Bu nevâdan bî-nevâ koyma Sebâtî bendeñi
Ey hayât ehlini mürde mürdeyi ihyâ kılan

Kaside Der-Nâ‘t-ı Muhammediye äallallahü ‘Aleyhi Vessellem
163
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün

1 ‘Alîl-i ‘aynıma dermân Muhammed
Marîz-i âşkuma Lokmân Muhammed

2 Olup ismüñ ser-i îmânıma tâc
Serây-ı sîneme sultân Muhammed

3 Gubâr-ı hâk-i kûyuñ kühl-i bîniş
İdem diyü döner devrân Muhammed

4 Revâ görseñ n’ola rûh-ı revânum
Revân itsem saña cânân Muhammed

5 Döküp gözyaşını tâ kim ideydüm
Gubâr-ı kûyuñı reyyân Muhammed

6 Uzakdan kubbe-i haêrâ görünse
Olur cân u dilüm hayrân Muhammed

7 N’ola ger kâbe-i kûyuñda her ân
Ola bu kebş-i cân kurbân Muhammed

8 Senüñ medh-i şerîfüñle yazılmış
Okunur âyet-i Kur’ân Muhammed

9 Dü-kevneyne seni rahmet kılup Hak
Güvâhumdur benüm Furkân Muhammed

10 Risâlet da‘vasuñ kılsañ o demde
Olur şakku’l-kamer bürhân Muhammed

11 Saña ‘âşıklık itmek hayli güçdür
Ki ‘âşıkdur saña Sübhân Muhammed 57

12 ‘Usât-ı ümmete rûz-ı cezâ sen
Olursuñ bâdi-i gufrân Muhammed

13 Beni ol ‘âşıkuñ hakkı unutma
Koma ‘atşân u hem sûzân Muhammed

14 äoyup ‘isyân libâsuñ yayka anı
Ola tâ kim saña mihmân Muhammed

15 Sebâtî çirk-i ‘isyâna boyanmış
Amân ey rahmet-i Rahmân Muhammed

16 Şefâ‘at-hâhı ol rûz-ı haşirde
Anı hiç yakmasun nîrân Muhammed

Kasîde Der-Medh-i ‘Ali Kerremullahu Vechehu
164
Fe‘ûlün Fe‘ûlün Fe‘ûlün Fe‘ûl

1 Dü-kevneyne server ‘Alîdür ‘Alî
Refîk-i peyamber ‘Alîdür ‘Alî

2 Bi-Bedr-i hanîn ü bi-harb-i Cemel
Dilîr-i muzaffer ‘Alîdür ‘Alî

3 Olup şîr-i garrân be-rûz-ı neberd
Kılan feth-i Hayber ‘Alîdür ‘Alî

4 ‘Azîz-i Hüdâ vü resûl-i Hüdâ
Belî şâh-ı Kanber ‘Alîdür ‘Alî

5 Vasîyü’n-Nebîdür velîyyü’s-sahî
İmâmü’l-mutahhar ‘Alîdür ‘Alî

6 Meh-i her dü-‘âlem disem n’ola kim
Şeh-i heft-kişver ‘Alîdür ‘Alî

7 Be-rûz-ı kıyâmet livâ sâhibi
Buyurmış peyamber ‘Alîdür ‘Alî

8 Gel ey teşne göñül düşe pâyine
Bu destinde sâgar ‘Alîdür ‘Alî

9 Yanında imâm-ı Hüseyn ü Hasan
Çü hurşîd-i hâver ‘Alîdür ‘Alî

10 İlâhî be-hakk-ı Şebîr ü Şibir
Çü sînemde ezber ‘Alîdür ‘Alî

11 Bulardan ayırma beni şol zamân
Kim ol günde dâver ‘Alîdür ‘Alî

12 Sebâtî koyar mı seni teşne-leb
Şeh-i havz-ı Kevser ‘Alîdür ‘Alî

Kasîde-i Mersiye Der-Hakk-ı İmâm Hüseyn
165
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Na‘l-i semm-i merkebüñden dil fürûzân yâ Hüseyn
Mâcerâsından ol esbüñ sîne sûzân yâ Hüseyn

2 Sen şehen-şâh-ı şehîdân olduguñ demden berû
Yaş döker çeşm-i semâ mânend-i bârân yâ Hüseyn

3 Añmadılar mı ‘aceb rûz-ı cezânuñ ‘atşını
Kim seni koydı dirîgâ öyle ‘atşân yâ Hüseyn

4 Dûd-mân-ı Haydara ta‘zîm key vâcib iken
Kesdiler bir bir sizi mânend-i kurbân yâ Hüseyn 58

5 Kıldılar pâ-mâl şer‘-i üstüvâr-ı Ahmedi
İtdiler dîvâr-ı dîni hâke-yeksân yâ Hüseyn

6 Göz göre evvel bizâ‘-i pâküñ ‘Alî ekberi
Ser-bürîde itdiler der-hûn-ı galtân yâ Hüseyn

7 Ba‘de-hâõe pâk ü ma‘sûm ol ‘Alî-i Asgara
Bâ-şehâdet su yerine sundular kan yâ Hüseyn

8 ‘Azm-i meydân eyledüñ çün bî-kes ü tenhâ garib
Oldı hep ehl-i semâ nâlân ü giryân yâ Hüseyn

9 ‘Arsa-i rûz-ı cezâda gör cezâsuñ anlaruñ
Gideler tamûya hep üftân ü hîzân yâ Hüseyn

10 Dûd-mân-ı Haydara her dem Hüdânuñ rahmeti
Anlara nefrîn ola her lahza vü ân yâ Hüseyn

11 Cedd-i pâküñ hürmetine bu Sebâtî bendeñe
Kıl şefâ‘at lutf idüp bâ-iõn-i Rahmân yâ Hüseyn

166
Müfte‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün

1 Lutf ile bir eyle nazar yâ Hüseyn
Tâ ola dil na‘tuñı gûyâ Hüseyn

2 Ey yüzi âyîne-i envâr-ı Hakk
Şa‘şa‘a-yı şems-i tecellâ Hüseyn

3 Şems ü kamer mâh yüzüñ aynası
Hâk-i peyüñ gözlere tûtyâ Hüseyn

4 Ref‘-i nikâb eyle cemâlüñ görem
Muntazıram olsa da rü’yâ Hüseyn

5 Sen ki şehen-şâh-ı şehîdânsın
Cây saña cennet-i me’vâ Hüseyn

6 Sensiz iken cenneti hoş görmedi
Çıkdı o dem Âdem ü Havvâ Hüseyn

7 Sath-ı felek rûhına olmaz mekân
Hayyiz olur ‘arş-ı mu‘allâ Hüseyn

8 äabr u sebâtuñ bize göstermege
Gör ne kazâ eyledi Mevlâ Hüseyn

9 Çarh-ı felek seyr ideli tâ bugün
Görmedi bir öylece gavgâ Hüseyn

10 Vak‘a-i dil sözüñi gûş eyleyüp
äoldı sarardı yine ayvâ Hüseyn

11 Lâle-sıfat dâg çeküp sîneye
Söyledi gül rûyuña eyvâ Hüseyn

12 Rûz-ı cezâ sen bize ol dâd-res
Olmayalum ‘âleme rüsvâ Hüseyn

13 Feyzüñ ile katre-i nâ-çîzeler
Olsa n’ola vâsıl-i deryâ Hüseyn

14 Çâker-i dîrîne Sebâtî seni
Yâd idiyor şevk ile her câ Hüseyn

15 ‘Arsa-i mahşerde yetiş dâdına
Lutf ile bir eyle nazar yâ Hüseyn

Kasîde-i Bahâriyye Der- Vasf-ı Çemen
167
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Eyledi fasl-ı bahâr ‘âlemi sahrâ-yı çemen
Geldi nevrûz ile hem-câme-i hadrâ-yı çemen

2 Şâh-ı gül taht-ı zümürrüdle gelüp basdı kadem
Jâleden dürr nisâr eyledi lâlâ-yı çemen 59

3 Gün-be-gün terbiye-i şems ü kamer tâb virüp
Dem-be-dem evce çıkar kâmet-i bâlâ-yı çemen

4 Gör ne elvân ile ezhârı o sıbâg-ı ezel
Boyadı besledi hoş kudret-i Mevlâ-yı çemen

5 Ne kadar teng-dil olsa açar ol gonca gibi
Dil-güşâ manzara-i sâhe-i pehnâ-yı çemen

6 Penbe-i gafleti al gûş-ı dil ü cânuñdan
Diñle tesbîh idiyor şevk ile ebnâ-yı çemen

7 Başladı nagme-i Dâvûd ile gül gül dimege
Yine feryâda gelüp mürg-i şeker-hâ-yı çemen

8 Lâlenüñ elde ayagı bir ayag üzre turup
Nergisi mest kılup sâgar-ı sahbâ-yı çemen

9 Serv şimşâd sanavber dahi ‘ar‘ar baş egüp
Cümle tebrîke gelüp itdi temennâ-yı çemen

10 Sünbül ü zülfi perîşân ile şebbûy ü semen
Lübb-i âdâb ile bûs eylediler pây-ı çemen

11 Bülbül ü kumrı vü tûtî sesi te’sîr iderek
Her nefes dem çekiyor sûziş ile nây-ı çemen

12 Hâsıl-ı ‘ömr-i ‘azîzdür diyerek dün gice dil
Şevkden yatmadı subh eyledi sahrâ-yı çemen

13 Gördi saf-beste olup kıbleye ikbâl itmiş
Sebz-câm ile turur hizmete ber-pâ-yı çemen

14 Hızr-pîşen ki gelür feyz-i yemânî her gice
Her demüñden senüñ ey Hızr-ı semen-sâ-yı çemen

15 Bir tarafdan esiyor bâd-ı nesîm ile sabâ
Yakalar çâk ide tâ her gül-i ra‘nâ-yı çemen

16 Bir tarafdan okuyor dersini tekrâr iderek
Urdı gülbangını hem bülbül-i şeydâ-yı çemen

17 Var ise sem‘ ü basar gûş kıl âvâz-ı hezâr
Ey Sebâtî seheri eyle temâşâ-yı çemen

Tahmîs Be-Gazel-i Hayâlî
168
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 ‘Aklı yagmaya viren kad ü ber-dûşuñdur
Beni dîvâne kılan nergis-i medhûşuñdur
Cigerüm pâreleyen per-pere mengûşuñdur
“äabrımı gâret iden hâl-i binâgûşuñdur
Dili âşüfte kılan sünbül ü gül-pûşuñdur”

2 Geldi biñ neş’e ile işte yine fasl-ı bahâr
Aç yüzüñ ey gül-i ter reşk ide tâ bâg u hezâr
Mevsim-i gülde gerek bülbül ide nâle vü zâr
“Sen ne gülşen gülisin kim bu gün ey jâle-‘izâr
‘Âlemüñ bülbül-i gûyâları hâmûşşuñdur”

3 Görse Bihzâd ile Mânî ruh-ı mehtâbuñı ger
Nakş-ı hüsnüñde kaşuñ tâkına elbet baş eger
Hâl-i hindû-veşüñ ey meh hele biñ câna deger
“Hatt-ı reyhânuñı çekmiş yed-i kudret ki meger
Âyet-i nûr okunan ‘ârız-ı menkûşuñdur”

4 Ser-be-ser ‘âlemi dil itmiş iken geşt-i güõâr
Görmemiş sencileyin mest-i kadeh-hâre ‘ayâr 60
Bu kadar derd-keş olma yeter ey çeşm-i nigâr
“Ne harâbâti imişsüñ meded ey gamze-i yâr
Tende kanum kurudan ikide bir nûşuñdur”

5 Hayl-i hûbândan ey meh seni göñlüm seçeli
Göreli mâh-ruhuñ gâh açık geh peçeli
Oldı dîvâne Sebâtî ser-i kûyuñ geçeli
“Bâde-i ‘aşkuñı ey dost Hayâlî içeli
Gelmedi başına ‘aklı dahi ser-hoşuñdur”

Müstezâd
169
Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün
Mef‘ûlü Fe‘ûlün

1 Senden düşeli ayru göñül n’oldı gör ey mâh
Bir sen de ol âgâh
Odlara düşüp yandı kamû cân u tenüm âh
Hem dahi ciger-gâh

2 Hicrüñle göñül subha degin eyledi feryâd
Kıldı beni berbâd
Düşvâr imiş ‘aşkuñ yolunı bilmedüm eyvâh
Çekdüm elem-i râh

3 Her çend dolaşdum gezerek kûy-ı cinânı
Yok õerre nişânı
Şeb-târ idi düşdüm yola tâ vakt-i seher-gâh
Buldum veli bir râh

4 ‘Aşkuñ yoludur bunda dilâ havf u hatar çok
Hîç dâd-resim yok
Feryâd iderek söyledi dil şevk ile nâ-gâh
Yâ Hazret-i Allâh

5 Göster sanemâ bendeñe bir râh-nümûnı
Kurtar bu cünûnı
äahrâ-yı melâmetde kalup eylemeyem âh
Eyle beni âgâh

6 Kimdür sebeb-i vuslatum âyâ o nigâre
Kim derdüme çâre
Eyler de baña gösterür ol kurb-ı ilallâh
Hem seyr-i ma‘allâh

7 Takdîr-i Hüdâ anda imiş bir şeh-i hûbân
Cânum aña kurbân
Bir serv-i hırâmân ki özi ‘âşık-ı lillâh
Hem ‘ârif-i bi’llâh

8 Hâk-i rehine rûyını kim sürdi Sebâtî
Ol buldı necâtı
Sürdüm yüzümi pâyına çün bitdi bu dil-hâh
El-minnetü li’llâh

Kasîde-i Hamdiye
170
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün

1 Garîk-i bahr-i ihsân ü na‘îmüz
Saña biñ hamd ü şükr olsun İlâhî
Farîk-i fırka-i ‘ilm ü ‘alîmüz
Saña biñ hamd ü şükr olsun İlâhî

2 Ezelden mü’minem Rabbim Hüdâdur
Resûlüm hem Muhammed Mustafâdur
İmâm A‘zam baña meõheb-nümâdur
Saña biñ hamd ü şükr olsun İlâhî 61

3 ‘Akîdem pâk sînem pür-safâdur
İmâmım çâr-yâr-ı bâ-safâdur
Dilüm pervâne-i şem‘-i vefâdur
Saña biñ hamd ü şükr olsun İlâhî

4 Kelâm-ı Hakk kadîm ü muktedâdur
Yöneldük kıblemüz beyt-i Hüdâdur
Namaz-ı penç-gâh nûr-ı hüdâdur
Saña biñ hamd ü şükr olsun İlâhî

5 ‘Ademden geldüm iklîm-i vücûda
İrişdüm nice yüz bin feyz ü cûda
Teşekkür birle dil vardı sücûda
Saña biñ hamd ü şükr olsun İlâhî

6 Husûsıyle bize ey Rabb-i Rahmân
Şerî‘atle tarîkat kılduñ ihsân
N’ola vird eylesem her lahza vü ân
Saña biñ hamd ü şükr olsun İlâhî

7 Sebâtî-veş sebâte kân kılduñ
Garîk-i lücce-i ihsân kılduñ
İmâm-i türbe-i Şirvân kılduñ
Saña biñ hamd ü şükr olsun İlâhî

Münâcât Be-Dergâh-ı Kâêıü’l-Hâcât
171
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün

1 Habîbüñ Mustafa hakkı Hüdâyâ
Bizi bu nefs elinden sen halâs it
Ebu Bekrüñ dahi sıdkı hakıyçün
Bizi bu nefs elinden sen halâs it

2 ‘Ömer ‘adli dahî ‘Osmân hayâsı
‘Alî Zehrâ Hasan Hüseyn sehâsı
Bi-hakkı Ka‘be vü Merve äafâsı
Bizi bu nefs elinden sen halâs it

3 İlâhî ‘âcizim lutf it kerem kıl
Makâm ü meskenüm Beytü’l-Haram kıl
Bu kalb-i bî-şerârum muztarım kıl
Bizi bu nefs elinden sen halâs it

4 ‘Aceb bu nefs elinden pây-bendüz
Pey-â-pey râhına her dem revendüz
İlâhî ‘âcizüz bend-i kemendüz
Bizi bu nefs elinden sen halâs it

5 Bu ümmet içreyüz ehl-i kebâ’ir
Kanı a‘mâlimüz ihlâsa dâ’ir
Dilüm vesvâs ü hannâs oldı zâ’ir
Bizi bu nefs elinden sen halâs it

6 Sebâtî söylerem her dem İlâhî
Nefis kaydıdurur derdüm İlâhî
Hatâ ‘isyânda ferdüm İlâhî
Bizi bu nefs elinden sen halâs it 62

Müfredât
172
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

Ne kim ‘isyân ü nisyân var anuñ mevsûfı insândur
Nakâısdan berî ancak Cenâb-ı Rabb-i Rahmândur

173
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

Firkat ü hasret nedür bilmem Sebâtî yâr ile
İkimiz de bir direksüz gök-çadur altındayuz

Ferd-i Fârisî
(۱۰)

مرا اى جان بيازارى من از تو هئچ نياز ارم
ولى از تو نياز ارم كه از من تو نيازارى

Amasya’da Defîn-i Hâk-ı ‘Itr-nâk Olan Pîr İlyâs Hazretleriniñ
Türbe-i Şerîfine Söylenmişdür
174
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 äâf kılmak ister iseñ kalbi çirk ü pâsdan
İhtilâtı kes ‘azîzüm gel ‘avâmü’n-nâsdan

2 Sâlik-i râh-ı hidâyet ol dem-â-dem sa‘y idüp
Gel ziyâret eyle feyz al şâh-ı Pîr İlyâsdan

3 äıdk u ihlâs ile her kim yüz sürer dergâhına
Hâli eyler sînesin hayli zamân hannâsdan

4 Cünd-i Hakdur şübhesiz õikr-i cemîl-i evliyâ
Õikr idüp kurtar derûnuñ leşker-i vesvâsdan

5 Düşmen-i nefsi sımak çün ey Sebâtî dem-be-dem
Õikr-i Hakkı çek yüri bir tîgdur elmâsdan

Bu dahi Mehmed Paşa Câmi‘i Şerîfinde Medfûn Evliyâ-i Kirâmdan
Habîb Karamânî Hazretlerinüñ Kabr-i Şerîfi Taşına Söylenmişdür
175
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 ‘Ârif-i bi’l-llâh şeyh-i Halvetî
Bu Habîb-i Karamânî hazreti

2 Bak Şakayık şerh ider evsâfını
Hazret-i şeyhine vardur nisbeti

3 Molla Câmî Nefehât içre yazar
Lafz-ı kabz olmışdur anuñ rıhleti (902)
قبض
4 Kabrinüñ tecdîdine sa‘y eyleyüp
Hem Mehemmed Beg de aldı himmeti

5 Ey Sebâtî kim aña bir fâtihâ
Okuya bulsun cihânda ‘izzeti (1306) 63

Bu dahi Küklüs Nâm Mevkî‘de Medfûn Mevlânâ Şeyh İsmâ‘il Sirâceddîn Eş-Şirvânî Hazretleri Hakkında Söylenmişdür
176
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Zahmeti rahmet imiş Hazret-i Mevlânânuñ
Hizmeti ‘izzet imiş Hazret-i Mevlânânuñ

2 Kelb-i kûyı ile hem-sohbet olup gezmesi de
Bâdi-i rif‘at imiş Hazret-i Mevlânânuñ

3 Kavl ü fi‘l-i harekâtını bütün söylediler
Cümlesi şefkat imiş Hazret-i Mevlânânuñ

4 Âdem er görse idi dirdi be-hak türbesini
Gûşe-i cennet imiş Hazret-i Mevlânânuñ

5 Hamdü li’llâh Sebâtî bize tâ rûz-ı ezel
Hizmeti kısmet imiş Hazret-i Mevlânânuñ

177
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Meded ey şâhid-i Şirvân-ı Habîb-i ezelî
Bezm-i ‘uşşâka götür bâdeyi sun lem-yezelî

2 Âteş-i şevk ile yandı cigeri ‘uşşâkuñ
Teşne-leb Ka‘be-i kûyuñ hevesiyle gezeli

3 Sâkiyâ başuñ içün bir tek ayaguñ olsun
Lutf kılsañ ne olur la‘l-i lebüñden mezeli

4 Pek de erzân degil fâkihe-i bâg-ı kemâl
Gülşen-i dehre deger şâh-ı ma‘ârif gazeli

5 Hâdim-i hâk-i derüñdür ki Sebâtî söyler
Dem-be-dem sûziş ile böylece rengîn gazeli

Bu Dahi Bâyezîd Paşa Mahallesinde Câmi‘ ve Türbe-i Mahsûsasında
Medfûn Şeyh Hamza Nigârî el-Karabâgî Hazretlerinüñ Vefâtı Tarîhidür
178
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 İrtihâl itdi dirîgâ ‘ârif-i billâhımuz
Ey göñül min-ba‘d çıksun göklere dek âhımuz

2 Ey dirîgâ hasretâ vü firkatâ kim nâgehân
Gitdi emr-i irci‘ ile mürşid-i âgâhımuz

3 Şems-i burc-ı evliyâ vü şem‘-i bezm-i ‘âşıkân
Vâkıf-ı esrâr-ı Hak ol Pîr Hamza şâhımuz

4 Ahter-i bahtum n’ola düşse zemîne ba‘d-ez-în
Âsumân-ı ‘aşkdan çün kim tolandı mâhımuz

5 Ser-nigûn halk olmuşuñ ey sırça sakf-ı vâjgûn
Kim yazılsun cevfüñe her dem bizüm eyvâhımuz

6 Ba‘de hâõâ ey Sebâtî âyet-i sabrı oku
Tâ hidâyetler kılup tevfîk vire Allahımuz

7 Hâtif-i gaybî götürdi söyledüm târîhini
Gitti hayfâh dil cihândan mürşid-i âgâhımuz (1303) 64
كتدى حيفاه دل جهاندن مرشد آكاهز

Müşârü’n-ileyh Hakkında Söylenilen Mersiyedür
179
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 ‘Âşıkân kûy-ı Nigâre yine aglar çekilür
Korkaram aglamadan gözlere aglar çekilür

2 Mâhi-i matlabı bulmañ a gözüm aglamadan
Âb-ı çeşmüm döküvir gör nice aglar çekilür

3 Ey göñül aç gözüñüñ birce karabâgını gör
Ki Karabâglı mehe biñ kara baglar çekilür

4 Mâtemiyle yine mât oldı cünûn tek ‘uşşâk
Anları baglamaga çok kara baglar çekilür

5 Girye-i ebr-i gamum bâd-ı belâ birle bugün
Cûy-ı eşküm sanemâ gör nice çaglar çekilür

6 Tâb kılmaz bu gama tâg u şecer seng ü meder
El-amân söylemeyüñ sîneme daglar çekilür

Müşârü’n-ileyhüñ Mahdûm-ı Siyâdet-i Melzûm-ı ‘Âlîleri Muhammed Sirâceddîn
Efendiniñ Vefâtına Mersiye-gûn Târîhidür
180
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Âh kim söndi sirâc-ı bezm-i ‘irfân ey dirîg
Kaldılar ehl-i muhabbet sîne sûzân ey dirîg

2 Geldi emr-i irci‘i çün gitdi ol peyk-i vefâ
Tâbi‘-i hikmet meşîyet emr ü fermân ey dirîg

3 Hâne-i ‘işret harâb oldı kırıldı şîşeler
Sâki-i gül-çehre kaldı mest ü hayrân ey dirîg

4 Düşdi mutribler elinden târ ü çeng ü ûd u nây
Mecma‘-ı yârâna düşdi âh efgân ey dirîg

5 Ol ziyâ-ı çeşm kim cân u dil-i ‘uşşâk idi
Gitdi hayfâ kaldı bunlar bî-dil ü cân ey dirîg

6 Görmemişken kimseler rûyuñda âsâr-ı melâl
Hazret-i Seyyid Nigârî kıldı efgân ey dirîg

7 Ey dil-i mâtem-serâ bir âh çek kim derd-nâk
Düşsüñ iklîm-i vücûda nâr-ı hırmân ey dirîg

8 Ârzû-yı mevt ider göñlüm kanı câm-ı ecel
Kim bu derde yokdur andan gayrı dermân ey dirîg

9 Râhat-ı cân ü dilüñ gitdi sebâtı ba‘d-ez-în
Cây-ı âsâyiş saña olmaz mı nîrân ey dirîg

10 İstedüm tab‘-ı Sebâtîden anuñ târîhini
Âh hasret çekdi ol an didi bî-cân ey dirîg (1291)
بيجان اى دريغ

Amasya’da Hızır Paşa Cami‘-i Şerîfi-çün Söylenmişdür
181
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Gel ey zâ’ir oku bir kez Hızır Paşa-yı õî-şâna
Dahi seyr it muvaffak oldugı hayrât u ihsâna

2 Budur insân-ı kâmil kim hayâtında idüp gûşîş
Bu ma‘bed-hâneyi yapdırdı mahsûs ehl-i îmâna

3 Namâzı penc ile ‘îdın vü cum‘a hoş edâ olsun
Niyâz itsün gelüp bu yerde söyleñ her müselmâna 65

4 Sezâdur sûre-i seb‘ü’l-mesânîyle üç ihlâsı
Okuyup rûhına bahş eylemek her ferd-i insâna

5 Sebâtî sıdk ü ihlâsla oku bir Fâtihâ hatm it
O õâtuñ vasfı çün sıgmaz yazılsa levh-i imkâna (1307)

äudûr-ı A‘zamdan Ahmed Hulûsî Efendi Hazretlerinüñ Vefâtına Dâ’ir Târîhdür
182
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Yine gerdûn-ı felek bir ‘aks-i devrân eyledi
Devrine halk-ı cihânı mât u hayrân eyledi

2 Bir vahîd-i dehr kim fevkinde merd-i õü-fünûn
Bir dahi gelmez cihâna cümle îkân eyledi

3 äâhib-i hilm ü tevâzu‘ pür-beşâşet õât iken
Âh vâveylâ felek hâk ile yeksân eyledi

4 Kâêı-i ‘asker semâhatlü Hulûsî hazretin
Gör nice keçrev felek bu hâke pinhân eyledi

5 Bâdi-i gufrândur kim mîzbân-ı çarh anı
Vâlid-i mâcidleri cenbinde mihmân eyledi

6 Yâ Ehad Ahmed Hulûsî bende-i muhlisdurur
Yarlıgagil rahmetüñle her ne noksân eyledi

7 Çıkmadı târîh Sebâtî âhsız bir âh ile
Tayr-ı rûhı âşiyân-ı kudse tayrân eyledi (1305)
طير روحى آشيان قدس طيران ايلدى آه

Haremeyn Pâyelilerinden Hacı ‘Îsâ Rûhî Efendi Hazretlerinüñ
Vefâtı Târîhidür
183
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün

1 Dirîgâ baḥr-i ‘ilmüñ bâd-bânı
Vücûd-i zevrakuñ gark itdi nâ-gâh

2 Felâtûn-ı zamân ü bahr-i hikmet
Ma‘ârif memba‘ı bir merd-i âgâh

3 Budur dâmâd-i Mevlânâ-yı Şirvân
Odur kutb-i mukaddes pîr-i dergâh

4 Dirîgâ hasretâ vü haybetâ kim
Ecel peykine nâ-gâh oldı hem-râh

5 Olup hem-nâm-i ‘Îsâ ibn-i Meryem
Kılup terk-i cihân eyvâh ṣad âh

6 Mesîhü’l-vakt idi mutlak kim anı
Semâ‘-i râbi‘e ref‘ itdi Allâh

7 Sebâtî hüzn müstevlî olunca
Didüm târîh bâ âh-ı seher-gâh (1303) 66
با آه سحركاه

Meşâhîr-i ‘Ulemâdan Hâce Mehmed Emîn Ardahânî Hazretlerinüñ Vefâtına
Dâ’ir Târîhdür
184
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Bu merkad kim gözüm sandûka-i rûh-ı revânıdur
Su’âl itsüñ kabir içre kimüñ rûh-ı revânıdur

2 Felâtûn-ı zamân ü bahr-i hikmet ma‘deni ‘ilmüñ
Ferîd-i ‘asr-ı vahîd dehr-i Hâce Ardahânîdür

3 İdüp hicret gelüp bu hâkde defn olmak el-hâsıl
Hüdâ’nuñ hikmeti hakkâ Hakuñ sırr-ı nihânıdur

4 Tutup takvâ rehin hablü’l-metîn-i şer‘i destinde
Melâõ-ı melce’-i Hakdur ne hoş dârü’l-emânîdür

5 Şefi‘i rûz-ı mahşerde Muhammed Mustafâ olsun
Ki oldur dest-gîr-i ümmet ol gün hem zamânıdur

6 Temennâ zâ’irinden sûre-i seb‘ü’l-mesâniyle
Dahi ihlâs-ı hâs ile güzel bir armaganıdur

7 Sebâtî zann-ı gâlible didüm târîhini ben de
Ümîd ider göñül hakkâ anuñ cennet mekânıdur (1304)
اميد ايدر كوكل حقا انك جنت مكانيدر

Gümüşhacıköy Müftîsi El-Hâc İsmâ‘îl Hakkı Hazretlerinüñ
Vefâtına Dâ’ir Târîhdür
185
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Fakîh-i pür-fazîlet müfti-i şer‘-i Hüdâ eyvâh
Göçüp şehr-i fenâdan ol bekâ mülkine tutdı râh

2 ‘Aceb lutf-ı kerem ıssı idi kim rûz u şeb anuñ
Açıkdı bâb-ı in‘âmı gelürdi mihimân her gâh

3 Budur ol Hâcı İsmâ‘îl Efendi kim cihân yek-ser
Senâ-hânı idi el-hak melek meşrebli ‘âlî-câh

4 Oku seb‘u’l-mesânîden Sebâtî söyle kim târîh
Okunan Fâtihadan ola rûhı her dem-i âgâh (1304)
اوقونان فاتحهدن اوله روحى هر دم آكاه

Erzurûmda Topcı Alayı Kâtibi İshâk Efendinüñ Vâlidesi Hayât Hanımuñ
Vefâtına Mûmâ-İleyh Tarafından Bi’l-vekâle Söylenilmişdür
186
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Hayât-ı câvidân bahş it Hayâta el-amân Mevlâ
Yoluñda beõl-i cân itdi çün ol haylî zamân Mevlâ

2 Şefî‘i rûz-ı mahşerde anuñ hayru’n-nisâ olsun
‘Usât-ı ümmete oldur o gün dârü’l-emân Mevlâ

3 N’ola ratbü’l-lisân olsa geçüp ‘atş-ı kıyâmetden
Seni õikr eyledi dilde idince terk-i cân Mevlâ

4 Benüm bu nûr-ı çeşmüm bâ‘is-i feyz ü hayâtumdur
Anı ‘afv eyle kim bizden ola râzı hemân Mevlâ

5 Buña târîh-i tâm ‘abdüñ Reşâduñ bu ricâsıdur
Celîsüñ mülk-i cennet kıl enîsüñ hûriyân Mevlâ (1299) 67

Ehibbâdan Amasya Mahkeme-i Bidâyet Başkâtibi Nâzım Beyüñ Mahdûmı Necâbet-i Melzûmları İçün Velâdet Târîhidür
187
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün

1 Şeb-i kadr olmalı yâhud regâ’ib
Ki geldi ‘âleme Mahmûd Râgıb

2 Mu‘ammer eylesün ma‘bûd-ı mutlak
Kılup mes‘ûd her bir ‘ilme tâlib

3 Makâsıddan budur maksûd-ı ‘aslî
Ola hayru’l-halef kesbü’l-metâlib

4 Beşâretler saña ey Mîr Nâzım
Hüdâ ihsân idüp ferzend-i gâlib

5 Didüm târîhini söyle Sebâtî
Didi târîh-i tâm Mahmûd Râgıb (1301)
محمود راغب

Bu Dahi Lâdik Kâ’im-makâmı Cemîl Beyüñ Mahdûmunuñ
Velâdetine Târîhdür
188
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Şübhesiz hayru’l-halefdür söylesem olmaz ‘acîb
Kim rebî‘ü’l-evvel içre eylemiş Mevlâ nasîb

2 ‘İlm ü ‘irfân sâhibi kılsun Hüdâ-yı lem-yezel
Mekteb-i ma‘nâda olsun hâce-i pür-fenn edîb

3 Ahter-i ikbâl ile olsun cebîni tâb-nâk
Hurşid-i bahtı sa‘âdet burcuna olsun karîb

4 Hamdüli’llah eşref-i evkâtde lutf-ı Hüdâ
Eylemiş ihsân bir hayrü’l-halef gâyet necîb

5 Söyledüm aña Sebâtî söylerem târîhiñi
Pek güzel ismüñ Muhammed muhlisüñ olsa nesîb (1302)
پك كوزل اسمك محمد مخلصك اولسه نسيب

Ferzend-i Ercümend ‘Âcizî Muhammed Celâleddîn Rûmînüñ
Velâdeti Târîhidür
Fârisî
(۱۱)

دو صد سال و نود پنج بود رومى
جهان امد جلال الدين رومى

مرا لطف خدا پورى فرستاد
بچشم من بسى تورى فرستاد

دلا شاكر بايزد باش داﺌم
چو فرزندى چنين حق كرد قاﺌم

اكر ياران زمن تاريخ جويند
كلى از بوستان دل ببويند

محمد با جلال الدين بر آرام
بدأن فرزند را تاريخ دارم

Bu Dahi Semere-i Dıraht-ı Vücûdum vü Dâreynde Sermâye vü Sûdum
‘Ali Hâver Efendinüñ Târîh-i Velâdetidür
189
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün

1 Biñ üç yüz oldugunda sâl-i hoş-fâl
‘Alî Hâver cihâna geldi fi’l-hâl 68

2 İde hayrü’l-halef Rabbim Te‘âlâ
Mu‘ammer eyleyüp bi’l-‘izz ü ikbâl

3 Kılup ism-i müsemmâsuñ muvâfık
Ola bâbü’l-‘ilim tek sâhib-efzâl

4 Muhammed Mustafâ hakkı Hüdâyâ
Anuñ sen hâlini kıl ahsenü’l-hâl

5 Disüñ her lahza biñ kez şükr Hakka
Dilâ her sâ‘at ü hafta meh ü sâl

6 Ne mümkin şükr-i Hakk îfâ olunsun
Zebânın kat‘ idüp ol ebkem ü lâl

7 Du‘â birle didüm târîh Sebâtî
‘Alî Hâver hemî bâdâ ferah-bâl (1300)
على خاور همى باد افرحبال

İskilib Kaêısı Zâde Muhammed Efendi’nüñ Mahdûmunuñ
Velâdetine Târîhdür
190
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 Merhabâ mülk-i ‘ademden olduñ irşâd ey Fu’âd
Geldüñ iklîm-i vücûda hürrem ü şâd ey Fu’âd

2 Turma ur pistâne dendân tîşesüñ şîrîn şirîn
Bir şehîr-i ‘âlem olgıl misl-i Ferhâd ey Fu’âd

3 Ebr-i rahmet nâzil oldı bitdi bir nev-res nihâl
Gülşen-i bâg-ı emelde çün tu şimşâd ey Fu’âd

4 Dilerem Hakdan seni kâmil mükemmel ehl-i hâl
Hem fazîlet ehli vü her fenne üstâd ey Fu’âd

5 Söyledi nâ-geh Sebâtî turfa bir târîh kim
Kendi ismüñden çıkar ger eyleseñ yâd ey Fu’âd (91)
فؤاد

Oltu Beglerüñden Hâcı äâlih Aga-zâde Ahmed Beyüñ Harem-i Muhteremi
Nene Hanımuñ Vefâtına Târihdür
191
Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

1 Harem-i muhterem-i Ahmed Râgıb Beg iken
Nene Hânum çekilüp gitdi Hakuñ rahmetine

2 Âb u dâne çekerek eyledi medfen burayı
‘Akıl irmez Çalabuñ hikmetine kudretine

3 Gurebâ zümresine eyleyüp ilhak anı
Şühedâ içre n’ola koysa Hüdâ cennetine

4 İrci‘î emrüñi gûş eyleyüp üç yüz senesi
Cân ile kıldı icâbet Çalabuñ da‘vetine (1300)

Fâtih Ders-i ‘Âm Hâcelerüñden Dagıstanlı ‘Ali Nazmî Efendinüñ
Nagme-i İştiyâk Nâm Eserine Söylenmişdür
192
Mef‘ûlü Mefâ‘ilün Fe‘ûlün

1 Ey ‘âşık-ı dil-figâr Nazmî
V’ey tâlib-i vasl-ı yâr Nazmî

2 Ey bülbül-i bagçe-i ma‘ârif
Çi çi zen-i gül-‘izâr Nazmî

3 Geçdi elüme teşekkür itdüm
Açdum okudum kerrâr Nazmî 69

4 Ahsentü bu nagme-i şiyâka
K’andan saçılur şerâr Nazmî

5 Allaha havâle der-i kâ’il
Söylesem eger ne var Nazmî

6 Tab‘uñdur o bâz-ı ma‘rifet kim
Mürg-i dil ider şikâr Nazmî

7 Sende var iken bu saf-şikenlik
Żabt eyleyigör diyâr Nazmî

8 Tâ ide Sebâtî gâ’ibâne
äîtuñ ile iftihâr Nazmî

Amasya Tapu Müdîri ve Erzincân Eşrâfından ‘İzzetlü Cevdet Efendinüñ Mahdûmı
Tal‘at Begüñ Vefâtı Tarîhidür
193
Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün

1 Kamû şey küll-i şey’in hâlekedür
Saña ey ibn-i Cevdet Mîr Tal‘at

2 Ledu li’l-mevti vebnu li’l-harâbî
Lisânü’l-gayb ider takrîr Tal‘at

3 Eger gûş eylesek kabrin türâbı
İder bâkî Hüve teõkîr Tal‘at

4 Kalem aglar mürekkeb kara baglar
İdersem mâtemüñ tahrîr Tal‘at

5 Senüñ gibi ma‘ârif gül-bünin hayf
Dürşürdi hâke çün takdîr Tal‘at

6 Bütün gün eb ü ‘amm ü emm ü hâlüñ
İder vâ hasretâ tekrîr Tal‘at

7 Kesildi tâkat ü sabr u sebâtı
Enîsüñ hem nedür tedbîr Tal‘at

8 بكش بر سنك قبرش اى ثباتى
دو صورت شير اجل نخجير طلعت

9 نويش اين مصرع برجسته تاريخ
بكو ايواه تو فى مير طلعت
(1306)

Târîh-i Tertîb ü İkmâl in Dîvân-est
194
Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün

1 ‘Avn-i Hakla dâ’imâ olsun be-nâm âsârımuz
Bir müşârün bi’l-benân beyne’l-enâm âsârımuz

2 Sâyesinde sîma-i ‘Abdülhamîd Hânuñ müdâm
Neşr olup tutsun dem-â-dem Rûm u Şâm âsârımuz

3 İstifâde itmege kâfî iken her mısra‘ı
N’ola hürmetle tutarsa hâs u ‘âmm âsârımuz

4 Puhte merdüñ kavlidür çün kavl-i şârih mu‘teber
Kavl-i kavval añlama ey merd-i hâm âsârımuz

5 Feyz-i Rûhü’l-Kudsden bir õerreye mâlikdür ol
Bir Mesîhü’l-vaktdür yuhyi’l-‘izâm âsârımuz

6 Yâ İlâhî çeşm-i hâsidden anı hıfz eyle kim
Çün nizâmü’l-mülk bulsun hoş nizâm âsârımuz 70

7 Dâ’imâ te’yîd-i tevfîküñ aña olsun refîk
Tâ kıyâmet eylesün nasb-ı hıyâm âsârımuz

8 Bahtını bîdâr idüp anuñ o hayy u lâ-yenâm
Dem-be-dem eyler terakkî subh u şâm âsârımuz

9 Hamdü li’llâh eşref-i evkâtde lutf-ı Hüdâ
Yâver oldı bizlere buldı hitâm âsârımuz

10 Ey Sebâtî tab‘ına târîh-i cevher-dârdur
Hamdü li’llâh vermede hem şevk-i tâm âsârımuz (1307)
شوق تام اثارمز

Okuyanlar rûhuma bir Fâtiha bahş eylesün
Tâ kim ola bizlere dârü’s-selâm âsârımuz 71

Mevlânâ Şeyh İsmâ‘îl Sirâceddîn Şirvânî kaddese sırruhu’l-‘âlî hazretleri ahfâdından ve Kaz‘asker Ahmed Hulûsî Efendi evlâdından olup fazl-ı kemâl ile kesb-i imtiyâz itmiş olan mahkeme-i temyîz mümeyyizlerinden fazîletlü ‘İsmâ‘îl Sirâceddîn Efendi hazretlerinüñ iş bu dîvân hakkında söylemiş oldukları takrîz-i belîgleridür:
Cedd-i emcedüm Mevlânâ Şeyh İsmâ‘îl Sirâceddîn eş-Şirvânî el-Kürdemîrî kaddese sırrıhu’l-celî hazretlerinüñ Amasya şehrinde defîn-i hâk-i ıtır-nâk olan türbesi mescîd-i şerîfinüñ imâmet ve türbe-dârlık hizmet-i müftehiresinde yigirmi beş seneden berü sâbit kadem mihrâb-ı ‘ibâdet olan Hâfız Mehmed Sebâteddîn Efendi’nüñ müşârun ileyhüñ kuvve-i ma‘neviyesi füyûzâtıyla nümûne-nümâ-yı cennât-ı ‘âliyât olan ol mevki‘-i pür-feyz-i envârda zuhûr-ı tecelliyât ile hâme-rân-ı himmet oldukları iş bu dîvân-ı manzûru’l-haza-i fakîrâne oldı hakkâ ki bundan buldıgum letâfet ve nikâb ve mezâyâ nazmınuñ õâten fenn-i nazm ve me‘ânîdeki iktidâr-ı şâ‘irâne ve cümle nezdinde bedîhî bulunan hüsn-i tabi‘at ve kelâm-ı mâhirânesini bir kat daha derece-i kusvâya îsâr eylemiş oldugından şu dîvân-hâne-i şi‘r ü inşâda mûmâ ileyhi tebrîk ve tehniyetden başka bir söze mahal göremem mine’ş-şükr ve’t-takrîzü’l-ecr ve’t-ta‘vîz.
el-Fakîr Şirvânî-zâde İsmâ‘îl Sirâceddîn

***

Tahniyye İdâre-i ‘Askeriyyesi Baş-kâtibi Edîb Bedîü’l-beyân Şâ‘ir Vasî‘ü’l-‘irfân ‘İzzetlü Nazîf Beyefendinüñ İhdâ Buyurdukları Takrîz-i Belig ü Latîfdür

Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

1 Sezâdur gevher-i nazmuñ çekilse rişte-i câna
Ki her harfi meõâk-ı ‘aşkdur müştâk-ı cânâna

2 Zihî ey kahramân-ı ‘arsa-i şi‘r ü sühen-dânî
Hüner-mendân-ı ‘asrı hep düşürdüñ câh-ı hayrâna

3 Eyâ mest-i şarâb-ı sâfi-i esrâr-ı lâhûtî
Makâl-i şekker-efşânuñ safâ-bahş itdi rindâna

4 Me‘ânîsi rumûzât-ı hadîs-i ‘aşk-ı vahdetdür
‘İbârâtı ider keşf-i hakîkat ehl-i ‘irfâna

5 Mezâyâsı ser-â-ser Mâni-i nakş-ı belâgatdür
İder tasvîr levh-i fikre biñ resm-i fasîhâne

6 Te‘âlâ âh ne şevk-efzâ ne rengîn bir eserdür bu
Ne hoş şerh-i melâhatdür kitâb-ı hüsn-i hûbâna 72

7 Sebâtî sırr-ı isbatı sebûtât-ı hakîkâtle
İdüp müsbet sebât-ı ‘aşk ile tekmîl bu dîvâna

8 Hünerle ‘arsa-i satranç-ı hoş-güftâre at sürdi
Bırakdı hayrete erbâb-ı şi‘ri hep o ferzâne

9 Kemâlâtın ider tahsîn elbet cümle eslâfı
Ki i‘câz-ı fesâhat gösterür eş‘âr-ı Sehbane

10 Nizâm-ı mülk-i ‘aşka nüsha-i kânûn-ı bî-hemtâ
Dinülse ger be-câdur bu kitâb-ı hikmet ‘unvâne

11 Nazîfâ eyleme sa‘y-ı ‘abes takdîr-i evsâfa
Ne te’sîri olur bir katrenüñ ol bahr-ı ‘ummâna

***

Nev-resîde-gân-ı Ezkiyâdan Edîb-i Kâmil Şîrîn-suhân Bahrî Efendi Birâderimizüñ
İrsâline ‘İnâyet Buyurdukları Takrîz-i Fasîh ve Belîgleridür

Mahsûl-i ‘aşk u şevkiñüz, âsâr-ı feyz ü fazlıñuz şi‘r-i edebe pek ‘âlî bir (yâdigâr-ı cezbe-âver) ve pek degerli bir (bergüõâr) neşve-perverdür.
Lisân-ı hâl ü hakîkatle söylenen şu eş‘âr-ı dilârâ vâkıf-ı mezâyâ-yı kemâl-i rûhânî olan her dil-i bî-dâr-ı ‘âlî-‘irfânı ve bütün ma‘nâ-şinâsân-ı ‘asr u zamânı õevk-yâb eyler.
Mazhar-ı ‘aşk u feyz-i hakîkat olan erbâb-ı hâl ü kemâlüñ şîve-i güftârındaki te’sîr-i latîf ü leõîõ ne de var.
Neşr-i envâr-ı ‘aşka ‘âid sa‘y ü sebât-ı ‘âşıkâneñüzi bütün vâye-dârân-ı ‘aşk u ‘irfân takdîr ider.

Hülâsâ
Hayru’l-halef hükmünde eyâ şâ‘ir-i hoş-hâl
Hıfz eyleyecek yâd-ı cemîlüñ bu eserdür

KAYNAKÇA

Abdi-zade Hüsameddin Hüseyin, Amasya Tarihi, C. 8.
Bilgin, Azmi, Divân-ı Seyyid Nigârî, Mir Hamza Nigârî, Kule İletişim Hizmetleri, İstanbul, 2003.
Çalışkan, Adem, Sebâtî ve Divanı’ndan Seçmeler, Kurgan Edebiyat, Ankara, 2017
Ekinci, Filiz Oruç, mülakatı, Amasya, 22. 01.2018.
Hakverdioğlu, Metin Talibi ve Divançesi, Gece Kitaplığı, Ankara, 2017.
İnal, İbnül Emin Mahmud Kemal, “Sebâtî”, Son Asır Türk Şairleri, Dergah Yayınları, İstanbul,1988, C. 3.
Kocatürk, Vasfi Mahir, Türk Edebiyatı Tarihi, Edebiyat Yayınevi, Ankara, 1964.
Koç, Nagehan, Hafız Mehmet Sebâtî Divanının Transkripsiyonlu Metni ve İncelemesi, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006.
Komisyon, “Sebâtî”, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, C. 7.
Rıhtım, Mehmet, Mir-zâde Mustafa Fahreddin Ağabali’nin Hüma-yı Arş-Karabağlı Şeyh Mir Hamza Nigârî’nin Menâkıp-nâmesi, Bakü, 2015.
Toprak, Dengiz, mülakatı, İzmir, 18. 05.2018.

EKLER

Amasya Tarihinde Sebâtî:

Sebâtî Mehmed Efendi-Türbeli Hâfız:
Erzurumludur. Şirvân eyâletinde Şeki kazâsı dâhilinde Kutkaşın nâhiyesi halkından Abdulkerim Efendi bin Hacı Mikâil mahdûmudur. Pederi Hacı Hamza Efendi’yle Şirvân’dan kalkup Erzurum’da ikâmet etdikleri esnâda 1264’te doğdu.
Orada tahsîl-i ulûm idüp Amasya’ya geldi. Bu esnâda Şirvânî Hacı İsmâil Efendi’nin türbesi, camiye ikmâl edilmiş olduğundan bu camii şerîfin imâmı olarak kendisine tahsîs edilen türbe civârındaki hânede ikâmet etdi. Bu münâsebetle kendisine Türbeli Hâfız dendi.
1314’te Amasya mekteb-i a’zâsı Fârisî mu’allimi olup türbede kendi ‘âleminde türbenin güzel sesli mü’ezzinin nagamât-ı latîfesiyle dem-güzâr oldu. Otuz yıl kadar bu âlem-i ferâgatta yaşayup 1321 senesi saferinde vefât etdi.
Âlim, halîm, edîb, natûk, gâyet latîf, şekl ü şemâili güzel, mükerrem bir zât idi. Hâfız Sebâtüddîn Mehmed Efendi denirdi. Dîvân-ı eş‘ârını basdırmış ve bir nüshasını da fakîre hediye vermişti. Hayfâ ki yandığından eş‘ârı nakl edilemedi.
Mahdumları Ali Hâver, Ahmed Tâhir efendilerdir. Ali Hâver Efendi, tıbbiye-i askeriye doktor yüzbaşı çıktı. Yanya Hastahane-i Askeriyesi doktoru olmuştu.1334’te Yunânîlerin Yanya’yı işgâlinde vefât etti. (Hüseyin Hüsameddin Yasar, Amasya Tarihi, C. 8, s. 76-77)

Sebâtî Hakkında Yazılanlar ve Belge Fotoğraflar:

BİR HÜZÜN BULUTU
Annesiz çocuklar güler mi bilmem
Yüzünden o hüznü siler mi bilmem
Sebâtî hâlini yavrusun görse
Kabrinde huzuru diler mi bilmem
Bir resim üç küçük üzülmüş melek
Sebâtî evinde yıkılmış direk
Allahım bu hüzne dayanmaz yürek
Zaman ki şu zulmü siler mi bilmem
Ey hüzn çocuklara musallat olma
Annesiz gözlere acıyla dolma
Ey hüzün ne olur karşımda gülme
Sebâtî bu çile dolar mı bilmem
Ne acı bir bakış fesli küçüğüm
Belli ki acılar hep düğüm düğüm
Ey zalim kainat bilme öldüğüm
Anacım saçını yolar mı bilmem
Erkendir her ölüm garip bu dünya
Sebâtî gidince bitti bak rüya
Bir resim bir hüzün çocuk bu güya
Annesiz çocuklar güler mi bilmem
Ali Haver Sebâtî (Oturan- Sebâtî’nin ilk eşinden büyük oğlu), Tahir Sebâtî Toprak (Ayakta sağda), Memduh Sebâtî Bilge (Ayakta Sağda Önde En Küçük), Muhiddin Sebâtî (Solda) (Kaynak: Dengiz Toprak)

Hafız Sebâtî’nin Gelini Sâbire ve Torunları Dengiz Toprak ile Engiz Toprak (Kaynak: Deniz Toprak)

Hafız Sebâtî’nin Torunu Tomris Oruç ve Tomris Oruç’un Oğlu Prof. Dr. Ahmet Yavuz Oruç (Kaynak: Prof. Dr. A. Yavuz Oruç)
Sebati’nin torunlarından Dengiz Toprak İzmir’de yaşamaktadır. Amasya’da 1936’da doğan Dengiz Toprak, A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde Sanat Tarihi ve Türk Sanatı okudu. Bir süre Sanat Tarihi öğretmeniliği yaptı. 1964’te girdiği TRT’den 2001 yılında emekli oldu. Klasik resme ilgisi olan Dengiz Toprak, bu ilgiyi Ressam Turan Erol ve Amcası Muhittin Sebati’ye borçudur. Daha çok manzara çalışan Dengiz Toprak, resimde biçim ve renk dengesini önemser. Şiirler de yazan sanatçı “İnce Bir Çizgide” adıyla bir kitap yayımlamıştır.

Dengiz Toprak, Sebatî’nin Torunu.

Sebâtî’nin İsa Efendi için yazdığı vefat tarihinin hüsn-i hatla yazılmış tablo halidir. Beşiktaşlı Hacı Nuri hattıdır. Bu tablo İsmail Şirvanî’nin türbesinden 2010 yılında çalınmış; sonradan 2017 yılında bir müzayede sırasında fark edilip el konularak bir müzeye nakledilmiştir.

Bu yazı Ebced, KARİKATÜR, Makalelerim, Moleküler Edebiyat, Şiirlerim kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.